Kelimeler arşivi içinde; başında "ane" olan, toplam 39 adet kelime bulunmaktadır. ane ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ane ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ane olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ANESTEZİYOLOJİK
ANESTETİZASYON, ANEVRİZMEKTOMİ, ANESTEZİYOLOJİ
ANEVRİZMORAFİ, ANESTEZİYOLOG
ANESTETİZE, ANENSEFALİ, ANESTEZİST, ANEMOMETRE
ANEMOFİLİ, ANESTETİK, ANESTEZİK, ANEVRİZMA
ANEKOJEN, ANERBERİ, ANERBETİ, ANESTEZİ
ANELDEN, ANEKOİK, ANEKDOT, ANEROİT, ANEHDER, ANEDMEK, ANEDDER
ANEŞİM, ANERJİ, ANENET, ANEMON, ANEMİK, ANETİK
ANE
Korku, şaşma, hayranlık bildirir ünlem. Anne. Hane, ev.
ANEVRİZMEKTOMİ
Anevrizma keseciğinin çıkarılması, kesilmesi.
ANESTEZİYOLOJİK
Anestezi bilimsel.
ANEKOJEN
Ultrasonografik terminolojide sıvı gibi hiçbir yansıma olmayan yapılarda görülen siyah renkteki görüntü, anekoik.
ANESTEZİYOLOG
Anestezi bilimci.
ANESTETİK
Anestezi meydana getiren, anestezi oluşturucu ilaç, uyartıya karşı hissiz kılan, duyarsız, anestezik. Anestezi uyandıran, uyuşturucu, anesteziyle ilgili olan.
ANESTETİZE
Anestezik etkisi altında bırakma ve bir canlıda anestezi oluşturma.
ANEMOFİLİ
Rüzgâr yoluyla meydana gelen tozlaşma. Anemogami.
ANESTEZİST
Anestezi uzmanı.
ANESTEZİYOLOJİ
Anestezi bilimi.
ANEVRİZMORAFİ
Bir anevrizmaya dikiş koyma işlemi.
ANEMOMETRE
Yelölçer.
ANENSEFALİ
Beynin bulunmaması. Beynin bulunmaması biçiminde görülen yavru gelişim anomalisi. Tam biçimine seyrek olarak rastlanır, genellikle medulla oblongata ve orta beyin gelişimi vardır.
ANEVRİZMA
Bir atardamarın bir bölgesinde oluşan gevşemeye bağlı ur biçimindeki genişleme.
ANESTETİZASYON
Uyuşturma. Anestezi uygulaması.
ANESTEZİK
Eter, kloroform gibi uyuşturma özelliği olan. Anestetik.
Bu bölümde tanımı içerisinde ANE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALTIPATLAR
Fişek koymaya yarayan bölümü silindir biçiminde ve namlu gerisinde olan, tek parçadan oluşmuş, altı tane fişek alan tabanca, revolver.
AKASYA
Baklagillerden, sıcak iklimlerde birçok türü yetişen ve tanen, zamk, boya vb. maddelerin yapımında kullanılan bir ağaç (Acacia). Baklagillerden, yurdumuzda yetişen bir süs ve gölge ağacı, salkım ağacı, yalancı akasya (Robinia pseudoacacia).
AKTİF
Etkin, canlı, hareketli, çalışkan, faal. Bir ticarethanenin, ortaklığın para ile değerlendirilebilen mal ve haklarının tümü. Etkili. Çalışan, çalışmasını sürdüren. Etken.
ALÇAKÇA
Oldukça alçak. (alça'kça) Alçak, aşağılık kimselere yaraşırcasına, sefihane.
ALA
Karışık renkli, çok renkli, alaca. Alabalık. Kekliğin boynundaki siyah halka. Açık kestane renginde olan, ela (göz).
AKILLICA
Akla yakın, doğru, makul. (akıllı'ca) Akla yakın, doğru bir biçimde, akıllıcasına, akilane.
ABDAL
Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.
ADET
Sayı. Tane.
ACIMASIZCA
Acımasız olarak, acımasız bir biçimde, acımasızcasına, zalimce, zalimcesine, zalimane.
ALTILI
Altı parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden altı tane bulunan. Altılı ganyan. İskambil, domino vb. oyunlarda üzerinde altı işareti bulunan kâğıt veya pul. Divan edebiyatında her bendi altı dizeden oluşan nazım biçimi.
AKLİYE
Akıl hastalıkları ile ilgili hekimlik kolu. Akılcılık. Akıl hastalıkları ile ilgili hastane bölümü.
AKMAK
Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek. Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak. Çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak. Bir kap veya bir yer, içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak. Boya birbirine karışmak. Art arda ve toplu olarak gitmek. Karışmak, katılmak. Sıvı bir madde bir yerden çıkmak. Sıvı maddeler aşağıya yönelmek. Zaman çabuk geçmek. Sürüp gitmek.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
ALTILIK
Altısı bir arada, altı taneden oluşmuş. Düzinenin yarısı. Altı tane alabilen.
ALDATMA
Aldatmak işi, deside, al, hıyanet.
ALÜVYON
Akarsuların taşıyıp yığdıkları balçık, kil vb. çok ince taneli şeylerin kum ve çakılla karışmasıyla oluşan yığın, lığ.
ALAKARGA
Kargagillerden, iri gövdeli, ötücü, tüyleri alacalı bir tür kuş, kestane kargası (Garrulus glandarius). Saksağan.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
ALDATMAK
Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Oyalamak, avutmak. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Yalan söylemek. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek. Birine verilen sözü tutmamak.
ALTMIŞLIK
İçinde altmış tane bulunan. Altmış yaşında olan veya görünen.