BUL ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "bul" olan, toplam 255 adet kelime bulunmaktadır. bul ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu bul ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde bul olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

17 harfli kelimeler

BULANDIRILABİLMEK, BULANIKLAŞTIRILMA

16 harfli kelimeler

BULANDIRILABİLME, BULANIKLAŞTIRMAK

15 harfli kelimeler

BULANDIRABİLMEK, BULANDIRIVERMEK, BULANIKLAŞTIRMA, BULANIKLIKÖLÇER, BULANIKLIKÖLÇÜM, BULAŞTIRABİLMEK, BULAŞTIRIVERMEK, BULGULANABİLMEK, BULGULAYABİLMEK, BULUTLANABİLMEK, BULUTLANIVERMEK

14 harfli kelimeler

BULAMKLAŞTIRMA, BULANDIRABİLME, BULANDIRIVERME, BULAŞTIRABİLME, BULAŞTIRIVERME, BULGULANABİLME, BULGULAYABİLME, BULUŞULABİLMEK, BULUTLANABİLME, BULUTLANIVERME

13 harfli kelimeler

BULANDIRILMAK, BULANIKLAŞMAK, BULANIKLAŞTIR, BULAŞTIRILMAK, BULDURABİLMEK, BULGARİSTANLI, BULUŞULABİLME

12 harfli kelimeler

BULANABİLMEK, BULANDIRILMA, BULANIKLAŞMA, BULANIVERMEK, BULARCILAYIN, BULAŞABİLMEK, BULAŞIKÇILIK, BULAŞIVERMEK, BULAŞTIRILMA, BULAYABİLMEK, BULDURABİLME, BULGURLANMAK, BULGURPINARI, BULUŞUVERMEK

11 harfli kelimeler

BULANABİLME, BULANDIRMAK, BULANIVERME, BULAŞABİLME, BULAŞICILIK, BULAŞIKHANE, BULAŞIVERME, BULAŞKANLIK, BULAŞTIRICI, BULAŞTIRMAK, BULAYABİLME, BULBİFORMİS, BULDUKPINAR, BULGARSIKTI, BULGULANMAK, BULGURCULAR, BULGURCULUK, BULGURLAMAK, BULGURLANMA, BULUNDURMAK, BULUŞTURMAK, BULUŞUVERME, BULUTLANMAK, BULUTSUZLUK

10 harfli kelimeler

BULANDIRMA, BULANIKLIK, BULARUNÇÜN, BULAŞIKLIK, BULAŞILMAK, BULAŞLAMAK, BULAŞTIRMA, BULDULAYIN, BULDURTMAK, BULGULAMAK, BULGULANIŞ, BULGULANMA, BULGULAYIŞ, BULGUNOYAN, BULGURKAYA, BULGURLAMA, BULGURTAŞI, BULGURTAVI, BULGURTEPE, BULGURUMSU, BULUNDURMA, BULUŞULMAK, BULUTÇEKER, BULUTÇEŞME, BULUTLAMAK, BULUTLANMA, BULUTLULUK, BULUTPINAR, BULUTTEKİN, BULUVERMEK

9 harfli kelimeler

BULAMAMAK, BULANIKÇA, BULANIKSI, BULAŞIKÇI, BULAŞILMA, BULATALIK, BULCUNMAK, BULCUTMAK, BULDUMCUK, BULDURCİN, BULDURMAK, BULDURTMA, BULGARİNA, BULGULAMA, BULGURCUK, BULGURÇAK, BULGURLAR, BULGURLUK, BULİMİDAE, BULİMİNAE, BULİNİDAE, BULKURCUK, BULUCULUK, BULUŞULMA, BULUTOĞLU, BULUVERME

8 harfli kelimeler

BULAMBAÇ, BULANCAK, BULANDAÇ, BULANMAK, BULAŞICI, BULAŞKAN, BULAŞMAK, BULATMAK, BULCUMAK, BULDOZER, BULDUKLU, BULDURMA, BULEŞMEK, BULEŞTİK, BULGALAK, BULGAMAK, BULGARCA, BULGARNE, BULGUBAY, BULGUCAN, BULGUCUK, BULGURCA, BULGURCU, BULGURLU, BULGURSU, BULGURUM, BULGUSAL, BULHASAN, BULINMAK, BULKAMAK, Devamını Oku »»

7 harfli kelimeler

BULAMAÇ, BULAMAK, BULAMAŞ, BULAMEÇ, BULAMUK, BULANIH, BULANIK, BULANIŞ, BULANMA, BULANTI, BULANUK, BULARCA, BULAŞIH, BULAŞIK, BULAŞIM, BULAŞMA, BULAŞOH, BULAŞUH, BULATMA, BULAVUT, BULAYGA, BULAYKİ, BULAYRI, BULEMEÇ, BULETÜR, BULGARI, BULGARİ, BULGUCU, BULGULU, BULGURA, Devamını Oku »»

6 harfli kelimeler

BULADA, BULAMA, BULARA, BULBUL, BULBUS, BULCAŞ, BULCUK, BULDAN, BULDAY, BULDEY, BULDOG, BULDOK, BULDUK, BULDUM, BULDUR, BULGAK, BULGAL, BULGAN, BULGAR, BULGUR, BULĞAN, BULĞUR, BULHIR, BULKAK, BULLAK, BULMAK, BULTAK, BULUCU, BULUTU, BULVAR

5 harfli kelimeler

BULAK, BULAR, BULAV, BULAY, BULCA, BULEK, BULGU, BULİK, BULİM, BULKA, BULLA, BULMA, BULUŞ, BULUT, BULUZ, BULÜS, BULÜZ

4 harfli kelimeler

BULA, BULİ

3 harfli kelimeler

BUL

Bazı kelimelerin anlamları

BUL

Yalnız iki geniş yüzü testere ile düzeltilmiş tahta.

BULUTLANABİLMEK

Bulutlanma olasılığı bulunmak.

BULANIKLAŞTIRMAK

Bulanık duruma getirmek.

BULGULANABİLMEK

Bulgulanma imkânı veya olasılığı bulunmak.

BULANIKLAŞTIRMA

Bulanıklaştırmak işi.

BULANDIRILABİLMEK

Bulandırılma imkânı veya olasılığı bulunmak.

BULANIKLAŞTIRILMA

Bulanıklaştırılmak işi.

BULANDIRIVERMEK

Çabucak bulandırmak.

BULAŞTIRABİLMEK

Bulaştırma imkânı veya olasılığı bulunmak.

BULANIKLIKÖLÇÜM

Bir sıvıda, asılı bulunan taneciklerin niteliğini, ışık geçiriminin sıvıdaki katıların niceliğiyle değişmesine dayanarak belirleme.

BULAŞTIRIVERMEK

Çabucak bulaştırmak.

BULANIKLIKÖLÇER

Katı asıltı dizgelerinde, bağıl ışık geçirimini ölçerek asıltı derişimini ya da yüzey alanını belirleyen aygıt.

BULANDIRILABİLME

Bulandırılabilmek işi.

BULGULAYABİLMEK

Bulgulama imkânı veya olasılığı bulunmak.

BULUTLANIVERMEK

Ansızın veya çabucak bulutlanmak.

BULANDIRABİLMEK

Bulandırma imkânı veya olasılığı bulunmak.

  -   -   -  

Anlamında BUL bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde BUL geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ABLİ

Yatay serenlerin ucuna bağlı bulunan ve bunları sağa, sola veya ortaya çevirmek için yararlanılan halat veya palanga.

ADAMAK

Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak, nezretmek. İthaf etmek. Bir şeyle yoğun olarak ilgilenmek. Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek üzere söz vermek. Ayırmak, tahsis etmek.

ABLALIK

Abla olma durumu. Yakın ve koruyucu davranışta bulunma.

AFYONLU

İçinde afyon bulunan. Dalgın, uyuşmuş, uyuşuk (kimse). Afyon yutmuş.

AFYON

Olgunlaşmamış haşhaş kapsüllerine yapılmış olan çiziklerden sızan, güçlü bir zehir olmakla birlikte içinde morfin, kodein vb. uyuşturucular bulunan madde.

ABAŞO

Gemiyi baştan veya kıçtan halatla karaya bağlama. Altta, aşağıda bulunan, alttaki.

ADCILIK

Kavramların gerçek varlıklar olduğunu kabul eden, kavram gerçekliğine karşıt olarak tümel kavramların yalnızca nesnelerin adları olduğunu ileri süren görüş, isimcilik, nominalizm.

ACENTE

Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.

ADAMSIZ

Adam olmadan. Güvenecek kimsesi olmayan, dayanağı bulunmayan, arkasız. Erkeksiz, kocasız.

ABANİ

Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş. Bu kumaştan yapılmış.

AĞAÇ

Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Tahta, kereste.

Yemek yemesi gereken, tok karşıtı. Karnı doymamış olarak. Yiyecek bulamayan. Çok istekli, hevesli. Gözü doymaz, haris.

ADRES

Bir kimsenin oturduğu yer, bulunak. Hedef gösterilen yer. Bir kimsenin sık olarak gittiği yer. Kurum ya da kuruluşun bulunduğu yer.

AÇLIK

Aç olma durumu. Aşırı istek içinde bulunma. Kıtlık.

AĞA

Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.

ABAZAN

Uzun süre cinsel ilişkide bulunmayan (erkek). Karnı aç olan (kimse).

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

ADALAR

İstanbul iline bağlı ilçelerden biri.

ABULLABUTLUK

Abullabut olma durumu.

ADAM

İnsan. Birinin yararlandığı, kullandığı kimse. Birinin yanında bulunan ve işini yapan kimse. Bir alanı benimseyen kimse. Eş, koca. Görevli kimse. İyi huylu, güvenilir kimse. Erkek kişi. Daima birinin yanında olan, onu destekleyen, isteklerini yerine getiren kimse.