İçinde BÜR geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "bür" olan, toplam 224 tane kelime bulunuyor. İçerisinde bür bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu bür ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında bür olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

BÖBÜRLENEBİLMEK

14 harfli kelimeler

BÖBÜRLENEBİLME, BÜROKRATLAŞMAK, KARBÜRLEŞTİRME

13 harfli kelimeler

BÜROKRATLAŞMA, BÜYÜKBÜRÜNGÜZ

12 harfli kelimeler

GÜMBÜRDETMEK, BÜRİYHLENMEK, BÜRÜNEBİLMEK, BÜRÜNÜVERMEK, BÜRÜYEBİLMEK, DÜMBÜRDETMEK

11 harfli kelimeler

BÖBÜRLENMEK, GÜMBÜRDEMEK, GÜMBÜRDETME, HİDROKARBÜR, BEBÜRLENMEK, BÜBÜRLENMEK, BÜREGAVRUZU, BÜRUKLENMEK, BÜRÜKLENMAH, BÜRÜKLENMEK, BÜRÜNDÜRMEK, BÜRÜNEBİLME, BÜRÜNÜVERME, BÜRÜYEBİLME, DÜMBÜRDÜDÜK, GÖBÜRTLEMEK, GÜBÜRDETMEK, GÜBÜRLENMEK, GÜMBÜRTÜSÜZ, GÜPBÜRDEMEK, LÖMBÜRDEMEK, LÜMBÜRLÜPÇÜ

10 harfli kelimeler

BÜROKRATİK, GÜMBÜRTÜLÜ, KARBÜRATÖR, BÖBÜRLENİŞ, BÖBÜRLENME, BÜRELENMEK, BÜRGÜNDESİ, BÜRTLEMBEÇ, BÜRÜKLEMEK, BÜRÜLENMEK, BÜRÜNDÜRME, BÜRÜRÜMCÜK, GÜBÜRCÜLÜK, GÜBÜRDEMEK, GÜMBÜRDEME, GÜMBÜRDEVE, KARABÜRÇEK, KARBÜRLEME, TEBÜRLEMEK

9 harfli kelimeler

BÜROKRASİ, BÜRGÜLEME, BÜRGÜLMEK, BÜRKETMEK, BÜRKLEMEK, BÜRLENMEK, BÜRTLEMEK, BÜRÜCÜKLÜ, BÜRÜLEMEK, BÜRÜMEDEN, BÜRÜNCEYH, BÜRÜNECEK, DÖMBÜRDEK, DÜMBÜRDEK, EBÜRNÜNÜK, GÜMBÜRDEK, HÜBÜRÜKLÜ, KARABÜRÜK, LEDEBÜRİT, LÖMBÜRDEK, LÜMBÜRLÜP, TÖMBÜRDEK

8 harfli kelimeler

BÜROKRAT, BÜRÜMCEK, BÜRÜMCÜK, BÜRÜNMEK, GÜBÜRLÜK, GÜMBÜRTÜ, TEKEBBÜR, AKBÜRÇEK, BÖBÜRDEK, BÜBÜRDEK, BÜRCÜKLÜ, BÜRÇEKLİ, BÜRÇELEK, BÜRÇÜKLÜ, BÜRGÜSÜZ, BÜRKÜLÜK, BÜRLEMEK, BÜRŞAMAK, BÜRÜKLÜK, BÜRÜKMEK, BÜRÜLMEK, BÜRÜMCEH, BÜRÜMEDİ, BÜRÜNCEK, BÜRÜNCÜK, BÜRÜNÇEK, BÜRÜNGEÇ, BÜRÜŞMEK, BÜRÜTMEK, CÖBÜRCÖR, Devamını Oku »»

7 harfli kelimeler

BÖBÜRTÜ, BÜRUDET, BÜRÜMEK, BÜRÜNME, GÜBÜRCÜ, BÜRGÜLÜ, BÜRİKLİ, BÜRKMEK, BÜRTLEK, BÜRTMEK, BÜRTMÜK, BÜRÜCEK, BÜRÜCÜK, BÜRÜKCÜ, BÜRÜLCE, BÜRÜMBE, BÜRÜMEN, BÜRÜMKE, BÜRÜNTÜ, BÜRÜNÜK, BÜRÜNÜŞ, BÜRÜŞDE, BÜRÜYÜŞ, CÖBÜRLÜ, EBÜRŞÜM, GUBÜRTÜ, GÜBÜREN, GÜBÜRGE, GÜBÜRSE, GÜBÜRTÜ, Devamını Oku »»

6 harfli kelimeler

BÜRÜLÜ, BÜRÜME, KARBÜR, ÖBÜRKÜ, BÜRCÜK, BÜRÇEK, BÜRÇOK, BÜRÇÜK, BÜRDEK, BÜRDEM, BÜRGÜN, BÜRGÜT, BÜRKAN, BÜRKME, BÜRKÜM, BÜRKÜT, BÜRMEÇ, BÜRMEK, BÜRNÜK, BÜRRAN, BÜRRST, BÜRTEK, BÜRTÜK, BÜRÜCE, BÜRÜĞÜ, BÜRYAN, CÜMBÜR, GÜBÜRT, GÜMBÜR, KUMBÜR, Devamını Oku »»

5 harfli kelimeler

BÖBÜR, GÜBÜR, ÖBÜRÜ, BÜBÜR, BÜRAN, BÜRCE, BÜRÇE, BÜRDE, BÜREK, BÜRET, BÜRGE, BÜRGÜ, BÜRĞÜ, BÜRKE, BÜRKÜ, BÜRME, BÜROH, BÜRUÇ, BÜRUH, BÜRUK, BÜRUN, BÜRÜG, BÜRÜK, BÜRÜM, BÜRÜN, CÖBÜR, DÜBÜR, GUBÜR, HÖBÜR, HÜBÜR, Devamını Oku »»

4 harfli kelimeler

BÜRO, BÜRÇ, BÜRE, BÜRK, BÜRÜ, ÖBÜR

3 harfli kelimeler

BÜR

Bazı kelimelerin anlamları

BÜR

Tomurcuk. Bir.

BÖBÜRLENMEK

Övünerek kabarmak, üstünlük taslamak, kurulmak.

BÜYÜKBÜRÜNGÜZ

Kayseri ili, Bünyan ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.

BÖBÜRLENEBİLME

Böbürlenebilmek işi.

GÜMBÜRDETMEK

Gümbürdemesine yol açmak.

KARBÜRLEŞTİRME

Çelik imalatında olduğu gibi karbonun eritilmiş metallerde çözündürülmesi işlemi.

BÜRİYHLENMEK

Eski türkçe bürük: sarılmak; büzülmek; bürünmek.

GÜMBÜRDEMEK

"Gümbür" diye ses çıkarmak. Ölmek.

BÜRÜNEBİLMEK

Bürünme imkânı veya olasılığı bulunmak.

BÜROKRATLAŞMA

Bürokratlaşmak işi.

BÜROKRATLAŞMAK

Bürokrat durumuna gelmek.

BÖBÜRLENEBİLMEK

Böbürlenme imkânı veya olasılığı bulunmak.

GÜMBÜRDETME

Gümbürdetmek işi.

DÜMBÜRDETMEK

Tef, dümbelek gibi şeyleri çalmak.

BÜRÜNÜVERMEK

Çabucak bürünmek.

BÜRÜYEBİLMEK

Bürüme imkânı veya olasılığı bulunmak.

  -   -   -  

Anlamında BÜR bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde BÜR geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALMAK

Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.

BEN

Çoğu doğuştan, tende bulunan ufak, koyu renkli leke ya da kabartı. En çok üzümde görülen olgunlaşma belirtisi. Kişiyi öbür varlıklardan ayıran bilinç. Teklik birinci kişiyi gösteren söz. Olta veya tuzağa konulan yem. Saçta, sakalda beliren beyazlık. Bir kimsenin kişiliğini oluşturan temel öge, ego. Kuşun yavrusuna taşıdığı yem.

BÖBÜRTÜ

Böbürlenme.

BİNİŞMEK

İki parçadan biri, öbürünün üstünde olmak. Kırık bir kemiğin iki parçası birbiri üstüne gelmek. Kas kirişleri birbiri üstüne binmek.

BARDA

Dam ustalarının kullandığı, başının bir ucu çember parçası biçiminde eğri, öbür ucu keskin çekiç. Fıçıcı keseri.

AĞIZLIK

Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.

BİRİM

Bir kümenin her elemanı. Dilin, oluşturduğu yapı içinde, belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğu bağıntılarla tanımlanan ayrı nitelikli öge, ünite. Herhangi bir kuruluştaki alt bölümlerden her biri. Bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri, ünite. Bir niceliği ölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değişmez parça, vahit.

AJANS

Haber toplama, yayma ve üyelerine dağıtma işiyle uğraşan kuruluş. Bu iş kollarının çalıştığı büro. Radyoda haber bülteni.

ATKI

Soğuğa karşı omuzlara, başa, sırta veya boyna alınan örtü, bürgü. Büyük yaba. Dokuma tezgâhlarında mekikle enine atılan iplik, argaç. Bazı kadın ayakkabılarında ve çocuk patiklerinde ayağın üstünden geçen, yandan iliklenen ince uzun parça. Kapı ve pencerelerin yapımında üst tarafa konan ağaç, taş veya beton destek, üst eşik.

BASMAK

Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak. Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek. Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek. Sıkıştırarak yerleştirmek. Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. Bir kimse bir yaşa girmek. Örtmek, bürümek, kaplamak. Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak. Uygunsuz vaziyette yakalamak. Baskın yapmak. Bası işi yapmak, tabetmek. Küçük çocuklar ayakta durabilmek. Duman, sis vb. çevreyi kaplamak, çökmek. Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak.

AHRETLİK

Ahret kardeşi olan kadınlardan her biri. Öbür dünyada karşılığı görüleceğine inanarak yapılmış olan (iş veya iyilik). Besleme kız, beslek.

BENZEŞME

Benzeşmek işi, analoji. Kelime içinde, yan yana düşen iki sesten birinci sesin ikincisinin etkisiyle değişmesi, dönüşme, asimilasyon: yurt-daş yurttaş, çarşanba çarşamba, o + bir öbür gibi.

BÖBÜR

Memelilerden, sıcak ülkelerde yaşayan, derisi benekli, yırtıcı hayvan (Hyrax syriensis). Böbürlenme, kibir.

ARALIKTA

Öbür şeyler arasında, bu arada.

AZAMET

Ululuk, büyüklük. Görkem, gösteriş, heybet. Gurur. Çalım, kurum, tekebbür. Debdebe.

ART

Arka, geri. Arkada bulunan. Bir şeyin öbür yüzü.

AHİRET

Dinî inanışa göre, insanın öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağı ve Tanrı'ya hesap vereceği yer, öbür dünya, öteki dünya.

BİYEL

Makinelerde, bir ucu pistona, öbür ucu volanı çeviren kaldıraca geçirilmiş, pistonun doğrusal hareketini krankta dairesel harekete çeviren, hareketli kol.

AYDINLIK

Bir yeri aydınlatan güç, ışık. Kolay anlaşılacak derecede açık olan, vazıh. Kötülükten uzak, temiz, saf. Bir yapının ortasına gelen oda ve öbür bölümlerin ışık alması için damın ortasından zemine kadar açılan boşluk. Işık alan.

BÖLÜK

Bir bütünden ayrılmış olan parça, kısım. Hizip. Takımlardan oluşan, üçü veya dördü bir tabur oluşturan ve öbür birliklerin temeli sayılan birlik. On kuralına göre yazılan bir tam sayının, sağdan sola doğru üçer üçer ayrılan basamaklarından her bir üçlü takımı. Saç örgüsü.