Kelimeler arşivi içinde; sonunda "bul" olan, toplam 58 adet kelime bulunmaktadır. Sonu bul ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında bul olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde bul olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
RESMİKABUL, HÜSNÜKABUL
ZERZAMBUL
İSTANBUL, ISTANBUL, İSTAMBUL
KARABUL, TARABUL
MAGBUL, MEHBUL, KUŞBUL, KUMBUL, JAMBUL, HUMBUL, HOMBUL, BAMBUL, GUMBUL, MAMBUL, MANBUL, HAMBUL, PAMBUL, PUMBUL, SAMBUL, ŞUMBUL, TUMBUL, YANBUL, ZAMBUL, ZUMBUL, DUNBUL, MAKBUL, TEMBUL, TOMBUL, YÖNBUL, YOLBUL, ABABUL, BULBUL, BUNBUL, CONBUL, Devamını Oku »»
ARBUL, KABUL, GABUL, UMBUL, ÇUBUL, İZBUL, KOBUL, PABUL, ONBUL, BUBUL, CUBUL, CABUL, MABUL, COBUL
ABUL
BUL
BUL
Yalnız iki geniş yüzü testere ile düzeltilmiş tahta.
ZERZAMBUL
Bodrum.
İSTANBUL
Türkiye'nin Marmara Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.
HÜSNÜKABUL
İyi karşılama, güler yüz gösterme.
RESMİKABUL
Kabul töreni.
İSTAMBUL
İstanbul, karşılığı istanbıl, ıstanbul. İstanbul.
TARABUL
Bir çeşit halk oyunu.
KARABUL
Antalya ili, Gündoğmuş ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
KUMBUL
Çam, söğüt, çınar ve benzerleri ağaçların kabuğundan yapılan kap. Çam, söğüt, çınar ve benzerleri ağaçların kabuğundaki sakız.
HUMBUL
Budala, miskin.
JAMBUL
Tıpta karın ağrısı ve gaz giderici olarak kullanılan, Güneydoğu Asyada yetişen java erik ağacının kabuğu.
ISTANBUL
İstanbul, karşılığı istambul, istanbul.
HOMBUL
Obur kişi. Omur. Uzun bir evleklik bağ: Bizim üzüm bağı iki hombul.
MAGBUL
Makbul, geçerli.
MEHBUL
Arapça kökenli makbûl: makbul.
KUŞBUL
Bodur.
Bu bölümde tanımı içerisinde BUL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AFYON
Olgunlaşmamış haşhaş kapsüllerine yapılmış olan çiziklerden sızan, güçlü bir zehir olmakla birlikte içinde morfin, kodein vb. uyuşturucular bulunan madde.
AÇLIK
Aç olma durumu. Aşırı istek içinde bulunma. Kıtlık.
AĞAÇ
Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Tahta, kereste.
ADALAR
İstanbul iline bağlı ilçelerden biri.
ABANİ
Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş. Bu kumaştan yapılmış.
ADAM
İnsan. Birinin yararlandığı, kullandığı kimse. Birinin yanında bulunan ve işini yapan kimse. Bir alanı benimseyen kimse. Eş, koca. Görevli kimse. İyi huylu, güvenilir kimse. Erkek kişi. Daima birinin yanında olan, onu destekleyen, isteklerini yerine getiren kimse.
ABAZAN
Uzun süre cinsel ilişkide bulunmayan (erkek). Karnı aç olan (kimse).
ABLİ
Yatay serenlerin ucuna bağlı bulunan ve bunları sağa, sola veya ortaya çevirmek için yararlanılan halat veya palanga.
ABAŞO
Gemiyi baştan veya kıçtan halatla karaya bağlama. Altta, aşağıda bulunan, alttaki.
ADAMAK
Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak, nezretmek. İthaf etmek. Bir şeyle yoğun olarak ilgilenmek. Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek üzere söz vermek. Ayırmak, tahsis etmek.
AĞA
Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
ABLALIK
Abla olma durumu. Yakın ve koruyucu davranışta bulunma.
ADRES
Bir kimsenin oturduğu yer, bulunak. Hedef gösterilen yer. Bir kimsenin sık olarak gittiği yer. Kurum ya da kuruluşun bulunduğu yer.
ABULLABUTLUK
Abullabut olma durumu.
AÇ
Yemek yemesi gereken, tok karşıtı. Karnı doymamış olarak. Yiyecek bulamayan. Çok istekli, hevesli. Gözü doymaz, haris.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ADCILIK
Kavramların gerçek varlıklar olduğunu kabul eden, kavram gerçekliğine karşıt olarak tümel kavramların yalnızca nesnelerin adları olduğunu ileri süren görüş, isimcilik, nominalizm.
ADAMSIZ
Adam olmadan. Güvenecek kimsesi olmayan, dayanağı bulunmayan, arkasız. Erkeksiz, kocasız.
AFYONLU
İçinde afyon bulunan. Dalgın, uyuşmuş, uyuşuk (kimse). Afyon yutmuş.