Kelimeler arşivinde; içinde "biçi" olan, toplam 87 tane kelime bulunuyor. İçerisinde biçi bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu biçi ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında biçi olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BİÇİMSİZLEŞTİRMEK, BİÇİMLENDİREBİLME, BİÇİMSİZLEŞEBİLME, BİÇİMSELLEŞTİRMEK
BİÇİMSİZLEŞTİRME, HAYVANBİÇİMCİLİK, BİÇİMLENDİRİLMEK, BİÇİMSELLEŞTİRME
BİÇİMLENİVERMEK, BİÇİMLENEBİLMEK, İNSANBİÇİMCİLİK, BİÇİMLENDİRİLME
BİÇİMLENDİRMEK, BİÇİMLENİVERME, BİÇİMSİZLEŞMEK, BİÇİMLENEBİLME, AYRIBİÇİMLENME
BİÇİMLEŞTİRME, BİÇİMLENDİRME, BİÇİMSİZLEŞME, BİÇİMLENDİRİŞ, TEKBİÇİMLİLİK, BİRBİÇİMLİLİK
BİÇİNÇİZILKI, BİÇİLEBİLMEK, BİÇİMBİLGİSİ, İÇDEĞERBİÇİM, YALANBİÇİMLİ, EŞBİÇİMCİLİK, EŞBİÇİMLİLİK
YARIBİÇİMLİ, BİÇİMSELLİK, BİÇİLEBİLME, BİÇİMSİZLİK, BİÇİMLENMEK, BİÇİMLEYİCİ, BİÇİMBOZUMU
BİÇİMLENME, BİÇİMLİLİK, BİÇİMSİZCE, ÖRNEKBİÇİM, BİÇİMLEŞME, BİÇİMCİLİK, BİÇİMLENİM, BİÇİMLENİŞ, BİÇİMLEMEK, BİÇİMDICAK, BİÇİVERMEK, BİRBİÇİMLİ
HAÇBİÇİMİ, EŞBİÇİMLİ, BİÇİVERME, ÇİFTBİÇİK, YERBİÇİMİ, BİÇİMLEME, AYRIBİÇİM
BİÇİRGAN, KONBİÇİM, BİÇİKSEL, BİÇİLGEN, OTBİÇİMİ, BİÇİMDİK, BİÇİRGEN, TEKBİÇİM, BİÇİNMEK, BİÇİNLİK, BİÇİMSEL, BİÇİLMEK, BİÇİMLİK, BİÇİMSİZ
ÖZBİÇİM, BİÇİMLİ, BİÇİNÇİ, BİÇİMCİ, BİÇİLME, BİÇİLİŞ, BİÇİMCE, BİÇİNTİ, BİÇİNGİ, BİÇİNGI
KEBİÇİ
BİÇİŞ, BİÇİK, BİÇİT, BİÇİM, BİÇİN
BİÇİ
BİÇİ
Erkek çocuk.
BİÇİMSELLEŞTİRME
Biçimselleştirmek işi.
BİÇİMLENDİREBİLME
Biçimlendirebilmek işi.
BİÇİMSİZLEŞMEK
Biçimsiz duruma gelmek, biçimi bozulmak.
BİÇİMSİZLEŞEBİLME
Biçimsizleşebilmek işi.
BİÇİMLENİVERME
Biçimlenivermek işi.
BİÇİMLENİVERMEK
Çabucak biçimlenmek.
BİÇİMLENDİRİLMEK
Bir şeye biçim verilmek, şekillendirilmek.
BİÇİMSİZLEŞTİRMEK
Biçimsiz duruma getirmek, biçimini bozmak.
İNSANBİÇİMCİLİK
Yüce varlıkları ve tanrıları insan biçiminde tasarımlayan; insana benzer yetenek, tutum ve davranışlarla niteleyen görüş. İnsansal olmayan nesnelerde, özellikle Tanrılarda, insan özellikleri görme biçimindeki görüş. bk. doğaya tapma. İnsanlara özgü olan özellikleri tanrılara, hayvanlara ve cansız nesnelere verme. İnsanın özelliklerini Tanrı'ya (tanrılara), doğanın dış güçlerine ve benzerleri aktararak bunları insan biçiminde tasarlayan görüş. İnsana ait özelliklerin insan dışındaki varlıklara yüklenmesi durumu, antropomorfizm.
BİÇİMSELLEŞTİRMEK
Biçimsel duruma getirmek. Bir kuramı biçimsel bir kurama dönüştürmek.
BİÇİMSİZLEŞTİRME
Biçimsizleştirmek işi.
BİÇİMLENDİRİLME
Biçimlendirilmek işi, şekillendirilme.
HAYVANBİÇİMCİLİK
İnsan davranışını, onun altındaki düzeylerde bulunan yaratıklara özgü olan kavramlarla betimleyip yorumlayan ve insanı hayvanlardan ayırt eden nitelik ve özelliklerin varlığını yadsıyan görüş.
BİÇİMLENEBİLMEK
Biçimlenme imkânı veya olasılığı bulunmak.
BİÇİMLENDİRMEK
Bir şeye belirli bir biçim vermek, şekillendirmek. Yazı ve simgeleri bilgisayara elverişli duruma getirmek, formatlamak. Bilgisayarda disket vb.ni kullanılabilir duruma getirmek veya disket vb.ni zararlı ögelerden temizlemek, formatlamak.
Bu bölümde tanımı içerisinde BİÇİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞ
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.
AÇILIM
Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.
AĞIRCA
Oldukça ağır. Kötüleşmiş (hasta). (ağı'rca) Oldukça ağır bir biçimde.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
AFFETTUOSO
Bir parça yumuşak ve duygulu bir biçimde çalınarak.
ABARTILI
Olduğundan fazla gösterilen, abartmalı, mübalağalı. Abartarak, abartılı olarak, mübalağalı bir biçimde.
AÇIKÇA
Gizli bir yönü kalmaksızın, kolay anlaşılır bir biçimde, alenen, aşikâre.
ABULLABUT
Kaba saba ve anlayışsız (kimse). Biçimsiz ve kötü giyinen, giyimine özen göstermeyen (kimse).
ABARTISIZ
Olduğu gibi gösterilen, abartmasız, mübalağasız. Abartmadan, abartısız olarak, mübalağasız bir biçimde.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
AGİTATO
Canlı ve coşkulu bir biçimde (çalınmak).
AĞIZLI
Ağzı herhangi bir biçimde olan.
ADACYO
Yavaş, ağır bir biçimde çalınan beste.
ABES
Gereksiz, yersiz, boş. Akla ve gerçeğe aykırı. Gereksiz bir biçimde.
ACIMASIZCA
Acımasız olarak, acımasız bir biçimde, acımasızcasına, zalimce, zalimcesine, zalimane.
AĞIRCANLILIK
Hareketlerin yavaş olması, tembelce davranış biçimi.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
AĞIRŞAK
Yün veya iplik eğrilen iği ağırlaştırmak için alt ucuna geçirilen yarım küre biçiminde, ortası delik ağaç veya kemik parça. Teker biçiminde yassı nesne, kurs (I).
AĞIRŞAKLANMAK
Ergenlik döneminde çıbanda veya memede ağırşak biçiminde bir tümsek oluşmak.
ADAMCA
İnsana yaraşır bir biçimde, adamcasına. İnsan sayısı bakımından.