Kelimeler arşivi içinde; başında "biçe" olan, toplam 16 adet kelime bulunmaktadır. biçe ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu biçe ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde biçe olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
BİÇERBAĞLAR
BİÇEBİLMEK, BİÇEMLEMEK, BİÇERDÖVER
BİÇEBİLME, BİÇEMLEME
BİÇELEME, BİÇENEYH
BİÇEKLİ, BİÇELGE, BİÇENEK, BİÇEŞİT
BİÇEK, BİÇEM, BİÇER
BİÇE
BİÇE
Bir oluşum, durum ya da sürecin ilk örneğinin ya da ayırıcı biçiminin, ayrıtsal özellikleriyle simgesel anlatımı.
BİÇELEME
Olgusal ya da kavramsal gidişleri örnekli bir birlik içinde toplama. ","1981.
BİÇERBAĞLAR
Ekini hem biçen hem de bağ durumuna getiren makine.
BİÇEKLİ
Havuç.
BİÇENEYH
Umumi çayır; dileyen kimsenin ot biçebildiği çayırlık yerler.
BİÇEMLEME
Biçemlemek işi, stilizasyon.
BİÇENEK
Her yıl belirli bir süre otlatıldıktan sonra yeniden gelişen bitkilerin biçilerek değerlendirildiği doğal çayır.
BİÇELGE
Biçilecek yer. Çayır.
BİÇEMLEMEK
Üslup kazandırmak.
BİÇER
Diyarbakır kenti, Dicle ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Erzincan ili, Akarsu nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Eskişehir şehrinde, Sivrihisar ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Konya ili, Aşağıpınarbaşı bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
BİÇEM
Üslup.
BİÇEBİLME
Biçebilmek işi.
BİÇEK
Tarlalara saatle su salımı. Biçerbağlar makinesi. İyi biçmeye elverişli buğday veya arpa.
BİÇERDÖVER
Ekin biçen, döven, taneleri ayıran, samanı deste veya balya durumuna getiren makine.
BİÇEŞİT
Tuhaf, acayip.
BİÇEBİLMEK
Biçme imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde BİÇE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
İSTİMATOR
Gümrüklerde mallara değer biçen görevli.
STİL
Üslup, biçem.
ORAKÇI
Ücret karşılığı ekin biçen kimse.
HIZARCI
Hızar işleten, hızarla kereste biçen kimse.
ENACI
Orak biçerken kılavuzluk eden adam, amelebaşı.
ELLİKLEŞME
Ekin biçen kimselerin bir sıraya girerek aynı yöne doğru orak sallamaları.
ELLİK
Eldiven. Yelken dikenlerin kullandığı, madenî yüksüğü olan meşin eldiven. Ekin biçerken sol elin parmaklarına geçirilen, eldiven biçiminde, tahtadan yapılmış olan bir araç.
DÜRÜ
Dürülmüş şey. Armağan, hediye. Çeyiz. Düğüne çağrılanlara düğün sahibi tarafından verilen armağan. Bel denilen tarım aracı. Hediye. Düğün hediyesi. Gelinlerin damat ve akrabalarına, damatların da gelin ve akrabalarına verdikleri hediyeler. Gelinin çeyizi. Düğüne davet edilenlere düğün sahibi ve gelin tarafından verilen hediyeler. Evlenecek kızın işlenmek ve dikilmek üzere arkadaşlarına verdiği parçalar. Düğüne çağrılacaklara kumaş, koyun, koç, çevre göndererek yapılan çağrı. Gelin edilecek kız için istenilen mendil, fincan ve benzerleri şeyler. Çamaşır. 1. Gelin olacak kızın elbiselerinin kesilip biçilme günü. 1. Düğüne çağrılan kimseler. Çapa şeklinde çatal bel. Paket. Tırpanla ekin biçen adamın bir gidişte biçtiği yer. Kız evinden erkek evine gönderilen armağan. Gelinin damadın yakınları için getirdiği hediyelik çeyiz. 1.Düğünlerde okuntu (davetiye) ile birlikte gönderilen fanila, havlu ve benzerleri hediyeler. Gelin tarafının erkek tarafına verdiği hediye.
ELLİKLEME
Ekin biçerken bir elin kavrayabildiği kadar kısmını avucunun içine alma. Ekin destesi.
ÜSLUP
Anlatma, oluş, deyiş veya yapış biçimi, tarz. Bir sanatçıya, bir çağa veya bir ülkeye özgü teknik, renk, biçimlendirme ve söyleyiş özelliği, biçem, stil. Sanatçının görüş, duyuş, anlayış ve anlatıştaki özelliği veya bir türün, bir çağın kendine özgü anlatış biçimi, biçem, tarz, stil.
ALABUT
Buğdayın kötü olması ve biçerken başından çalınması. Yazın mandaları serinletmek için üzerlerine su atmaya yarıyan, ağaçtan yapılmış çukur kürek, çömçe.
AYAKCAK
Aptesane, hela, ayak yolu. Arkalıksız kısa iskemle. Tırpanla ekin biçenlerin ayaklarına bağladıkları demet. Direğe çıkmaya yarıyan aygıt. Taban ve koncu tek parça ağaçtan yapılmış, burnuna meşin çakılı ayakkabı. Merdiven, merdiven basamağı. El leğeni. Tahta, arkalıksız sandalye. Merdiven. Tırpanla biçildikten sonra, dağınık olarak yere yığılan ekinleri, ayağın yardımıyla düzenli kümeler durumuna getiren (H) harfi biçiminde ot araç. (Amasya).
BİÇKİCİ
Kumaşı belli bir modele göre biçen kimse.
TIRPANCI
Tırpanla ekin biçen kimse.
EĞNEL
Sürülecek bir tarlanın belirli kimselere ayrılan, kısım ya da parçaları. Orakla biçerken tarlanın uzunlamasına ayrılan parçalarından biri, dilimi.
MAKASTAR
Kumaş biçen, prova yapan, parçaları patrona göre ayarlayan, iş dağıtımını yapan usta, makasçı.
PATRONCU
Örneğe göre ölçüp biçerek ilk patronu çıkaran nitelikli işçi.
ELLİKALTI
Ekin biçerken bir elin aldığı kadar toplanan sap.
ELCEK
Eli korumak için ele takılan ya da alınan kanca gibi bir araç. Tırpanın el ile tutulan yeri. Bulgur taşında elle tutulan yer. Kapının tutacak yeri. Harman aygıtını çevirmek için kullanılan kol. Sapanın elle tutulan ye ri. Kuvvetsiz, zayıf kadın. Yağ eritmeye yarayan küçük kap. Küçük çekiç. İplik bükülen çıkrığın el ile tutulan yeri. El değirmenini çevirmek için el ile tutulan yer. Eldiven. Ekin biçerken sol elin parmaklarına geçirilen, eldiven şeklinde tahtadan yapılan bir araç. Eldiven, ellik. Eldiven (Çayağzı). Hızkeserleri ve yönelteci işletmek için kullanılan el sapları. Tırpanın, sobanın toprak sürülürken elle tutulan kısmı. Çıkrık kolu. Yün eldiven. (Yenikent Aksaray Niğde, Laçin Eskişehir, Nudra Şarkikaraağaç Isparta). Gelin eldiveni. (Çarıksaray Şarkikaraağaç Isparta).
ELNİK
Ekin biçerken elin üç parmağına geçirilen tahta araç.