Kelimeler arşivi içinde; sonunda "tav" olan, toplam 20 adet kelime bulunmaktadır. Sonu tav ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında tav olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde tav olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ALACATAV, CANANTAV
ACARTAV, ACERTAV, BORATAV
ALATAV, PASTAV, TAVTAV, SILTAV, PERTAV, CASTAV, KINTAV
UZTAV, KÖTAV, KETAV, BİTAV, ALTAV, OKTAV
ATAV
TAV
TAV
İşlenecek bir nesnede bulunması gereken ısının, nemin yeterli olması durumu. En uygun durum ve zaman. Hayvanlarda besili olma durumu. Hazır olma.
PERTAV
Türk cambazının becerilerinden biri : İp üstünden takla atma ve ipin üstüne düşerken bacakları makas gibi açma numarası.
ACERTAV
Yeni sökülmüş tarlanın ilk ekim tavı.
CASTAV
Keklik.
ACARTAV
Tarlanın şubat-mart ayları içindeki sürülme tavı, zamanı. Tam tav. Yeni sökülmüş tarlanın ilk ekim tavı. İnsanların en güçlü oldukları delikanlılık ve olgunluk çağı.
PASTAV
Çuha kumaşının sarıldığı top.
BORATAV
Fırtına gibi hızlı olan kimse.
UZTAV
Yetenekli, becerikli kimse.
SILTAV
Sözde neden, bahane.
KÖTAV
Hayvanların karınlarının altında olan şiş, bir çeşit çıban.
TAVTAV
Hastalığı zaman zaman iyiye ya da kötüye giden kimse.
ALACATAV
Çok kurumuş toprak, holü (nemi) kaçmış toprak: Bizim tarlanın alacatavı kaçmış.
CANANTAV
Yanardağ.
KINTAV
Aykırı.
ALATAV
Az tavlı, yarı yaş yarı kuru olan (toprak).
KETAV
Atın solunum yollarında olan bir hastalık.
Bu bölümde tanımı içerisinde TAV geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAĞIRTLAK
Orta büyüklükte, eti sevilen bir cins göçebe ördek, bozkır tavuğu (Querquedula).
ARACILIK
Aracının yaptığı iş, tavassut. Aracı olma durumu, vasıta, vasıtalık.
BAĞDADİ
Ağaç direkler üzerine çakılmış çıtalara sıva vurularak yapılmış olan (duvar veya tavan). Yapılarda kullanılan çıta. 0,0501 gram olan ağırlık ölçü birimi.
BİFTEK
Izgara veya tavada pişirilen, genellikle dana eti dilimi.
BLÖF
İskambil oyunlarında elindeki kâğıtları olduğundan başka gösterme davranışı. Kazanda yoğunlaşan suyu dışarı atma. Karşısında kişiyi yanıltarak veya yıldırarak bir işten caydırmak için söylenen asılsız söz veya takınılan aldatıcı tavır, kurusıkı.
ATACILIK
Uzaklarda bulunan ve birçok kuşaktan beri görünmeyen birtakım özelliklerin yeni bir kuşakta birden ortaya çıkması, ataya çekme, atavizm.
BAGET
Bateri çalmaya yarayan ince, kısa çubuk. Tavuk, piliç vb. kanatlılarda but ile paça arasında kalan etli bölüm. Çorabı gergin tutmak ve düşmesini engellemek için kullanılan sert lastik. Tıraşlanmış, dikdörtgen biçiminde değerli taş. Düşük gramajlı ince, uzun ekmek.
ALIKOYMA
Alıkoymak işi, tavik.
ASKI
Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.
ANAVAŞYA
Göçücü balıkların Akdeniz'den Karadeniz'e çıkması, katavaşya karşıtı.
AVİZE
Tavana asılan, şamdanlı, lambalı, cam veya metal süslü aydınlatma aracı.
BEZEKÇİ
Duvar ve tavanları boyayıp birtakım resim veya şekillerle süsleyen kimse, nakkaş. Gelinleri süsleyen kadın.
BILDIRCIN
Tavukgillerden, boz renkli, benekli, yurdumuzda en çok sonbaharda eti için avlanan, etinden ve yumurtasından yararlanılan göçebe kuş (Coturnix).
AÇIKLAMAK
Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.
ALÇICI
Alçı taşını çıkaran kimse. Tavan ve duvarların alçı ile kaplanmasında çalışan işçi.
ASINTI
Bir işi hemen yapmayıp bekleterek geri bırakma, tehir, tavik. Sırnaşan, tebelleş olan kimse. Birini tedirgin edecek kadar üzerine düşme.
AĞALANMAK
Ağa tavrı takınarak çalım yapmak.
ANGORA
Ankara keçisinin kılından veya tavşanının tüyünden elde edilen iplikle dokunan (giysi).
ARABAŞI
Hindi veya tavuk etiyle hazırlanan, pişmiş ve dondurulmuş hamur ile birlikte yenen çorba.
ARACI
Ara bulucu. Üretici ile tüketici arasında alım satım konusunda bağlantı kuran ve bundan kazanç sağlayan kimse, mutavassıt, komprador. İki şey arasında bağlantı kuran kimse, vasıta. İhracatçının ihracattan doğan alacaklarının büyük bir bölümünün malın yüklenmesinden hemen sonra, kalan kısmının ise para, malı alandan tahsil edildiğinde bir aracı banka tarafından ödenmesini sağlayan kredi veya yatırım tekniği.