Kelimeler arşivi içinde; başında "ağır" olan, toplam 55 adet kelime bulunmaktadır. ağır ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ağır ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ağır olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
AĞIRLAŞTIRABİLMEK
AĞIRLAŞTIRABİLME
AĞIRLAŞTIRILMAK
AĞIRLATABİLMEK, AĞIRLAŞABİLMEK, AĞIRLANABİLMEK, AĞIRLAŞTIRILMA, AĞIRLAYABİLMEK
AĞIRLIKLARINA, AĞIRŞAKLANMAK, AĞIRLAŞABİLME, AĞIRLANABİLME, AĞIRLAŞTIRMAK, AĞIRLATABİLME, AĞIRLAYABİLME
AĞIRLAŞTIRMA, AĞIRKANLILIK, AĞIRCANLILIK, AĞIRBAŞLILIK, AĞIRŞAKLANMA
AĞIRELLİLİK
AĞIRLATMAK, AĞIRLIKLAR, AĞIRLANMAK, AĞIRLAŞMAK
AĞIRSAMAK, AĞIRLAYIŞ, AĞIRLAŞMA, AĞIRLATMA, AĞIRLIKLI, AĞIRLANMA, AĞIRLANIŞ, AĞIRLAMAK, AĞIRBAŞLI, AĞIRBOĞAZ, AĞIRKANLI, AĞIRINCAZ, AĞIRCANLI, AĞIRDAMAK, AĞIRILMAK
AĞIRAYAK, AĞIRSAMA, AĞIRELLİ, AĞIRINCA, AĞIRIRAK, AĞIRKAYA, AĞIRLAMA
AĞIRLIK, AĞIRCIK, AĞIRŞAK
AĞIRIK, AĞIRIN, AĞIRCA
AĞIRI
AĞIR
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
AĞIRLATABİLME
Ağırlatabilmek işi.
AĞIRLANABİLME
Ağırlanabilmek işi.
AĞIRLIKLARINA
Bir ölçme aracını oluşturan sınar ya da ayrıçlara taşıdıkları ağırlığa göre değişik katsayı ya da sayılar verme.
AĞIRLAŞTIRILMAK
Ağırlaştırma işi yapılmak.
AĞIRLAYABİLMEK
Ağırlama imkânı veya olasılığı bulunmak.
AĞIRLAYABİLME
Ağırlayabilmek işi.
AĞIRLATABİLMEK
Ağırlatma imkânı veya olasılığı bulunmak.
AĞIRLAŞTIRABİLMEK
Ağırlaştırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
AĞIRLAŞTIRABİLME
Ağırlaştırabilmek işi.
AĞIRLAŞABİLME
Ağırlaşabilmek işi.
AĞIRŞAKLANMAK
Ergenlik döneminde çıbanda veya memede ağırşak biçiminde bir tümsek oluşmak.
AĞIRLAŞTIRMAK
Bir şeyin ağırlaşmasına yol açmak.
AĞIRLANABİLMEK
Ağırlanma olasılığı bulunmak.
AĞIRLAŞTIRILMA
Ağırlaştırılmak işi.
AĞIRLAŞABİLMEK
Ağırlaşma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde AĞIR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞDIRMAK
Ağmasına sebep olmak. Aşağı inmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ağır gelmek.
AĞIRBAŞLILIK
Ağırbaşlı olma durumu, vakar, ciddilik, ciddiyet, vakurluk.
AĞIRLAŞTIRMA
Ağırlaştırmak işi.
AĞIRCA
Oldukça ağır. Kötüleşmiş (hasta). (ağı'rca) Oldukça ağır bir biçimde.
AĞIRLANMA
Ağırlanmak işi.
AĞIRLANMAK
Ağırlama işine konu olmak.
ADACYO
Yavaş, ağır bir biçimde çalınan beste.
AĞIRLAŞMAK
Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.
ABANOZ
Abanozgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı. Bu tahtadan yapılmış. Bu ağacın ağır, sert ve siyah renkli tahtası. Koyu, parlak siyah. Bu renkte olan.
AĞIRELLİLİK
Eli ağırlık.
AĞIRKANLI
Ağırcanlı. Hippokrates'in ortaya attığı ağırcanlılık, soğukluk, kolayca duygulanmayış gibi nitelikleri kendinde toplayan kişilik tipi.
AĞIRLAŞMA
Ağırlaşmak durumu.
AĞIRELLİ
Eli ağır.
ADLANDIRMAK
Çağırmak veya anmak için bir canlıya, bir yere, bir şeye ad vermek, ad koymak, ad takmak, ad vermek, isimlendirmek, isim koymak, isim takmak, isim vermek, tesmiye etmek.
AĞIRLAMA
Ağırlamak işi, ikram, izaz. Gelin veya güveyi karşılanırken çalınan kıvrak bir hava.
AĞIRKANLILIK
Ağırkanlı olma durumu.
AĞIRLATMA
Ağırlatmak işi.
AĞIRLATMAK
Ağırlama işini yaptırmak.
AĞIRBAŞLI
Davranışları ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddi, hoppa karşıtı. Gösterişli. Değeri çok olan, ağır.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.