BUK ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "buk" olan, toplam 23 adet kelime bulunmaktadır. buk ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu buk ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde buk olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

BUKAĞILAYABİLMEK

15 harfli kelimeler

BUKAĞILAYABİLME, BUKALEMUNGİLLER

12 harfli kelimeler

BUKAĞILANMAK, BUKALEMUNLUK

11 harfli kelimeler

BUKAĞILAMAK, BUKAĞILANMA

10 harfli kelimeler

BUKAĞILAMA

9 harfli kelimeler

BUKAĞILIK, BUKALEMUN

8 harfli kelimeler

BUKLESİZ, BUKAĞILI

7 harfli kelimeler

BUKLELİ, BUKANAK

6 harfli kelimeler

BUKRAN, BUKLET, BUKAĞI, BUKAAZ

5 harfli kelimeler

BUKET, BUKLE

4 harfli kelimeler

BUKE, BUKA

3 harfli kelimeler

BUK

Bazı kelimelerin anlamları

BUK

Funda, çalı. Böğürtlen sapı. Gelin. Kavun, karpuz ekilen yer. Büklüm. Kıyı. Sarmaşık. Sık çalılık.

BUKALEMUN

Bukalemungillerden, 20-30 santimetre boyunda, renk değiştirmesiyle ünlü bir tür sürüngen, kaya keleri (Chamaeleo chamaeleon). Davranışını, görüşünü çıkarına göre değiştiren kimse.

BUKAĞILANMAK

Hayvanın ayağına bukağı takılmak.

BUKAĞILAMA

Bukağılamak işi.

BUKALEMUNGİLLER

Sürüngenler sınıfının renklerini bulundukları yerin rengine uyduran, hareketleri yavaş, bukalemun türlerini içine alan bir familyası.

BUKRAN

Saraçların kullandığı yün kırpıntısı.

BUKAĞILANMA

Bukağılanmak işi.

BUKLESİZ

Kıvrımları olmayan (saç).

BUKAĞILAYABİLME

Bukağılayabilmek işi.

BUKAĞILAYABİLMEK

Bukağılama imkânı veya olasılığı bulunmak.

BUKANAK

Ayak.

BUKAĞILAMAK

Hayvanın ayağına bukağı takmak.

BUKAĞILI

Ayağında bukağı bulunan. Bilekleri beyaz olan (hayvan).

BUKAĞILIK

Hayvanların ayağına bukağı takılacak yer, bilek.

BUKALEMUNLUK

Bukalemun olma durumu.

BUKLELİ

Kıvrım kıvrım olan (saç).

  -   -   -  

Anlamında BUK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde BUK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AKAĞAÇ

Gürgengillerin, kerestesinden yararlanılan beyaz kabuklu bir türü (Zelkova carpinifolia).

ALINGAN

Çabuk gücenen, kırılan.

AĞIZLIK

Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.

AYAK

Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek ya da bunlardan her biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Halk edebiyatında uyak.

ARDA

İşaret olarak yere dikilen çubuk. Maden üzerine kazıma yapmak ve çıkrıkta çevrilen şeyleri yontmak için kullanılan çelik kalem. Ardıl.

AKMAK

Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek. Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak. Çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak. Bir kap veya bir yer, içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak. Boya birbirine karışmak. Art arda ve toplu olarak gitmek. Karışmak, katılmak. Sıvı bir madde bir yerden çıkmak. Sıvı maddeler aşağıya yönelmek. Zaman çabuk geçmek. Sürüp gitmek.

ALTINBAŞ

Genellikle Ege bölgesinde yetişen, yuvarlak, kalınca kabuklu güzel bir tür kavun.

ACELELEŞTİRMEK

Çabuklaştırmak.

ARMADURA

Gemide direklere takılı halatları bağlamak için küpeştenin iç tarafında bulunan delikli ve çubuklu levha.

ATİKLİK

Çabukluk, çeviklik.

ALKARNA

İstiridye, midye, tarak vb. kabuklu hayvanları avlamak için deniz dibini taramakta kullanılan, ağız kısmı demirden bir ağ.

ACELELEŞTİRME

Çabuklaştırma.

ALDANÇ

Çabuk ve kolay aldatılan (kimse).

AKBUĞDAY

Kurak iklime dayanıklı, beyaz kabuklu, ekmeklik buğday.

ACUL

Aceleci. Hızlı, çabuk.

ARALAMAK

İki şey arasında açıklık oluşturmak, az açmak. Bitkilerin fazla dal ve çubuklarını kesmek, seyrekleştirmek. Aralıklı duruma getirmek, seyrekleştirmek.

AKSÖĞÜT

Söğütgillerden, kabukları eczacılıkta kullanılan bir tür söğüt (Salix alba).

ALAMİNÜT

Acele, çabuk.

ACELECİ

Tez iş gören, çabuk davranan, canı tez, farfara, fırtına gibi, içi tez, ivecen, iveğen, kıvrak, sabırsız, tez canlı, telaşlı, acul.

ACELE

Hızlı yapılan, çabuk, tez, ivedi. Tez davranma gerekliliği. Vakit geçirmeden, tez olarak.