Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ağır" olan, toplam 12 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ağır ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında ağır olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ağır olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
BAŞIAĞIR, KARAAĞIR
DAŞAĞIR, SAMAĞIR, TAŞAĞIR
ALAĞIR
BAĞIR, SAĞIR, YAĞIR, KAĞIR, TAĞIR
AĞIR
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
BAĞIR
Göğüs. Ciğer, bağırsak vb. vücut boşluklarında bulunan organların ortak adı, ahşa. Ok yayı ve dağda orta bölüm.
KARAAĞIR
Yapraklarını dökmeyen, mor çiçek açan bir çeşit ağaç.
YAĞIR
Sırt, arka, iki kürek arası. Çoğunlukla bu yerde eyer ve semerin açtığı yara. Atın omuzları arasındaki yer. Kel.
BAŞIAĞIR
Ağırbaşlı.
TAŞAĞIR
Çok taşlı yer. Verimsiz toprak.
KAĞIR
Arkaya eğilmiş.
TAĞIR
Su yalağı. Ağzı geniş, dibi dar su küpü.
SAMAĞIR
Anlayışı kıt, anlayışsız. Kayseri şehrinde, Elbaşı bucağına bağlı bir yer.
DAŞAĞIR
Çok taşlı yer. Verimsiz, yoksul, az gelir sağlayan ve geçimin güç olduğu memleket.
ALAĞIR
Orta yaşlı adam. Siyahlı beyazlı, kır düşmüş saç, sakal, tüy.
SAĞIR
İşitme duyusundan yoksun, işitmeyen (kimse). İçi görülmeyen, donuk (cam). Vurulduğu zaman ses vermeyen. Isıyı az veren, geç ısınan. Ses geçirmeyen.
Bu bölümde tanımı içerisinde AĞIR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞIRELLİLİK
Eli ağırlık.
AĞIRLAMA
Ağırlamak işi, ikram, izaz. Gelin veya güveyi karşılanırken çalınan kıvrak bir hava.
AĞIRLAŞTIRMAK
Bir şeyin ağırlaşmasına yol açmak.
AĞIRCA
Oldukça ağır. Kötüleşmiş (hasta). (ağı'rca) Oldukça ağır bir biçimde.
AĞDIRMAK
Ağmasına sebep olmak. Aşağı inmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ağır gelmek.
AĞIRKANLI
Ağırcanlı. Hippokrates'in ortaya attığı ağırcanlılık, soğukluk, kolayca duygulanmayış gibi nitelikleri kendinde toplayan kişilik tipi.
AĞIRLAŞMA
Ağırlaşmak durumu.
AĞIRLAŞMAK
Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.
AĞIRLANMAK
Ağırlama işine konu olmak.
AĞIRELLİ
Eli ağır.
AĞIRLATMAK
Ağırlama işini yaptırmak.
AĞIRBAŞLI
Davranışları ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddi, hoppa karşıtı. Gösterişli. Değeri çok olan, ağır.
AĞIRBAŞLILIK
Ağırbaşlı olma durumu, vakar, ciddilik, ciddiyet, vakurluk.
AĞIRLAŞTIRMA
Ağırlaştırmak işi.
ADACYO
Yavaş, ağır bir biçimde çalınan beste.
AĞIRLANMA
Ağırlanmak işi.
ABANOZ
Abanozgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı. Bu tahtadan yapılmış. Bu ağacın ağır, sert ve siyah renkli tahtası. Koyu, parlak siyah. Bu renkte olan.
ADLANDIRMAK
Çağırmak veya anmak için bir canlıya, bir yere, bir şeye ad vermek, ad koymak, ad takmak, ad vermek, isimlendirmek, isim koymak, isim takmak, isim vermek, tesmiye etmek.
AĞIRKANLILIK
Ağırkanlı olma durumu.
AĞIRLATMA
Ağırlatmak işi.