Sonu UCU ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ucu" olan, toplam 138 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ucu ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında ucu olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ucu olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

ÇIRPIŞTIRUCU

11 harfli kelimeler

GECEKONDUCU, SORUŞTURUCU, ELEKTRİKUCU, IŞIKEKSİUCU, TAHTABABUCU, YOĞUŞTURUCU

10 harfli kelimeler

DEDİKODUCU, JİUJİTSUCU, UYUŞTURUCU, OŞUTTURUCU

9 harfli kelimeler

BAŞVURUCU, KURUNTUCU, KUSTURUCU, RANDEVUCU, SUSTURUCU, BOYUNTUCU, DURDURUCU, DURULTUCU, KONDURUCU, KUNNUYUCU

8 harfli kelimeler

DOĞURUCU, DOKUYUCU, DOYURUCU, KONUŞUCU, KORUYUCU, KURUTUCU, SAVUNUCU, SOĞURUCU, SOĞUTUCU, ALVURUCU, BUYURUCU, DİKENUCU, DORUKUCU, EKSENUCU, OKUNTUCU, SAVURUCU, SUBOTUCU, UZUNBUCU, YUĞURUCU

7 harfli kelimeler

DOĞRUCU, HAVLUCU, KURGUCU, KUŞKUCU, MUŞTUCU, OKUYUCU, TURŞUCU, YONTUCU, BULGUCU, DONGUCU, ELİMUCU, GARŞUCU, ILISUCU, KONDUCU, KUMRUCU, OFUDUCU, OHUYUCU, OTURUCU, SORGUCU, TOHLUCU, TURGUCU, UMURUCU, UYUTUCU, YARGUCU, YORTUCU

6 harfli kelimeler

BORUCU, BULUCU, EBRUCU, KOKUCU, KORUCU, KOŞUCU, KURUCU, KUTUCU, KUYUCU, OLGUCU, ORDUCU, PUSUCU, SAGUCU, SOKUCU, SUNUCU, TAPUCU, TUTUCU, UYKUCU, VURUCU, BAŞUCU, BAVUCU, BURUCU, ÇAMUCU, DAVUCU, DİLUCU, DİŞUCU, DOĞUCU, DONUCU, DOVUCU, DUTUCU, Devamını Oku »»

5 harfli kelimeler

İPUCU, UÇUCU, AYUCU, ELUCU, OHUCU, OKUCU, OLUCU, UHUCU, UMUCU, UYUCU

4 harfli kelimeler

ÇUCU, SUCU, CUCU, HUCU, MUCU

3 harfli kelimeler

UCU

Bazı kelimelerin anlamları

UCU

Yankesici, usta hırsız.

KURUNTUCU

Sürekli kuruntuya kapılan (kimse), işkilli, vesveseci, müvesvis.

TAHTABABUCU

Terlik.

ÇIRPIŞTIRUCU

Hırsız.

SORUŞTURUCU

Soruşturmacı.

DEDİKODUCU

Çok dedikodu yapan, kovcu, gıybetçi, dillek.

GECEKONDUCU

Gecekonduda oturan kimse, konducu. Gecekondu yapıp satan kimse, konducu.

YOĞUŞTURUCU

Damıtma işlemi sırasında içinden su akımı geçirildiğinde oluşan buharın soğutulmasıyla yeniden sıvı hâle dönüştürülmesini sağlayan camdan yapılmış araç. Buharın yoğuşmasını sağlayan büklüm boru. Buharları sıvıya dönüştürmek için soğutan aygıt.

JİUJİTSUCU

Jiujitsu yapan sporcu.

UYUŞTURUCU

Uyuşturma özelliği olan, uyuşturan (madde), narkotik. Hareketten, gereği gibi düşünmekten alıkoyan.

KUSTURUCU

Kısa süre içinde kusmaya sebep olan ilaç.

ELEKTRİKUCU

Gaz, sıvı ya da yalıtkan bir gereçte elektrik akımının girip çıkmasını sağlayan iletken. (Pozitif elektrikucuna artıuç, negatife eksiuç denir). Yarı iletken bir aygıtta, elektron yayan, toplayan ya da bir mıknatıslı alan yardımıyla bunların devinimlerini düzenleyen parça.

IŞIKEKSİUCU

Üzerine ışık düştüğünde elektron yayan ışığaduyar özdekle sıvanmış eksiuç.

OŞUTTURUCU

Abartıcı.

BAŞVURUCU

Bir iş için başvuran kimse, müracaatçı.

RANDEVUCU

Randevuevi işleten kimse.

  -   -   -  

Anlamında UCU bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde UCU geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AFYON

Olgunlaşmamış haşhaş kapsüllerine yapılmış olan çiziklerden sızan, güçlü bir zehir olmakla birlikte içinde morfin, kodein vb. uyuşturucular bulunan madde.

ABLİ

Yatay serenlerin ucuna bağlı bulunan ve bunları sağa, sola veya ortaya çevirmek için yararlanılan halat veya palanga.

AĞITÇI

Ölüye ağıt söylemek için tutulan kimse, ağlayıcı, sagucu, mersiyehan.

AJİTASYON

Körükleme. Duygu sömürüsü yapma. Kişinin ruhsal gerginliğini dışa vurması sonucu oluşan etrafına karşı saldırganlık durumu. İnsanın zihninde ve duygu dünyasında sarsıntı yaratma. Çırpıntı.

ADESE

Mercek. Kovucuk.

AĞIRŞAK

Yün veya iplik eğrilen iği ağırlaştırmak için alt ucuna geçirilen yarım küre biçiminde, ortası delik ağaç veya kemik parça. Teker biçiminde yassı nesne, kurs (I).

AĞIZLIK

Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.

ALDEHİT

Alkolleri oksitlendirme veya asitleri indirgeme yolu ile elde edilen uçucu bir sıvı.

ALKOL

Bira, şarap vb. sıvıların veya pancar, patates nişastasının şekere dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan glikoz çözeltilerin mayalaşmış özlerinin damıtılmasıyla elde edilen, kokulu, uçucu, yanıcı, renksiz sıvı, ispirto, etanol, etil alkol. Her türlü alkollü içki.

ABLALIK

Abla olma durumu. Yakın ve koruyucu davranışta bulunma.

ADIM

Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.

ACUR

Kabakgillerden, kabuğu çizgili ve tüylü, yeşil veya sarımtırak, üzeri yeşil lekeli, irice bir meyve (Cucumis flexuosus).

AKSIRIK

Herhangi bir sebeple burun zarının gıcıklanması sonucu solunum kaslarının birdenbire kasılmasıyla ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşalması olayı, aksırma, hapşırma, hapşırık.

AĞIR

Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.

AĞITÇILIK

Ağıtçının yaptığı iş, ağlayıcılık, saguculuk, mersiyehanlık.

ACILAŞMAK

Tadı bozulmak, acı olmak. Konuşma sert bir durum almak, kırıcılaşmak. Dokunaklı duruma gelmek. Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek.

AKARLAR

Gövdeleri halkasız, başları göğüsle birleşik, ağız yapıları ısırıcı, sokucu veya emici örümceğimsiler takımı.

AÇIKLAYICI

Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.

ALIŞKANLIK

Bir şeye alışmış olma durumu, alışkınlık, alışmışlık, alışkı, itiyat, huy, meleke, ünsiyet, yordam. İç ve dış etkilerle hep aynı biçimde gerçekleşmesi sonucu beliren şartlanmış davranış. Yakınlık, arkadaşlık, ünsiyet.

ALABACAK

Ayağında sekil olan (at, eşek vb.). Ara bozucu, dönek, uğursuz (kimse).