Kelimeler arşivinde; içinde "bür" olan, toplam 224 tane kelime bulunuyor. İçerisinde bür bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu bür ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında bür olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BÖBÜRLENEBİLMEK
BÖBÜRLENEBİLME, BÜROKRATLAŞMAK, KARBÜRLEŞTİRME
BÜROKRATLAŞMA, BÜYÜKBÜRÜNGÜZ
GÜMBÜRDETMEK, BÜRİYHLENMEK, BÜRÜNEBİLMEK, BÜRÜNÜVERMEK, BÜRÜYEBİLMEK, DÜMBÜRDETMEK
BÖBÜRLENMEK, GÜMBÜRDEMEK, GÜMBÜRDETME, HİDROKARBÜR, BEBÜRLENMEK, BÜBÜRLENMEK, BÜREGAVRUZU, BÜRUKLENMEK, BÜRÜKLENMAH, BÜRÜKLENMEK, BÜRÜNDÜRMEK, BÜRÜNEBİLME, BÜRÜNÜVERME, BÜRÜYEBİLME, DÜMBÜRDÜDÜK, GÖBÜRTLEMEK, GÜBÜRDETMEK, GÜBÜRLENMEK, GÜMBÜRTÜSÜZ, GÜPBÜRDEMEK, LÖMBÜRDEMEK, LÜMBÜRLÜPÇÜ
BÜROKRATİK, GÜMBÜRTÜLÜ, KARBÜRATÖR, BÖBÜRLENİŞ, BÖBÜRLENME, BÜRELENMEK, BÜRGÜNDESİ, BÜRTLEMBEÇ, BÜRÜKLEMEK, BÜRÜLENMEK, BÜRÜNDÜRME, BÜRÜRÜMCÜK, GÜBÜRCÜLÜK, GÜBÜRDEMEK, GÜMBÜRDEME, GÜMBÜRDEVE, KARABÜRÇEK, KARBÜRLEME, TEBÜRLEMEK
BÜROKRASİ, BÜRGÜLEME, BÜRGÜLMEK, BÜRKETMEK, BÜRKLEMEK, BÜRLENMEK, BÜRTLEMEK, BÜRÜCÜKLÜ, BÜRÜLEMEK, BÜRÜMEDEN, BÜRÜNCEYH, BÜRÜNECEK, DÖMBÜRDEK, DÜMBÜRDEK, EBÜRNÜNÜK, GÜMBÜRDEK, HÜBÜRÜKLÜ, KARABÜRÜK, LEDEBÜRİT, LÖMBÜRDEK, LÜMBÜRLÜP, TÖMBÜRDEK
BÜROKRAT, BÜRÜMCEK, BÜRÜMCÜK, BÜRÜNMEK, GÜBÜRLÜK, GÜMBÜRTÜ, TEKEBBÜR, AKBÜRÇEK, BÖBÜRDEK, BÜBÜRDEK, BÜRCÜKLÜ, BÜRÇEKLİ, BÜRÇELEK, BÜRÇÜKLÜ, BÜRGÜSÜZ, BÜRKÜLÜK, BÜRLEMEK, BÜRŞAMAK, BÜRÜKLÜK, BÜRÜKMEK, BÜRÜLMEK, BÜRÜMCEH, BÜRÜMEDİ, BÜRÜNCEK, BÜRÜNCÜK, BÜRÜNÇEK, BÜRÜNGEÇ, BÜRÜŞMEK, BÜRÜTMEK, CÖBÜRCÖR, Devamını Oku »»
BÖBÜRTÜ, BÜRUDET, BÜRÜMEK, BÜRÜNME, GÜBÜRCÜ, BÜRGÜLÜ, BÜRİKLİ, BÜRKMEK, BÜRTLEK, BÜRTMEK, BÜRTMÜK, BÜRÜCEK, BÜRÜCÜK, BÜRÜKCÜ, BÜRÜLCE, BÜRÜMBE, BÜRÜMEN, BÜRÜMKE, BÜRÜNTÜ, BÜRÜNÜK, BÜRÜNÜŞ, BÜRÜŞDE, BÜRÜYÜŞ, CÖBÜRLÜ, EBÜRŞÜM, GUBÜRTÜ, GÜBÜREN, GÜBÜRGE, GÜBÜRSE, GÜBÜRTÜ, Devamını Oku »»
BÜRÜLÜ, BÜRÜME, KARBÜR, ÖBÜRKÜ, BÜRCÜK, BÜRÇEK, BÜRÇOK, BÜRÇÜK, BÜRDEK, BÜRDEM, BÜRGÜN, BÜRGÜT, BÜRKAN, BÜRKME, BÜRKÜM, BÜRKÜT, BÜRMEÇ, BÜRMEK, BÜRNÜK, BÜRRAN, BÜRRST, BÜRTEK, BÜRTÜK, BÜRÜCE, BÜRÜĞÜ, BÜRYAN, CÜMBÜR, GÜBÜRT, GÜMBÜR, KUMBÜR, Devamını Oku »»
BÖBÜR, GÜBÜR, ÖBÜRÜ, BÜBÜR, BÜRAN, BÜRCE, BÜRÇE, BÜRDE, BÜREK, BÜRET, BÜRGE, BÜRGÜ, BÜRĞÜ, BÜRKE, BÜRKÜ, BÜRME, BÜROH, BÜRUÇ, BÜRUH, BÜRUK, BÜRUN, BÜRÜG, BÜRÜK, BÜRÜM, BÜRÜN, CÖBÜR, DÜBÜR, GUBÜR, HÖBÜR, HÜBÜR, Devamını Oku »»
BÜRO, BÜRÇ, BÜRE, BÜRK, BÜRÜ, ÖBÜR
BÜR
BÜR
Tomurcuk. Bir.
BÖBÜRLENMEK
Övünerek kabarmak, üstünlük taslamak, kurulmak.
BÜYÜKBÜRÜNGÜZ
Kayseri ili, Bünyan ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.
BÖBÜRLENEBİLME
Böbürlenebilmek işi.
GÜMBÜRDETMEK
Gümbürdemesine yol açmak.
KARBÜRLEŞTİRME
Çelik imalatında olduğu gibi karbonun eritilmiş metallerde çözündürülmesi işlemi.
BÜRİYHLENMEK
Eski türkçe bürük: sarılmak; büzülmek; bürünmek.
GÜMBÜRDEMEK
"Gümbür" diye ses çıkarmak. Ölmek.
BÜRÜNEBİLMEK
Bürünme imkânı veya olasılığı bulunmak.
BÜROKRATLAŞMA
Bürokratlaşmak işi.
BÜROKRATLAŞMAK
Bürokrat durumuna gelmek.
BÖBÜRLENEBİLMEK
Böbürlenme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GÜMBÜRDETME
Gümbürdetmek işi.
DÜMBÜRDETMEK
Tef, dümbelek gibi şeyleri çalmak.
BÜRÜNÜVERMEK
Çabucak bürünmek.
BÜRÜYEBİLMEK
Bürüme imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde BÜR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
BEN
Çoğu doğuştan, tende bulunan ufak, koyu renkli leke ya da kabartı. En çok üzümde görülen olgunlaşma belirtisi. Kişiyi öbür varlıklardan ayıran bilinç. Teklik birinci kişiyi gösteren söz. Olta veya tuzağa konulan yem. Saçta, sakalda beliren beyazlık. Bir kimsenin kişiliğini oluşturan temel öge, ego. Kuşun yavrusuna taşıdığı yem.
BÖBÜRTÜ
Böbürlenme.
BİNİŞMEK
İki parçadan biri, öbürünün üstünde olmak. Kırık bir kemiğin iki parçası birbiri üstüne gelmek. Kas kirişleri birbiri üstüne binmek.
BARDA
Dam ustalarının kullandığı, başının bir ucu çember parçası biçiminde eğri, öbür ucu keskin çekiç. Fıçıcı keseri.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
BİRİM
Bir kümenin her elemanı. Dilin, oluşturduğu yapı içinde, belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğu bağıntılarla tanımlanan ayrı nitelikli öge, ünite. Herhangi bir kuruluştaki alt bölümlerden her biri. Bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri, ünite. Bir niceliği ölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değişmez parça, vahit.
AJANS
Haber toplama, yayma ve üyelerine dağıtma işiyle uğraşan kuruluş. Bu iş kollarının çalıştığı büro. Radyoda haber bülteni.
ATKI
Soğuğa karşı omuzlara, başa, sırta veya boyna alınan örtü, bürgü. Büyük yaba. Dokuma tezgâhlarında mekikle enine atılan iplik, argaç. Bazı kadın ayakkabılarında ve çocuk patiklerinde ayağın üstünden geçen, yandan iliklenen ince uzun parça. Kapı ve pencerelerin yapımında üst tarafa konan ağaç, taş veya beton destek, üst eşik.
BASMAK
Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak. Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek. Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek. Sıkıştırarak yerleştirmek. Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. Bir kimse bir yaşa girmek. Örtmek, bürümek, kaplamak. Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak. Uygunsuz vaziyette yakalamak. Baskın yapmak. Bası işi yapmak, tabetmek. Küçük çocuklar ayakta durabilmek. Duman, sis vb. çevreyi kaplamak, çökmek. Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak.
AHRETLİK
Ahret kardeşi olan kadınlardan her biri. Öbür dünyada karşılığı görüleceğine inanarak yapılmış olan (iş veya iyilik). Besleme kız, beslek.
BENZEŞME
Benzeşmek işi, analoji. Kelime içinde, yan yana düşen iki sesten birinci sesin ikincisinin etkisiyle değişmesi, dönüşme, asimilasyon: yurt-daş yurttaş, çarşanba çarşamba, o + bir öbür gibi.
BÖBÜR
Memelilerden, sıcak ülkelerde yaşayan, derisi benekli, yırtıcı hayvan (Hyrax syriensis). Böbürlenme, kibir.
ARALIKTA
Öbür şeyler arasında, bu arada.
AZAMET
Ululuk, büyüklük. Görkem, gösteriş, heybet. Gurur. Çalım, kurum, tekebbür. Debdebe.
ART
Arka, geri. Arkada bulunan. Bir şeyin öbür yüzü.
AHİRET
Dinî inanışa göre, insanın öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağı ve Tanrı'ya hesap vereceği yer, öbür dünya, öteki dünya.
BİYEL
Makinelerde, bir ucu pistona, öbür ucu volanı çeviren kaldıraca geçirilmiş, pistonun doğrusal hareketini krankta dairesel harekete çeviren, hareketli kol.
AYDINLIK
Bir yeri aydınlatan güç, ışık. Kolay anlaşılacak derecede açık olan, vazıh. Kötülükten uzak, temiz, saf. Bir yapının ortasına gelen oda ve öbür bölümlerin ışık alması için damın ortasından zemine kadar açılan boşluk. Işık alan.
BÖLÜK
Bir bütünden ayrılmış olan parça, kısım. Hizip. Takımlardan oluşan, üçü veya dördü bir tabur oluşturan ve öbür birliklerin temeli sayılan birlik. On kuralına göre yazılan bir tam sayının, sağdan sola doğru üçer üçer ayrılan basamaklarından her bir üçlü takımı. Saç örgüsü.