Sonu ARAT ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "arat" olan, toplam 25 adet kelime bulunmaktadır. Sonu arat ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında arat olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde arat olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

MÜSTAHZARAT

10 harfli kelimeler

İSTİHBARAT

8 harfli kelimeler

PREPARAT, TARTARAT

7 harfli kelimeler

BAHARAT, HAMARAT, NAKARAT, BAŞARAT, HAKARAT, MAZARAT, NAZARAT, SEKARAT, TİCARAT, ZİYARAT

6 harfli kelimeler

AMARAT, ANARAT, APARAT

5 harfli kelimeler

SARAT, BARAT, HARAT, KARAT, MARAT, NARAT, ZARAT

4 harfli kelimeler

ARAT

Bazı kelimelerin anlamları

ARAT

Cesaret, yüreklilik. Halk.

SEKARAT

Ölüm durumu.

NAKARAT

Bir şarkıda her kıtadan sonra tekrarlanan ve bestesi değişmeyen parça, kavuştak. Bir şiirin içinde iki veya daha çok kez tekrarlanan bölüm. Çok sık tekrarlanan, bundan dolayı bıkkınlık vererek önemini yitiren söz.

BAŞARAT

Basiret, aldanmaya meydan vermeyecek şekilde gerçeği açıkça görebilme yetisi: Başaratım bağlandı da vaktinde yetişemedim. Bir işi, bir kurulu yöneten, yönetici, başkan.

AMARAT

Çalışkan, işbilir, hamarat: Amarat kadın evinden belli olur. Dülger, marangoz, demirci ve çiftçilerin kullandıkları testere, keser, balta, saban demiri, çizek gibi aygıtlar. Kilim, çul, çuval gibi yaygı, ev eşyası. Altın, gümüş gibi ziynet eşyası. Orta malı, elden ele gezen: Benim malım amarat değil. İmaret. Marangoz ve çiftçi araçlarının tamamı. Kayseri ilinde, Güneşli nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

PREPARAT

Müstahzar.

TARTARAT

Tartarik asit tuzu.

MAZARAT

Özür. Arapça kökenli mazarrat: mazarrat; kötülük; zarar.

HAMARAT

Çalışkan, becerikli, elinden iyi iş gelen.

ZİYARAT

Ziyaret. Türbe, bk. ziyârat.

TİCARAT

Ticaret.

MÜSTAHZARAT

Eczanelerde hazır olarak bulundurulan ilaçlar.

BAHARAT

Yiyecek ve içeceklere hoş koku ve tat vermek için kullanılan tarçın, karanfil, zencefil, karabiber vb. maddeler, bahar (II).

İSTİHBARAT

Yeni öğrenilen bilgiler, haberler, duyumlar. Bilgi toplama, haber alma.

HAKARAT

Hakaret.

NAZARAT

Hapishane.

  -   -   -  

Anlamında ARAT bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ARAT geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BAHARATSIZ

Baharatı olmayan.

AŞILAMAK

Vücutta bağışıklık yaratmak veya yerleşmiş bir hastalığa karşı koyabilmek için hazırlanmış bir aşıyı vücuda vermek, aşı yapmak. Birtakım düşünce veya duyguları başkasına benimsetmek, telkin etmek, etkilemek. Soğuğa sıcak, sıcağa soğuk su katmak. Elde edilmesi istenilen herhangi bir ağacın bir parçasını anaç üzerine kaynaştırarak üretmek. Başkasına hastalık geçirmek.

BAHARLI

Baharatlı.

ARŞİDÜK

Avusturya'da imparator ailesi prenslerine verilen unvan.

BAHARATÇILIK

Baharatçının yaptığı iş, baharcılık.

BAHARCI

Baharatçı.

BAŞÜLKE

Sömürge imparatorluklarında sömürgelere egemen olan ülke.

AERODİNAMİK

Hareket hâlinde olan bir cisim üzerinde havanın yarattığı etkiyi inceleyen bilim. Gazların hareketini inceleyen bilim dalı. Bu bilim alanlarıyla ilgili olan.

BAHARATLANDIRMAK

Baharat ile süslemek, lezzetlendirmek, baharat ekmek.

BAROK

MS 1600-1750 yılları arasındaki klasik sanatı izleyen resim ve mimarlık üslubu. Batı edebiyatlarında dengeden çok harekete, düşünceden çok duyuma, biçimlerin serbestçe yaratılmasından duyulan coşkuya önem veren, abartmalı, etkileyici, çelişkiden çekinmeyen edebiyat akımı.

ARATMA

Aratmak işi.

BOĞMAK

Boğum yeri. Bir durumu başka bir durum yaratarak örtmeye çalışmak. Tamamıyla kaplamak, sarmak. Peş peşe yapmak, bir kimseyi bir şeyin fazlasına eriştirmek veya uğratmak. Silik bir duruma getirmek, bastırmak. Motorlu taşıtlarda fazla yakıt, motoru çalışmaz duruma getirmek. Gelişmesine engel olmak. Bunaltmak. Renkler uygun düşmemek. El, ip vb. ile bir şeyi çepeçevre sıkmak. Bir canlıyı, soluk almasına engel olarak öldürmek.

ACI

Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.

ARATIŞ

Aratma işi.

AJİTASYON

Körükleme. Duygu sömürüsü yapma. Kişinin ruhsal gerginliğini dışa vurması sonucu oluşan etrafına karşı saldırganlık durumu. İnsanın zihninde ve duygu dünyasında sarsıntı yaratma. Çırpıntı.

BAHAR

İlkbahar. Bu mevsimde ağaçlarda açan çiçekler ve yapraklar. Baharat. Gençlik dönemi.

BİBER

Patlıcangillerden, yurdumuzda çok yetişen ve çeşitli türleri bulunan bir bitki (Capsicum annuum). Bu bitkinin tazeyken sebze olarak yenilen ürünü. Bu bitkinin kurutulup baharat olarak yararlanılan ürünü.

BOZBAKKAL

Karatavukgillerden, boz renkli ardıç kuşu (Turdus pilaris).

BAHARATÇI

Baharat alım satımıyla uğraşan kimse, baharcı.

AKTAR

Baharat veya güzel kokular satan kimse veya dükkân. İğne, iplik, baharat, zarf, kâğıt, tütün vb. satılan dükkân.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük