Kelimeler arşivi içinde; sonunda "arsak" olan, toplam 17 adet kelime bulunmaktadır. Sonu arsak ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında arsak olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde arsak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ALABAĞARSAK
TÜRKKARSAK, ESKİKARSAK
BONARSAK, YAĞARSAK, BUĞARSAK, BUGARSAK, BOĞARSAK, BAĞARSAK
BAARSAK
KARSAK, BARSAK, FARSAK, GARSAK, VARSAK, SARSAK
ARSAK
ARSAK
İplik makarası.
YAĞARSAK
Sığırlarda görülen bir hastalık.
BAARSAK
Bağırsak.
GARSAK
Kendini beğenmiş.
ALABAĞARSAK
Gizli dert, sır, üzüntü: Ustaca konuşursan, o sana alabağarsağını dökecektir.
ESKİKARSAK
Ankara şehri, Polatlı belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
BONARSAK
Boğaya gelmiş, boğa isteyen inek, dana.
FARSAK
Akılsız, delişmen kişi. Dağ köylüsü. Elinden iş gelmeyen, deli dolu kız. Balıkesir şehrinde, Balya ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge. Osmaniye şehrinde, Düziçi ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.
BOĞARSAK
Bağırsak. Boğaya gelmiş, boğa isteyen inek, dana. Obur, pisboğaz.
BARSAK
Ekinlerin başak tutma zamanı: Bu sene barsak çok geç oldu. Kedilerin çiftleşme zamanı. Koyunlara dadanan zehirli bir böcek: Benim oğlanı dün köyde barsak sokmuş, ayran bekmezle kurtarıncaya kadar ne çektim. Ekinlerin başak verme zamanı.
TÜRKKARSAK
Ankara ili, Polatlı ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
VARSAK
Bir Türk boyu, kabilesi. Eski harp aletlerinden bir çeşit yatağan, kısa kılıç. Taşçıların taş kırdıkları büyük çekiç. Antalya şehrinde, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
BUĞARSAK
Boğaya gelmiş, boğa isteyen inek, dana. Obur, pisboğaz. Boğasak ineklerin arkasına düşen boğa.
BUGARSAK
Boğaya gelmiş, boğa isteyen inek, dana. Boğasak ineklerin arkasına düşen boğa.
BAĞARSAK
Bağırsak.
KARSAK
Köpekgillerden, soluk kahverengi, karnı beyaz tüylü, kısa kulaklı, postundan kürk yapılmış olan bir tür memeli (Vulpes corsac).
Bu bölümde tanımı içerisinde ARSAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BARSAH
Barsak.
AĞDIRIKLI
Dengesiz, eğik, bir yana devrik (yük). Aksak, sarsak, topallıyarak yürüyüş. Yüklenmiş yükün bir yanının daha ağır olması.
KUMBARI
İçi temizlenmiş ince barsak kızartması. (Poyra Eskişehir) (kumbar) : (Çukurhisar Eskişehir).
LAPŞAT
Aptal, sersem, sarsak.
SARSAKLIK
Sarsak olma durumu.
ARDALA
Etin işe yaramıyan parçası. Etin işe yarıyan kısmı. Kesim hayvanlarının karaciğer, böbrek, barsak ve işkembesinin toptan adı, sakatat. Sığırın kaburga kemikleri. İneğin bacak elleri. İriyarı, kocaman. Kaba gövdeli, aptal, işe yaramaz. Yaşlı, zayıf hayvan. Issız, arkada kalmış, sessiz yer. Dolaşık. Arkadan, gıyaben. Kervanın en sonundaki deveye takılan büyük çan. At ve eşeklerin boynuna takılan zil. Düşük değerli kasaplık hayvan.
LAKTAZ
Süt şekerini üzüm şekerine çeviren bir bağırsak enzimi. Barsak öz suyunda laktozu glukoza çeviren enzim. İnce bağırsak ve pankreastan salgılanan ve süt şekerinin glikoz ve galaktoza parçalanmasında görev yapan enzim. Süt şekerini (laktoz) üzüm şekerine (glukoz) çeviren bir bağırsak enzimi. Süt şekerini (laktoz) üzüm şekerine (glikoz) çeviren ve bağırsakta bulunan bir enzim.
BAĞARSIK
Bağırsak. Çorap ve başka örgülerdeki başlangıç. Bağırsak, barsak.
GENGİLDEK
Çok zayıf ve sarsak kişi.
LAPBASAN
Ağır-kanlı, şişman (insan ya da hayvan). Dengesiz, sarsak yürüyüşlü kişi. Düztaban kişi. Seyrek basıp ağır ağır yürüyen kişi. Patavatsız.
MAYLAK
Kendine sahip olamayan, sarsak. Deve yavrusu.
DUŞUL
Sarsak kişi.
GENGÜLDEK
Çok zayıf ve sarsak kişi.
VARSAĞI
Güneydoğu Anadolu bölgesinde yaşayan Varsak Türklerinin söyledikleri koşma.
AVİL
Sarsak, aptal. Bayağı, âdi, açıkgöz. Ahmak, bön.
BÖCÜK
Orta büyüklükte manda yavrusu, yeni doğmuş manda yavrusu. Bit. Kurt. Yılan. Barsak kurdu, solucan. Tazı. Kötü kadın. Dirilik, canlılık. Şans. Buzağı. Eski türkçe bög-cek: Böcek (Erzincan Merkez). Böcek. ET bög+cek. Böcek, bağırsak solucanı, parazit. Böcek.
BUBAŞTAN
Hemen, yakınca: Yola, bubaştan çıkarsak serinde yürürüz.
GULDURAMAK
Açlıktan ya da üşümekten barsaklar ses çıkarmak, guruldamak.
SARSAKÇA
Sarsak bir biçimde, titreyerek.
GENGÜLDEMEK
İhtiyarlamak, zayıflamak, sarsaklaşmak. İşe yaramaz hale gelmek.