Kelimeler arşivi içinde; sonunda "tat" olan, toplam 50 adet kelime bulunmaktadır. Sonu tat ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında tat olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde tat olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
SELÜLOZTRİASETAT
ANAPLAZMODASTAT
KOKSİDİYOSTAT, POTANSİYOSTAT, BAKTERİYOSTAT
MİKROHABİTAT
İYODOASETAT, FLOROASETAT, ASETOASETAT
PRESİPİTAT, PROKTOSTAT
TOLNAFTAT, KRİYOSTAT, BENZONTAT, TERMOSTAT, HİGROSTAT
PALMİTAT, KOLOSTAT, BERMUTAT, KEMOSTAT
SAKATAT, PROSTAT, NEBATAT, İNHİTAT, DİJİTAT, MORİTAT, HABİTAT
LAKTAT, KİSTAT, MURTAT, KELTAT, ASETAT, HASTAT, DENTAT, SULTAT, KANTAT, HATTAT
POTAT, TATAT, HOTAT, PATAT, MİTAT, ISTAT, FİTAT, ÜSTAT, MUTAT, ASTAT
İTAT, STAT
TAT
TAT
Canlıların besinlerdeki uçucu olmayan bileşikleri damak, boğaz ve dil yüzeyindeki mukoza noktaları aracılığıyla algıladığı duyum. Türklerin egemen olduğu yerlerde yaşayan Arap veya İranlılar. Dilsiz. Hoşa giden durum, lezzet, zevk. Hazar Denizi kıyısında, İran Azerbaycanı sınırında yaşayan, İran soyundan olan bir topluluğun adı. Tatlılık.
KRİYOSTAT
Bir düşük sıcaklık ayarlayıcısı. Termoregülatör. Sabit düşük sıcaklık kabı. Dondurma mikrotomu yerine geçen, gelişmiş ve etkili kesit alınmasını sağlayan bir çeşit mikrotom. Cerrahi yöntemle alınan örnekler hızlı bir biçimde işlenerek duyarlı enzimlerin veya küçük moleküllerin histokimyasal yapıları muayeneler için özellikle tercih edilir.
PROKTOSTAT
Kabızlık.
İYODOASETAT
Enzimlerin etkin merkezindeki sülfhidril, karboksil, imidazol gruplarına bağlanarak geriye dönüşümsüz inhibisyona neden olan bir inhibitör.
ASETOASETAT
Asetoasetik asidin tuz, ester veya anyon formu, oksobütirat, diasetik asit, ketobütirik asit.
TOLNAFTAT
Dermatofitlere karşı etkili, toliltiyokarbamatın naftil türevi olan ve yerel uygulanan mantarlara etkili sentetik bir madde.
PRESİPİTAT
Çökelti.
MİKROHABİTAT
Özellikle küçük bir organizmanın en yakın çevresi; genel bir habitat içinde kendi çevre şartları ile ayırt edilebilen küçük yer. Geniş bir habitat içerisinde farklılık arz eden küçük bir bölge.
ANAPLAZMODASTAT
Hayvanlarda anaplazmozisin kontrolünde kullanılan kimyasal maddelerden herhangi biri.
SELÜLOZTRİASETAT
Selülozun asetik asitle tam esterleşmesi sonucunda oluşan ve koruyucu kaplamaların esası olan selüloz reçinesi.
KOKSİDİYOSTAT
Hayvanlarda koksidiyoz kontrolünde kullanılan su ve yeme katılan ajanlar, antikoksidiyal, koksidiyostatik.
POTANSİYOSTAT
Bir elektroliz hücresinde çalışma elektroduna değişmeyen ya da belirli bir hızla değiştirilebilen potansiyeller sağlayan cihaz.
FLOROASETAT
Rodentisit olarak ve zirai amaçla kullanılan ve kimi bitkilerde doğal olarak bulunabilen, adenozin trifosfatın yeterli miktarda üretimi engellemek suretiyle köpeklerde sinirsel, geviş getirenlerde kalp yetersizliği bulgularına sebep olan biyosidal ürün veya zehirli madde. Birçok tür için öldürücü doz uyaklaşık 0.25-1.00 mg/kg vücut ağırlığıdır. Atlar zehirlenmeye karşı dirençlidir.
TERMOSTAT
Isıdenetir.
BENZONTAT
Kimyasal bakımdan tetrakaine çok benzeyen, paraaminobenzoik asit esteri, yerel anestezik etkili bir madde.
BAKTERİYOSTAT
Bakterilerin üreme ve gelişmesini önleyen madde.
Bu bölümde tanımı içerisinde TAT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKITMA
Akıtmak işi, isale. Enli bilezik. Un, süt, yağ, yumurta, şeker veya pekmezle yoğrularak cıvık bir duruma getirilen hamurun kızgın sac üzerinde pişirilmesiyle yapılmış olan bir tatlı türü. Hayvanların, özellikle atların alınlarında bulunan ve burunlarına doğru uzanan beyaz leke.
ALKOL
Bira, şarap vb. sıvıların veya pancar, patates nişastasının şekere dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan glikoz çözeltilerin mayalaşmış özlerinin damıtılmasıyla elde edilen, kokulu, uçucu, yanıcı, renksiz sıvı, ispirto, etanol, etil alkol. Her türlü alkollü içki.
AKTÜERYAL
Sigorta risklerine ve istatistiklere dayanan.
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
ALABALIK
Alabalıkgillerden, soğuk ve duru sularda yaşayan, eti turuncu ve lezzetli bir tatlı su balığı, ala (Trutta faris).
ACILAŞMAK
Tadı bozulmak, acı olmak. Konuşma sert bir durum almak, kırıcılaşmak. Dokunaklı duruma gelmek. Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek.
AĞDACI
Şeker, tatlı ve helva yapımında ağda hazırlayan işçi. Ağda ile vücuttaki fazla tüyleri veya kılları temizlemeyi meslek edinmiş kimse.
ANAHTAR
Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Kurgu. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Herhangi bir olayda belirleyici olan. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Vesile, araç, vasıta.
AHAR
Hattatların kâğıt cilalamak için kullandıkları nişasta ve yumurta akından yapılmış olan özel bir karışım.
AÇIKLAYICI
Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.
AKLEVREK
Tatlısu levreği.
ANITKABİR
Atatürk'ün mezarının bulunduğu anıtsal yapı.
ARMUT
Gülgillerden, çiçekleri beyaz, Türkiye'nin her yerinde yetişen bir ağaç (Pirus communis). Çok bön, çok aptal. Bu ağacın tatlı ve sulu, yumuşak, ufak çekirdekli meyvesi.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
AMİP
Amipler takımından, vücudunun biçim değiştirmesiyle oluşan geçici kollar veya ayaklar üzerinde sürünerek yer değiştiren, tatlı ve tuzlu sularda yaşayan bir hücreli canlı (Amoeba).
ALIŞILMIŞ
Her zamanki, mutat.
ABDÜLLEZİZ
Akdeniz bölgesinde ve Afrika'da yetişen, çok yıllık, yumrulu ve otsu bir bitki (Cyperus esculentus). Bu bitkinin yemiş olarak yenilen, tatlı ve yağlı ürünü.
AKKEFAL
Sazangillerden bir cins tatlı su balığı (Alburnus).
AKTÜER
İstatistiklere dayanarak sigorta primlerini, risklerini hesaplayan kimse.
AKVARYUM
Tatlı veya tuzlu su hayvanlarının ve su bitkilerinin yapay bir ortamda beslendiği ve yetiştirildiği cam su kabı.