Kelimeler arşivi içinde; başında "var" olan, toplam 186 adet kelime bulunmaktadır. var ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu var ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde var olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
VARSILLAŞTIRMAK
VARLIKLAŞTIRMA, VARSILLAŞTIRMA
VARDIRABİLMEK, VARİKOZİTELER, VARSAYABİLMEK
VARDABANDIRA, VARDIRABİLME, VARDİYACILIK, VARDİYANBAŞI, VARILABİLMEK, VAROLUŞÇULUK, VARSAYABİLME, VARSILLAŞMAK, VARYETECİLİK
VARAKLANMAK, VARDUĞUNDAN, VARILABİLME, VARİSEKTOMİ, VARKALLAMAK, VARLIKÇILIK, VARLIKLILIK, VARROATOZİS, VARSAYILMAK, VARSAYIMSAL, VARSILLAŞMA, VARYEMEZLİK
VARABİLMEK, VARAGELMEK, VARAKLAMAK, VARAKLANMA, VARANGELEN, VARAVANASI, VARAVARASI, VARDACILIK, VARDAKOSTA, VARDIĞINCA, VARDUĞUNCA, VARIGÖRMEK, VARILDAMAK, VARITURMAK, VARIVERMEK, VARİKOSİTE, VAROLUŞSAL, VARSAYILMA, VARSAYIMLI, VARSILERKİ
VARABİLME, VARAGELME, VARAKLAMA, VARAKPARE, VARAMORPH, VARAŞATLI, VARCALARI, VARDIRMAK, VARDİYACI, VARINCASI, VARİDATÇI, VARİDATLİ, VARİKOSEL, VARİKÖZİS, VARİMİSSE, VARİYETLİ, VARLIALAN, VARLIKLAR, VARLIKSIZ, VAROLUŞÇU, VARSAYMAK, VARSILLIK, VARVARACI, VARVARASI, VARVARLIK, VARYASYON, VARYETECİ
VARADURA, VARAGELE, VARAKULA, VARANGEL, VARDABAŞ, VARDIRMA, VARDIYAN, VARDİMIZ, VARDİYAN, VARIHANA, VARILMAK, VARIŞMAK, VARİKOİT, VARİSSİZ, VARİYETE, VARLIKLI, VARMISSA, VARSAYIM, VARSAYMA, VARTİVOR, VARTUVUR, VARYEMEZ, VARYETLİ
VARAGEL, VARAKÇI, VARAKLI, VARCASI, VARDACI, VARDALA, VARDELA, VARDİYA, VARDOLA, VARDUĞU, VARESTE, VARIKIN, VARILMA, VARIMLI, VARINCA, VARIŞLI, VARİDAT, VARİKÖZ, VARİSLİ, VARİYET, VARMALU, VAROLUŞ, VARSAĞI, VARSANI, VARURAK, VARVARA, VARYANT, VARYETE
VARAKA, VARAZA, VARCIK, VARDAR, VARGEL, VARGIN, VARIKE, VARINI, VARISI, VARİDE, VARİKS, VARKAN, VARLIG, VARLIH, VARLIK, VARMAK, VARRIH, VARRIM, VARSAK, VARSAM, VARSIL, VARTIN, VARYOS, VARYOZ
VARAK, VARAL, VARAN, VARAŞ, VARCA, VARDA, VARDİ, VAREL, VARGI, VARIH, VARIK, VARIL, VARIM, VARIN, VARIŞ, VARİK, VARİL, VARİS, VARİT, VARLI, VARLU, VARMA, VARNA, VAROL, VAROŞ, VARRI, VARSA, VARTA, VARTO, VARUS, Devamını Oku »»
VARA, VARE, VARI, VARİ, VART
VAR
VAR
Mevcut, evrende veya düşüncede yer alan, yok karşıtı. Sahiplik bildiren olumlu ad cümleleri kuran bir söz. Elde bulunan her şey. Varlıklı: Var evi kerem evi yok evi verem evi. Çekil, yıkıl, savul: Var, git gözümün önünden!. Kale. Mevcut, var// var mal: mal mülk// var yoh: bütün mülk. Varlığı, mevcudiyeti. Hepsi, olancası, mevcudu. Olanca, hep. Servet, mal, varlık. Haydi, durma. (Olumlu fiillerle birlikte gelince teşvik pekitmesi oluyor.). Sakın! (Olumsuz fiillerle birlikte gelince sakındırma pekitmesi oluyor.).
VARDIRABİLMEK
Vardırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
VARİKOZİTELER
Postgangliyonik miyelinsiz sinir liflerinin efektör hücrelerle kavşak yapan uç kısımlarında tespih dizisine benzer biçimde sıralanmış düğümler.
VARSAYABİLME
Varsayabilmek işi.
VARSILLAŞMAK
Zengin duruma gelmek.
VARDİYANBAŞI
Gemi süvarisi olan, azap askerinin komutanı.
VARLIKLAŞTIRMA
Tecimsel bir işletmenin çıkardığı pay ve borçlanma belgitleri toplam değeri. Bir nesneyi anamala çevirme işlemi ya da kâr getiren bir nesneye bir değerin yatırılması. Girişimin arıtılmasında pay iyelerine ve uzun önelli alacaklılara ödenecek tutar.
VARSILLAŞTIRMAK
Varsıllaşma işini yaptırmak.
VARSAYABİLMEK
Varsayma imkânı veya olasılığı bulunmak.
VARDIRABİLME
Vardırabilmek işi.
VARSILLAŞTIRMA
Varsıllaştırmak işi.
VAROLUŞÇULUK
Varoluşun özden önce geldiğini ve özü sürekli olarak yarattığını ileri süren öğreti, egzistansiyalizm.
VARYETECİLİK
Varyetecinin yaptığı iş.
VARDİYACILIK
Vardiyacı olma durumu.
VARDABANDIRA
Özellikle savaş gemilerinde işaret alıp vermekte usta er.
VARILABİLMEK
Varılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde VAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞIL
Evcil küçükbaş hayvanların barındığı çit veya duvarla çevrili yer, arkaç. Hale. Bazı görüntülerdeki çok ışıklı cisimleri çevreleyen ışıklı teker.
AĞINMAK
Hayvan yere yatıp yuvarlanmak.
ALAN
Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.
ADIMSAYAR
Yürüme sırasında gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğunu anlayabilmek amacıyla ayağa veya bele takılan alet, pedometre.
AÇIT
Bir duvarda kapı, pencere, kemerleme vb. bölümler için bırakılmış açıklık.
AĞNAMAK
Hayvan, yere yatıp yuvarlanmak.
AKLAMAK
Suçsuz veya borçsuz olduğu yargısına vararak birini temize çıkarmak, tebriye etmek, ibra etmek.
AĞIRCANLI
Çok yavaş iş yapan, çevik olmayan. Varlığı sıkıntı veren, sevimsiz. Tembel. Gebe (kadın).
AKILCILIK
Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm.
AĞDALAŞMAK
Ağda durumuna gelmek, ağdalanmak. Sohbet tam tadına varılır durum almak, koyulaşmak.
ADCILIK
Kavramların gerçek varlıklar olduğunu kabul eden, kavram gerçekliğine karşıt olarak tümel kavramların yalnızca nesnelerin adları olduğunu ileri süren görüş, isimcilik, nominalizm.
AĞA
Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.
AKIŞKANLIK
Akışkan olma durumu. Para ve ticaretle ilgili işlemlerde kullanılabilecek durumda olan satın alma gücü, likidite. Kolaylıkla paraya çevrilebilme özelliği fazla olan varlıklar, likidite.
AD
Bir kimseyi, bir şeyi anlatmaya, tanımlamaya, açıklamaya, bildirmeye yarayan söz, isim, nam. Canlı ve cansız varlıkları, duygu ve düşünceleri, çeşitli durumları bildiren kelime, isim. Sayma. Sayılma. Herkesçe tanınmış veya işitilmiş olma durumu.
AKYUVAR
Kan, lenf vb. vücut sıvılarında bulunan çekirdekli, yuvarlak hücre, lökosit.
AKVARYUMCULUK
Akvaryumcunun yaptığı iş.
AKVARYUMCU
Akvaryum işiyle uğraşan kimse, akvarist. Bilim ve sanatı kullanarak akvaryum ortamında balık vb.ni besleyen kimse, akvarist.
AKİK
Kalseduan kuvarsının bir türü olan, yüzük taşı, mühür vb. yapmakta kullanılan, türlü renklerde, yarı saydam, parlak ve değerli bir taş.
AKI
Herhangi bir kuvvet alanında, belli bir düzlemin belli bir bölümünden geçtiği varsayılan güç çizgileri, seyelan.
AKKOR
Işık saçacak beyazlığa varıncaya kadar ısıtılmış olan.