Kelimeler arşivi içinde; başında "arat" olan, toplam 15 adet kelime bulunmaktadır. arat ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu arat ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde arat olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ARATABİLMEK
ARATABİLME, ARATTIRMAK
ARATILMAK, ARATTIRMA
ARATILMA
ARATLİK, ARATMAK
ARATIŞ, ARATİM, ARATMA, ARATOL, ARATON
ARATİ
ARAT
ARAT
Cesaret, yüreklilik. Halk.
ARATOL
Aksaray şehri, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.
ARATMAK
Arama işini bir başkasına yaptırmak. Özletmek.
ARATABİLMEK
Aratma imkânı veya olasılığı bulunmak.
ARATON
(Resim) Aynı tonda olmayan iki renk arası renk tonu.
ARATILMA
Aratılmak işi.
ARATABİLME
Aratabilmek işi.
ARATTIRMA
Arattırmak işi.
ARATİ
Ödünç, eğreti, emanet.
ARATLİK
Dost, arkadaş, ahretlik.
ARATILMAK
Aratma işine konu olmak.
ARATTIRMAK
Aratma işini yaptırmak.
ARATIŞ
Aratma işi.
ARATMA
Aratmak işi.
ARATİM
Kardeşliğim, ahretliğim (kadınlar arasında).
Bu bölümde tanımı içerisinde ARAT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
BOĞMAK
Boğum yeri. Bir durumu başka bir durum yaratarak örtmeye çalışmak. Tamamıyla kaplamak, sarmak. Peş peşe yapmak, bir kimseyi bir şeyin fazlasına eriştirmek veya uğratmak. Silik bir duruma getirmek, bastırmak. Motorlu taşıtlarda fazla yakıt, motoru çalışmaz duruma getirmek. Gelişmesine engel olmak. Bunaltmak. Renkler uygun düşmemek. El, ip vb. ile bir şeyi çepeçevre sıkmak. Bir canlıyı, soluk almasına engel olarak öldürmek.
BAHARATÇILIK
Baharatçının yaptığı iş, baharcılık.
BAROK
MS 1600-1750 yılları arasındaki klasik sanatı izleyen resim ve mimarlık üslubu. Batı edebiyatlarında dengeden çok harekete, düşünceden çok duyuma, biçimlerin serbestçe yaratılmasından duyulan coşkuya önem veren, abartmalı, etkileyici, çelişkiden çekinmeyen edebiyat akımı.
AKTAR
Baharat veya güzel kokular satan kimse veya dükkân. İğne, iplik, baharat, zarf, kâğıt, tütün vb. satılan dükkân.
BOZGUNCU
Bozgunluk yaratan (kimse, güç vb.).
BOZBAKKAL
Karatavukgillerden, boz renkli ardıç kuşu (Turdus pilaris).
BAHARATSIZ
Baharatı olmayan.
BAHARATLANDIRMAK
Baharat ile süslemek, lezzetlendirmek, baharat ekmek.
BAHAR
İlkbahar. Bu mevsimde ağaçlarda açan çiçekler ve yapraklar. Baharat. Gençlik dönemi.
AERODİNAMİK
Hareket hâlinde olan bir cisim üzerinde havanın yarattığı etkiyi inceleyen bilim. Gazların hareketini inceleyen bilim dalı. Bu bilim alanlarıyla ilgili olan.
BAŞÜLKE
Sömürge imparatorluklarında sömürgelere egemen olan ülke.
BAHARATÇI
Baharat alım satımıyla uğraşan kimse, baharcı.
BAHARLI
Baharatlı.
BİBER
Patlıcangillerden, yurdumuzda çok yetişen ve çeşitli türleri bulunan bir bitki (Capsicum annuum). Bu bitkinin tazeyken sebze olarak yenilen ürünü. Bu bitkinin kurutulup baharat olarak yararlanılan ürünü.
AJİTASYON
Körükleme. Duygu sömürüsü yapma. Kişinin ruhsal gerginliğini dışa vurması sonucu oluşan etrafına karşı saldırganlık durumu. İnsanın zihninde ve duygu dünyasında sarsıntı yaratma. Çırpıntı.
BAHARCI
Baharatçı.
AŞILAMAK
Vücutta bağışıklık yaratmak veya yerleşmiş bir hastalığa karşı koyabilmek için hazırlanmış bir aşıyı vücuda vermek, aşı yapmak. Birtakım düşünce veya duyguları başkasına benimsetmek, telkin etmek, etkilemek. Soğuğa sıcak, sıcağa soğuk su katmak. Elde edilmesi istenilen herhangi bir ağacın bir parçasını anaç üzerine kaynaştırarak üretmek. Başkasına hastalık geçirmek.
ARŞİDÜK
Avusturya'da imparator ailesi prenslerine verilen unvan.
BULMACA
Çeşitli biçimlerde düzenlenen ve düşündürerek, aratarak buldurmayı amaç edinen oyun.