Kelimeler arşivi içinde; başında "bün" olan, toplam 40 adet kelime bulunmaktadır. bün ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu bün ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde bün olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
BÜNYANOSMANİYE
BÜNYAVİRÜSLER, BÜNELEKLENMEK
BÜNGÜLDETMEK
BÜNGÜLDEYİK, BÜNGÜLDEMEK, BÜNGÜLTEMEK, BÜNGELDEMEK
BÜNGÜLEMEK
BÜNGÜRMEK, BÜNGEÇMEK, BÜNGEŞMEK, BÜNGÜLMEK, BÜNGÜLDEK, BÜNELEKLİ
BÜNLEMEK, BÜNGÜMEK, BÜNLÜMEK, BÜNYAMİN, BÜNBÜLÜK, BÜNGÜDÜK, BÜNGEMEK, BÜNELMEK, BÜNGÜLEK
BÜNYECE, BÜNELEK, BÜNÜMEK, BÜNKMEK, BÜNEMEK
BÜNNEZ, BÜNYAN, BÜNNÜK, BÜNGÜR, BÜNGET, BÜNGÜL
BÜNET, BÜNÜŞ, BÜNEK, BÜNYE
BÜN
BÜN
Çekingen. Bugün.
BÜNELEKLİ
Bir yerde durup dinlenmeyen, kurtlu.
BÜNGÜRMEK
Su topraktan kaynamak. Su ateşte kaynamak.
BÜNGÜLDEMEK
Su topraktan kaynamak. Su ateşte kaynamak. Coşmak, yerinde duramamak. Yavrusunu veya eşini arayan manda bağırmak. Su güçlü, gürültülü akmak, fışkırmak.
BÜNGEŞMEK
İncinmek, damar damar üstüne gelmek. Birbirine dolaşmak. Geriye çekilip, toplanmak.
BÜNGÜLDEYİK
Kaynak, pınar.
BÜNGÜLEMEK
Su ateşte kaynamak.
BÜNGÜLDETMEK
Karıştırmak.
BÜNYANOSMANİYE
Manisa ilinde, Palamut bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
BÜNGELDEMEK
Su topraktan kaynamak.
BÜNGÜLDEK
Bataklık. Kaynak, pınar. Suyu bol akan pınar. Gür kaynak. Muş şehri, Erentepe bucağına bağlı bir yer.
BÜNYAVİRÜSLER
Negatif anlamlı, parçalı ve tek iplik RNA'ya sahip, zarflı virüslerin bulunduğu bir virüs ailesi, Bunyaviridae.
BÜNGEÇMEK
Ayak sinirleri uyuşmak. İncinmek, damar damar üstüne gelmek.
BÜNGÜLTEMEK
Su topraktan kaynamak.
BÜNGÜLMEK
Su fışkırmak. Su topraktan kaynamak. Gülerken göbek oynamak.
BÜNELEKLENMEK
Sığır böğelek tarafından rahatsız edilmek, ısırılmak. Telâşlanmak, heyecanlanlanmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde BÜN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AYNA
Işığı yansıtan, varlıkların görüntüsünü veren, cilalı ve sırlı cam, gözgü, mirat. Gemilerde işaretçi erlerin kullandığı dürbün. Atların diz kapağı. İyi bir durumda, yolunda. Doğramacılık ve yapıcılıkta çerçeve içine geçirilen tahta veya taş levha. Küreğin yassı uç bölümü. Karagöz oyununda perde. Bir olayı, bir durumu yansıtan, göz önünde canlandıran olay, durum, şey. Akıntı ve anaforun birleştiği yerde oluşan su burgacı.
OBJEKTİF
Nesnel, subjektif karşıtı. Fotoğraf makinesi, mikroskop, dürbün vb. optik aletlerde cisimlerden gelen ışınları alıp ekran üzerine aktaran mercek veya mercek sistemi.
KALEYDOSKOP
Bir ucu buzlu camla kapatılan, metal veya mukavvadan bir boru içine yerleştirilmiş aynaların aracılığıyla, boru içine konulmuş renkli küçük cisimlerin ve görüntülerin oluşturduğu çeşitli biçimleri gösteren araç, çiçek dürbünü.
VİZÖR
Kamera, fotoğraf makinesi ve dürbünde bulunan, görüntüyü tam sınırlarıyla kesmeden veya taşırmadan alabilmeyi sağlayan düzenek, bakaç.
AMOEBİDA
Lobosea sınıfında, Gymnamoebia alt sınıfında bulunan tatlı sularda yaşayan insan ve hayvanlarda parazitlenen bütün amipleri kapsayan, birçoğu patojen olmayan veya hafif patojen olan, tek bir çekirdek ve mitokondriaya sahip olan, kamçılı evresi bulunmayan, Tubulina, Thecina, Flabellina, Conopodina ve Acanthopodina takımlarını bünyesinde barındıran ameboyit protozoa takımı.
KURULUŞ
Kurulma işi. Yapı, yapılış, bünye. Bir sefer kuvvetini oluşturan birliklerin yapısı. Kasılma. Topluma hizmet, üretim, tüketim vb. amaç ve görevlerle kurulan her şey, tesis.
AKÇATI
Antalya şehrinde, Alanya ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Kayseri şehrinde, Bünyan ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
DÜRBÜNLÜ
Dürbünü olan.
BÜYÜTME
Büyütmek işi. Birisi tarafından yetiştirilmiş kimse. Uzakta duran cisimlere dürbün vb. bir araçla bakıldığında cismi gören açının çıplak gözle bakıldığı zamanki açıya oranı.
BÜNYECE
Bünye olarak, bünye bakımından.
BAĞIŞLANAN
mevhûbün leh, hibe edilen.
BAKAÇ
Dürbün. Vizör.
AFTOVİRÜSLER
Bünyesinde şap hastalığı virüsünü de bulunduran Picornaviridae ailesinde bir virüs cinsi.
ÇALIŞMA
Çalışmak işi, emek, say. Bilimsel ve sanatsal amaçlı ürün. Bünyesindeki suyun azalması veya çoğalması sonucu ağacın biçim ve boyutlarının değişmesi. Bir yapı elemanının yük altında biçim değiştirmesi, az veya çok zorlanması.
STANT
Sergilik. At yarışlarında seyirci tribünü.
YAPILIŞ
Yapılma işi. Bir şey yapılırken gerçekleştirilen özellik, nitelik, kuruluş, bünye.
DÜŞKÜNLÜK
Düşkün olma durumu, iptila. Paraca sıkıntıda olma, gözden düşme. Çoğu kez bünyeye bağlı sürekli ve aşırı güçsüzlük. Rezillik, insana yakışmayan hayat biçimi.
YAPI
Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina. Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme. Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür. Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün. Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür. Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon. Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür. Bir hücrede, bir dokuda, karmaşık oluşumlu bir organizmada elemanların düzeni.
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
AKARCALI
Başkasının malına zarar veren kimse. Bünyece zayıf, hastalıklı kimse.