BÜN ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "bün" olan, toplam 40 adet kelime bulunmaktadır. bün ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu bün ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde bün olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

BÜNYANOSMANİYE

13 harfli kelimeler

BÜNYAVİRÜSLER, BÜNELEKLENMEK

12 harfli kelimeler

BÜNGÜLDETMEK

11 harfli kelimeler

BÜNGÜLDEYİK, BÜNGÜLDEMEK, BÜNGÜLTEMEK, BÜNGELDEMEK

10 harfli kelimeler

BÜNGÜLEMEK

9 harfli kelimeler

BÜNGÜRMEK, BÜNGEÇMEK, BÜNGEŞMEK, BÜNGÜLMEK, BÜNGÜLDEK, BÜNELEKLİ

8 harfli kelimeler

BÜNLEMEK, BÜNGÜMEK, BÜNLÜMEK, BÜNYAMİN, BÜNBÜLÜK, BÜNGÜDÜK, BÜNGEMEK, BÜNELMEK, BÜNGÜLEK

7 harfli kelimeler

BÜNYECE, BÜNELEK, BÜNÜMEK, BÜNKMEK, BÜNEMEK

6 harfli kelimeler

BÜNNEZ, BÜNYAN, BÜNNÜK, BÜNGÜR, BÜNGET, BÜNGÜL

5 harfli kelimeler

BÜNET, BÜNÜŞ, BÜNEK, BÜNYE

3 harfli kelimeler

BÜN

Bazı kelimelerin anlamları

BÜN

Çekingen. Bugün.

BÜNGEÇMEK

Ayak sinirleri uyuşmak. İncinmek, damar damar üstüne gelmek.

BÜNELEKLİ

Bir yerde durup dinlenmeyen, kurtlu.

BÜNGELDEMEK

Su topraktan kaynamak.

BÜNYANOSMANİYE

Manisa ilinde, Palamut bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

BÜNYAVİRÜSLER

Negatif anlamlı, parçalı ve tek iplik RNA'ya sahip, zarflı virüslerin bulunduğu bir virüs ailesi, Bunyaviridae.

BÜNGÜLMEK

Su fışkırmak. Su topraktan kaynamak. Gülerken göbek oynamak.

BÜNGÜLDEMEK

Su topraktan kaynamak. Su ateşte kaynamak. Coşmak, yerinde duramamak. Yavrusunu veya eşini arayan manda bağırmak. Su güçlü, gürültülü akmak, fışkırmak.

BÜNGÜRMEK

Su topraktan kaynamak. Su ateşte kaynamak.

BÜNGÜLEMEK

Su ateşte kaynamak.

BÜNGÜLDETMEK

Karıştırmak.

BÜNGÜLDEYİK

Kaynak, pınar.

BÜNGÜLTEMEK

Su topraktan kaynamak.

BÜNGÜLDEK

Bataklık. Kaynak, pınar. Suyu bol akan pınar. Gür kaynak. Muş şehri, Erentepe bucağına bağlı bir yer.

BÜNELEKLENMEK

Sığır böğelek tarafından rahatsız edilmek, ısırılmak. Telâşlanmak, heyecanlanlanmak.

BÜNGEŞMEK

İncinmek, damar damar üstüne gelmek. Birbirine dolaşmak. Geriye çekilip, toplanmak.

  -   -   -  

Anlamında BÜN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde BÜN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KALEYDOSKOP

Bir ucu buzlu camla kapatılan, metal veya mukavvadan bir boru içine yerleştirilmiş aynaların aracılığıyla, boru içine konulmuş renkli küçük cisimlerin ve görüntülerin oluşturduğu çeşitli biçimleri gösteren araç, çiçek dürbünü.

DÜRBÜNLÜ

Dürbünü olan.

YAPILIŞ

Yapılma işi. Bir şey yapılırken gerçekleştirilen özellik, nitelik, kuruluş, bünye.

AFTOVİRÜSLER

Bünyesinde şap hastalığı virüsünü de bulunduran Picornaviridae ailesinde bir virüs cinsi.

BÜNYECE

Bünye olarak, bünye bakımından.

BAKAÇ

Dürbün. Vizör.

DÜŞKÜNLÜK

Düşkün olma durumu, iptila. Paraca sıkıntıda olma, gözden düşme. Çoğu kez bünyeye bağlı sürekli ve aşırı güçsüzlük. Rezillik, insana yakışmayan hayat biçimi.

AKÇATI

Antalya şehrinde, Alanya ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Kayseri şehrinde, Bünyan ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

VİZÖR

Kamera, fotoğraf makinesi ve dürbünde bulunan, görüntüyü tam sınırlarıyla kesmeden veya taşırmadan alabilmeyi sağlayan düzenek, bakaç.

STANT

Sergilik. At yarışlarında seyirci tribünü.

AÇIKLIK

Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.

YAPI

Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina. Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme. Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür. Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün. Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür. Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon. Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür. Bir hücrede, bir dokuda, karmaşık oluşumlu bir organizmada elemanların düzeni.

KURULUŞ

Kurulma işi. Yapı, yapılış, bünye. Bir sefer kuvvetini oluşturan birliklerin yapısı. Kasılma. Topluma hizmet, üretim, tüketim vb. amaç ve görevlerle kurulan her şey, tesis.

OBJEKTİF

Nesnel, subjektif karşıtı. Fotoğraf makinesi, mikroskop, dürbün vb. optik aletlerde cisimlerden gelen ışınları alıp ekran üzerine aktaran mercek veya mercek sistemi.

BAĞIŞLANAN

mevhûbün leh, hibe edilen.

AKARCALI

Başkasının malına zarar veren kimse. Bünyece zayıf, hastalıklı kimse.

AMOEBİDA

Lobosea sınıfında, Gymnamoebia alt sınıfında bulunan tatlı sularda yaşayan insan ve hayvanlarda parazitlenen bütün amipleri kapsayan, birçoğu patojen olmayan veya hafif patojen olan, tek bir çekirdek ve mitokondriaya sahip olan, kamçılı evresi bulunmayan, Tubulina, Thecina, Flabellina, Conopodina ve Acanthopodina takımlarını bünyesinde barındıran ameboyit protozoa takımı.

AYNA

Işığı yansıtan, varlıkların görüntüsünü veren, cilalı ve sırlı cam, gözgü, mirat. Gemilerde işaretçi erlerin kullandığı dürbün. Atların diz kapağı. İyi bir durumda, yolunda. Doğramacılık ve yapıcılıkta çerçeve içine geçirilen tahta veya taş levha. Küreğin yassı uç bölümü. Karagöz oyununda perde. Bir olayı, bir durumu yansıtan, göz önünde canlandıran olay, durum, şey. Akıntı ve anaforun birleştiği yerde oluşan su burgacı.

BÜYÜTME

Büyütmek işi. Birisi tarafından yetiştirilmiş kimse. Uzakta duran cisimlere dürbün vb. bir araçla bakıldığında cismi gören açının çıplak gözle bakıldığı zamanki açıya oranı.

ÇALIŞMA

Çalışmak işi, emek, say. Bilimsel ve sanatsal amaçlı ürün. Bünyesindeki suyun azalması veya çoğalması sonucu ağacın biçim ve boyutlarının değişmesi. Bir yapı elemanının yük altında biçim değiştirmesi, az veya çok zorlanması.