Kelimeler arşivi içinde; başında "buk" olan, toplam 23 adet kelime bulunmaktadır. buk ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu buk ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde buk olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
BUKAĞILAYABİLMEK
BUKAĞILAYABİLME, BUKALEMUNGİLLER
BUKAĞILANMAK, BUKALEMUNLUK
BUKAĞILAMAK, BUKAĞILANMA
BUKAĞILAMA
BUKAĞILIK, BUKALEMUN
BUKLESİZ, BUKAĞILI
BUKLELİ, BUKANAK
BUKRAN, BUKLET, BUKAĞI, BUKAAZ
BUKET, BUKLE
BUKE, BUKA
BUK
BUK
Funda, çalı. Böğürtlen sapı. Gelin. Kavun, karpuz ekilen yer. Büklüm. Kıyı. Sarmaşık. Sık çalılık.
BUKLESİZ
Kıvrımları olmayan (saç).
BUKAĞILANMAK
Hayvanın ayağına bukağı takılmak.
BUKAĞILAMA
Bukağılamak işi.
BUKALEMUNLUK
Bukalemun olma durumu.
BUKRAN
Saraçların kullandığı yün kırpıntısı.
BUKAĞILI
Ayağında bukağı bulunan. Bilekleri beyaz olan (hayvan).
BUKANAK
Ayak.
BUKAĞILAYABİLME
Bukağılayabilmek işi.
BUKALEMUNGİLLER
Sürüngenler sınıfının renklerini bulundukları yerin rengine uyduran, hareketleri yavaş, bukalemun türlerini içine alan bir familyası.
BUKALEMUN
Bukalemungillerden, 20-30 santimetre boyunda, renk değiştirmesiyle ünlü bir tür sürüngen, kaya keleri (Chamaeleo chamaeleon). Davranışını, görüşünü çıkarına göre değiştiren kimse.
BUKAĞILAYABİLMEK
Bukağılama imkânı veya olasılığı bulunmak.
BUKAĞILIK
Hayvanların ayağına bukağı takılacak yer, bilek.
BUKAĞILANMA
Bukağılanmak işi.
BUKAĞILAMAK
Hayvanın ayağına bukağı takmak.
BUKLELİ
Kıvrım kıvrım olan (saç).
Bu bölümde tanımı içerisinde BUK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKMAK
Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek. Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak. Çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak. Bir kap veya bir yer, içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak. Boya birbirine karışmak. Art arda ve toplu olarak gitmek. Karışmak, katılmak. Sıvı bir madde bir yerden çıkmak. Sıvı maddeler aşağıya yönelmek. Zaman çabuk geçmek. Sürüp gitmek.
ARMADURA
Gemide direklere takılı halatları bağlamak için küpeştenin iç tarafında bulunan delikli ve çubuklu levha.
ACUL
Aceleci. Hızlı, çabuk.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
ACELELEŞTİRMEK
Çabuklaştırmak.
ACELECİ
Tez iş gören, çabuk davranan, canı tez, farfara, fırtına gibi, içi tez, ivecen, iveğen, kıvrak, sabırsız, tez canlı, telaşlı, acul.
AKAĞAÇ
Gürgengillerin, kerestesinden yararlanılan beyaz kabuklu bir türü (Zelkova carpinifolia).
ALTINBAŞ
Genellikle Ege bölgesinde yetişen, yuvarlak, kalınca kabuklu güzel bir tür kavun.
ATİKLİK
Çabukluk, çeviklik.
ALAMİNÜT
Acele, çabuk.
ACELELEŞTİRME
Çabuklaştırma.
AYAK
Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek ya da bunlardan her biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Halk edebiyatında uyak.
ARALAMAK
İki şey arasında açıklık oluşturmak, az açmak. Bitkilerin fazla dal ve çubuklarını kesmek, seyrekleştirmek. Aralıklı duruma getirmek, seyrekleştirmek.
ALDANÇ
Çabuk ve kolay aldatılan (kimse).
AKBUĞDAY
Kurak iklime dayanıklı, beyaz kabuklu, ekmeklik buğday.
ACELE
Hızlı yapılan, çabuk, tez, ivedi. Tez davranma gerekliliği. Vakit geçirmeden, tez olarak.
ALINGAN
Çabuk gücenen, kırılan.
AKSÖĞÜT
Söğütgillerden, kabukları eczacılıkta kullanılan bir tür söğüt (Salix alba).
ALKARNA
İstiridye, midye, tarak vb. kabuklu hayvanları avlamak için deniz dibini taramakta kullanılan, ağız kısmı demirden bir ağ.
ARDA
İşaret olarak yere dikilen çubuk. Maden üzerine kazıma yapmak ve çıkrıkta çevrilen şeyleri yontmak için kullanılan çelik kalem. Ardıl.