ALP ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "alp" olan, toplam 9 adet kelime bulunmaktadır. alp ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu alp ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde alp olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

ALP

Yiğit, kahraman.

ALPU

Eskişehir iline bağlı ilçelerden biri.

ALPAKS

Kolayca bükülebilen alüminyum ve silisyum karışımı.

ALPAKA

Çift parmaklılar takımının devegiller sınıfından, Güney Amerika'da yaşayan, uzun tüylü, memeli bir hayvan (Lama glama pacos). Bu yünden dokunan kumaş. Alman gümüşü. Bu hayvanın yumuşak, hafif, dayanıklı ve parlak olan yünü.

ALPLIK

Alp olma durumu.

ALPİNİZM

Dağcılık.

ALPİNİST

Dağcı.

ALPEREN

Derviş. Mücahit.

ALPYILDIZI

Dağların çok yüksek yamaçlarında yetişen bir çiçek (Paradisia liliastrum).

  -   -   -  

Anlamında ALP bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ALP geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DALKAVUK

Kendisine çıkar sağlayacak olanlara aşırı bir saygı ve hayranlık göstererek yaranmak isteyen kimse, huluskâr, yağcı, yalaka, yağdanlık, yalpak, yaltak, yaltakçı, kemik yalayıcı, çanak yalayıcı. Saraylarda devlet büyüklerini nükteli sözlerle eğlendiren kimse.

DERVİŞ

Bir tarikata girmiş, onun kurallarına ve törelerine bağlı kimse, alperen. Alçak gönüllü ve her şeyi hoş gören kimse. Kırlangıç balığının küçüğü. Yoksulluğu, çilekeşliği benimsemiş kimse.

ARİTMİ

Kalp atışlarındaki düzensizlik ve eşitsizlik.

ÇARPMAK

Hızla değmek, vurmak. El çabukluğu ile çalmak, dolandırarak elde etmek. Etkisiyle birdenbire hasta etmek. Kalp, hızlı hızlı vurmak. Varlığına inanılan bir gücün öfkesine uğramak. Kurnazlıkla ele geçirmek. Biri çarpılan, öbürü çarpan denilen iki sayı verildiğinde çarpanı çarpılandaki birim kadar çoğaltarak çarpım adı verilen bir üçüncü sayıyı elde etmek, darp etmek. Çekiciliğiyle etkilemek, şaşırtmak.

CANEVİ

Kalbin altındaki bölge. En duyarlı yer, yürek, kalpgâh.

BABACAN

Olgun, hoşgörülü, iyi kalpli, güvenilir (erkek).

DARABAN

Kalp vuruşu, kalp atışı.

DÖŞEKLİ

Döşeği olan. Yalpası az olan yayvan gemi.

BADİKLEŞMEK

Ördek gibi sağa sol yalpa vurarak yürüme eğilimi göstermek.

DANABURNU

Toprak içinde yaşayıp bitkilere, köklerini keserek zarar veren bir böcek, kök kurdu (Gryllotalpa vulgaris). Aslanağzı.

DAĞCILIK

Dağa tırmanma sporu, alpinizm.

ÇİTARİ

İzmaritgillerden, üzerinde sarı çizgiler bulunan, en büyüğü yarım kiloyu aşmayan, kılçıklı bir balık (Boxsalpa). İpek ve pamukla dokunan bir tür çizgili kumaş.

ATIŞ

Atma işi. Kalp ya da nabzın vuruşu, çarpışı.

DAĞCI

Dağa tırmanma sporu yapan kimse, alpinist.

FERAH

Kalp, gönül, iç vb.nin sıkıntısız, tasasız olma durumu. Havadar, aydınlık, iç açıcı (yer). Bol, geniş.

EKSTRASİSTOL

Kalpte normal iki kasılma arasında oluşan fazladan kasılma.

ELEKTROŞOK

Ruh hastalıklarında, beyinden, kalp atışındaki düzensizliklerde göğüs duvarından çok kısa süreli yüksek elektrik akımı geçirerek hastayı iyileştirme yöntemi.

DİLALTI

Genellikle kalp hastalıklarında hızlı ve kesin etki sağlamak için dilin altına konularak emilen ilaç. Tavuklarda görülen bir hastalık.

DALKAVUKLUK

Dalkavukça davranış, kemik yalayıcılık, çanak yalayıcılık, yağcılık, yalakalık, yalpaklık, yaltakçılık, yaltaklanma, yaltaklık, tabasbus, huluskârlık.

ATMAK

Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.