Kelimeler arşivi içinde; başında "bul" olan, toplam 255 adet kelime bulunmaktadır. bul ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu bul ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde bul olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
BULANDIRILABİLMEK, BULANIKLAŞTIRILMA
BULANDIRILABİLME, BULANIKLAŞTIRMAK
BULANDIRABİLMEK, BULANDIRIVERMEK, BULANIKLAŞTIRMA, BULANIKLIKÖLÇER, BULANIKLIKÖLÇÜM, BULAŞTIRABİLMEK, BULAŞTIRIVERMEK, BULGULANABİLMEK, BULGULAYABİLMEK, BULUTLANABİLMEK, BULUTLANIVERMEK
BULAMKLAŞTIRMA, BULANDIRABİLME, BULANDIRIVERME, BULAŞTIRABİLME, BULAŞTIRIVERME, BULGULANABİLME, BULGULAYABİLME, BULUŞULABİLMEK, BULUTLANABİLME, BULUTLANIVERME
BULANDIRILMAK, BULANIKLAŞMAK, BULANIKLAŞTIR, BULAŞTIRILMAK, BULDURABİLMEK, BULGARİSTANLI, BULUŞULABİLME
BULANABİLMEK, BULANDIRILMA, BULANIKLAŞMA, BULANIVERMEK, BULARCILAYIN, BULAŞABİLMEK, BULAŞIKÇILIK, BULAŞIVERMEK, BULAŞTIRILMA, BULAYABİLMEK, BULDURABİLME, BULGURLANMAK, BULGURPINARI, BULUŞUVERMEK
BULANABİLME, BULANDIRMAK, BULANIVERME, BULAŞABİLME, BULAŞICILIK, BULAŞIKHANE, BULAŞIVERME, BULAŞKANLIK, BULAŞTIRICI, BULAŞTIRMAK, BULAYABİLME, BULBİFORMİS, BULDUKPINAR, BULGARSIKTI, BULGULANMAK, BULGURCULAR, BULGURCULUK, BULGURLAMAK, BULGURLANMA, BULUNDURMAK, BULUŞTURMAK, BULUŞUVERME, BULUTLANMAK, BULUTSUZLUK
BULANDIRMA, BULANIKLIK, BULARUNÇÜN, BULAŞIKLIK, BULAŞILMAK, BULAŞLAMAK, BULAŞTIRMA, BULDULAYIN, BULDURTMAK, BULGULAMAK, BULGULANIŞ, BULGULANMA, BULGULAYIŞ, BULGUNOYAN, BULGURKAYA, BULGURLAMA, BULGURTAŞI, BULGURTAVI, BULGURTEPE, BULGURUMSU, BULUNDURMA, BULUŞULMAK, BULUTÇEKER, BULUTÇEŞME, BULUTLAMAK, BULUTLANMA, BULUTLULUK, BULUTPINAR, BULUTTEKİN, BULUVERMEK
BULAMAMAK, BULANIKÇA, BULANIKSI, BULAŞIKÇI, BULAŞILMA, BULATALIK, BULCUNMAK, BULCUTMAK, BULDUMCUK, BULDURCİN, BULDURMAK, BULDURTMA, BULGARİNA, BULGULAMA, BULGURCUK, BULGURÇAK, BULGURLAR, BULGURLUK, BULİMİDAE, BULİMİNAE, BULİNİDAE, BULKURCUK, BULUCULUK, BULUŞULMA, BULUTOĞLU, BULUVERME
BULAMBAÇ, BULANCAK, BULANDAÇ, BULANMAK, BULAŞICI, BULAŞKAN, BULAŞMAK, BULATMAK, BULCUMAK, BULDOZER, BULDUKLU, BULDURMA, BULEŞMEK, BULEŞTİK, BULGALAK, BULGAMAK, BULGARCA, BULGARNE, BULGUBAY, BULGUCAN, BULGUCUK, BULGURCA, BULGURCU, BULGURLU, BULGURSU, BULGURUM, BULGUSAL, BULHASAN, BULINMAK, BULKAMAK, Devamını Oku »»
BULAMAÇ, BULAMAK, BULAMAŞ, BULAMEÇ, BULAMUK, BULANIH, BULANIK, BULANIŞ, BULANMA, BULANTI, BULANUK, BULARCA, BULAŞIH, BULAŞIK, BULAŞIM, BULAŞMA, BULAŞOH, BULAŞUH, BULATMA, BULAVUT, BULAYGA, BULAYKİ, BULAYRI, BULEMEÇ, BULETÜR, BULGARI, BULGARİ, BULGUCU, BULGULU, BULGURA, Devamını Oku »»
BULADA, BULAMA, BULARA, BULBUL, BULBUS, BULCAŞ, BULCUK, BULDAN, BULDAY, BULDEY, BULDOG, BULDOK, BULDUK, BULDUM, BULDUR, BULGAK, BULGAL, BULGAN, BULGAR, BULGUR, BULĞAN, BULĞUR, BULHIR, BULKAK, BULLAK, BULMAK, BULTAK, BULUCU, BULUTU, BULVAR
BULAK, BULAR, BULAV, BULAY, BULCA, BULEK, BULGU, BULİK, BULİM, BULKA, BULLA, BULMA, BULUŞ, BULUT, BULUZ, BULÜS, BULÜZ
BULA, BULİ
BUL
BUL
Yalnız iki geniş yüzü testere ile düzeltilmiş tahta.
BULUTLANABİLMEK
Bulutlanma olasılığı bulunmak.
BULANIKLAŞTIRMAK
Bulanık duruma getirmek.
BULGULANABİLMEK
Bulgulanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
BULANIKLAŞTIRMA
Bulanıklaştırmak işi.
BULANDIRILABİLMEK
Bulandırılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
BULANIKLAŞTIRILMA
Bulanıklaştırılmak işi.
BULANDIRIVERMEK
Çabucak bulandırmak.
BULAŞTIRABİLMEK
Bulaştırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
BULANIKLIKÖLÇÜM
Bir sıvıda, asılı bulunan taneciklerin niteliğini, ışık geçiriminin sıvıdaki katıların niceliğiyle değişmesine dayanarak belirleme.
BULAŞTIRIVERMEK
Çabucak bulaştırmak.
BULANIKLIKÖLÇER
Katı asıltı dizgelerinde, bağıl ışık geçirimini ölçerek asıltı derişimini ya da yüzey alanını belirleyen aygıt.
BULANDIRILABİLME
Bulandırılabilmek işi.
BULGULAYABİLMEK
Bulgulama imkânı veya olasılığı bulunmak.
BULUTLANIVERMEK
Ansızın veya çabucak bulutlanmak.
BULANDIRABİLMEK
Bulandırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde BUL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABLİ
Yatay serenlerin ucuna bağlı bulunan ve bunları sağa, sola veya ortaya çevirmek için yararlanılan halat veya palanga.
ADAMAK
Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak, nezretmek. İthaf etmek. Bir şeyle yoğun olarak ilgilenmek. Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek üzere söz vermek. Ayırmak, tahsis etmek.
ABLALIK
Abla olma durumu. Yakın ve koruyucu davranışta bulunma.
AFYONLU
İçinde afyon bulunan. Dalgın, uyuşmuş, uyuşuk (kimse). Afyon yutmuş.
AFYON
Olgunlaşmamış haşhaş kapsüllerine yapılmış olan çiziklerden sızan, güçlü bir zehir olmakla birlikte içinde morfin, kodein vb. uyuşturucular bulunan madde.
ABAŞO
Gemiyi baştan veya kıçtan halatla karaya bağlama. Altta, aşağıda bulunan, alttaki.
ADCILIK
Kavramların gerçek varlıklar olduğunu kabul eden, kavram gerçekliğine karşıt olarak tümel kavramların yalnızca nesnelerin adları olduğunu ileri süren görüş, isimcilik, nominalizm.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
ADAMSIZ
Adam olmadan. Güvenecek kimsesi olmayan, dayanağı bulunmayan, arkasız. Erkeksiz, kocasız.
ABANİ
Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş. Bu kumaştan yapılmış.
AĞAÇ
Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Tahta, kereste.
AÇ
Yemek yemesi gereken, tok karşıtı. Karnı doymamış olarak. Yiyecek bulamayan. Çok istekli, hevesli. Gözü doymaz, haris.
ADRES
Bir kimsenin oturduğu yer, bulunak. Hedef gösterilen yer. Bir kimsenin sık olarak gittiği yer. Kurum ya da kuruluşun bulunduğu yer.
AÇLIK
Aç olma durumu. Aşırı istek içinde bulunma. Kıtlık.
AĞA
Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.
ABAZAN
Uzun süre cinsel ilişkide bulunmayan (erkek). Karnı aç olan (kimse).
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ADALAR
İstanbul iline bağlı ilçelerden biri.
ABULLABUTLUK
Abullabut olma durumu.
ADAM
İnsan. Birinin yararlandığı, kullandığı kimse. Birinin yanında bulunan ve işini yapan kimse. Bir alanı benimseyen kimse. Eş, koca. Görevli kimse. İyi huylu, güvenilir kimse. Erkek kişi. Daima birinin yanında olan, onu destekleyen, isteklerini yerine getiren kimse.