Kelimeler arşivi içinde; sonunda "arat" olan, toplam 25 adet kelime bulunmaktadır. Sonu arat ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında arat olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde arat olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
MÜSTAHZARAT
İSTİHBARAT
PREPARAT, TARTARAT
HAMARAT, ZİYARAT, TİCARAT, SEKARAT, NAZARAT, MAZARAT, HAKARAT, BAŞARAT, NAKARAT, BAHARAT
APARAT, ANARAT, AMARAT
BARAT, HARAT, KARAT, MARAT, NARAT, SARAT, ZARAT
ARAT
ARAT
Cesaret, yüreklilik. Halk.
NAKARAT
Bir şarkıda her kıtadan sonra tekrarlanan ve bestesi değişmeyen parça, kavuştak. Bir şiirin içinde iki veya daha çok kez tekrarlanan bölüm. Çok sık tekrarlanan, bundan dolayı bıkkınlık vererek önemini yitiren söz.
TARTARAT
Tartarik asit tuzu.
BAHARAT
Yiyecek ve içeceklere hoş koku ve tat vermek için kullanılan tarçın, karanfil, zencefil, karabiber vb. maddeler, bahar (II).
İSTİHBARAT
Yeni öğrenilen bilgiler, haberler, duyumlar. Bilgi toplama, haber alma.
NAZARAT
Hapishane.
APARAT
Herhangi bir aracın çeşitli amaçlarla kullanılmasını sağlayan parçaları. Araç gereç.
SEKARAT
Ölüm durumu.
ZİYARAT
Ziyaret. Türbe, bk. ziyârat.
TİCARAT
Ticaret.
PREPARAT
Müstahzar.
HAMARAT
Çalışkan, becerikli, elinden iyi iş gelen.
HAKARAT
Hakaret.
MAZARAT
Özür. Arapça kökenli mazarrat: mazarrat; kötülük; zarar.
MÜSTAHZARAT
Eczanelerde hazır olarak bulundurulan ilaçlar.
BAŞARAT
Basiret, aldanmaya meydan vermeyecek şekilde gerçeği açıkça görebilme yetisi: Başaratım bağlandı da vaktinde yetişemedim. Bir işi, bir kurulu yöneten, yönetici, başkan.
Bu bölümde tanımı içerisinde ARAT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ARATMA
Aratmak işi.
ARŞİDÜK
Avusturya'da imparator ailesi prenslerine verilen unvan.
AERODİNAMİK
Hareket hâlinde olan bir cisim üzerinde havanın yarattığı etkiyi inceleyen bilim. Gazların hareketini inceleyen bilim dalı. Bu bilim alanlarıyla ilgili olan.
AŞILAMAK
Vücutta bağışıklık yaratmak veya yerleşmiş bir hastalığa karşı koyabilmek için hazırlanmış bir aşıyı vücuda vermek, aşı yapmak. Birtakım düşünce veya duyguları başkasına benimsetmek, telkin etmek, etkilemek. Soğuğa sıcak, sıcağa soğuk su katmak. Elde edilmesi istenilen herhangi bir ağacın bir parçasını anaç üzerine kaynaştırarak üretmek. Başkasına hastalık geçirmek.
BAROK
MS 1600-1750 yılları arasındaki klasik sanatı izleyen resim ve mimarlık üslubu. Batı edebiyatlarında dengeden çok harekete, düşünceden çok duyuma, biçimlerin serbestçe yaratılmasından duyulan coşkuya önem veren, abartmalı, etkileyici, çelişkiden çekinmeyen edebiyat akımı.
BAŞÜLKE
Sömürge imparatorluklarında sömürgelere egemen olan ülke.
BAHARATLANDIRMAK
Baharat ile süslemek, lezzetlendirmek, baharat ekmek.
BAHARATSIZ
Baharatı olmayan.
BAHARLI
Baharatlı.
AJİTASYON
Körükleme. Duygu sömürüsü yapma. Kişinin ruhsal gerginliğini dışa vurması sonucu oluşan etrafına karşı saldırganlık durumu. İnsanın zihninde ve duygu dünyasında sarsıntı yaratma. Çırpıntı.
AKTAR
Baharat veya güzel kokular satan kimse veya dükkân. İğne, iplik, baharat, zarf, kâğıt, tütün vb. satılan dükkân.
BİBER
Patlıcangillerden, yurdumuzda çok yetişen ve çeşitli türleri bulunan bir bitki (Capsicum annuum). Bu bitkinin tazeyken sebze olarak yenilen ürünü. Bu bitkinin kurutulup baharat olarak yararlanılan ürünü.
ARATIŞ
Aratma işi.
BAHARATÇILIK
Baharatçının yaptığı iş, baharcılık.
BOĞMAK
Boğum yeri. Bir durumu başka bir durum yaratarak örtmeye çalışmak. Tamamıyla kaplamak, sarmak. Peş peşe yapmak, bir kimseyi bir şeyin fazlasına eriştirmek veya uğratmak. Silik bir duruma getirmek, bastırmak. Motorlu taşıtlarda fazla yakıt, motoru çalışmaz duruma getirmek. Gelişmesine engel olmak. Bunaltmak. Renkler uygun düşmemek. El, ip vb. ile bir şeyi çepeçevre sıkmak. Bir canlıyı, soluk almasına engel olarak öldürmek.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
BAHARATÇI
Baharat alım satımıyla uğraşan kimse, baharcı.
BAHARCI
Baharatçı.
BAHAR
İlkbahar. Bu mevsimde ağaçlarda açan çiçekler ve yapraklar. Baharat. Gençlik dönemi.
BOZBAKKAL
Karatavukgillerden, boz renkli ardıç kuşu (Turdus pilaris).