Kelimeler arşivi içinde; başında "sol" olan, toplam 130 adet kelime bulunmaktadır. sol ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu sol ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde sol olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
SOLUCANYILANLARI, SOLUKBURGUMSULAR
SOLUKLANDIRMAK
SOLLAYABİLMEK, SOLUKLANDIRMA, SOLUKSUZLAŞMA
SOLARİZASYON, SOLGUNLAŞMAK, SOLLAYABİLME, SOLUKBURGUCA, SOLUYABİLMEK
SOLAKDEMİRİ, SOLGARİPLER, SOLGUNLAŞMA, SOLMAZGÜZEL, SOLUKLANMAK, SOLUKLAŞMAK, SOLUKSUZLUK, SOLUYABİLME
SOLAKLAMAK, SOLAKUŞAĞI, SOLİDARİST, SOLİDARİZM, SOLİTARYUS, SOLUCANLAR, SOLUCANOTU, SOLUGANLIK, SOLUĞANLAR, SOLUĞANLIK, SOLUKLAMAK, SOLUKLANMA, SOLUKLAŞMA, SOLUKSUZAT
SOLAKAŞIK, SOLAKBAŞI, SOLAKLAMA, SOLDURMAK, SOLENOFAJ, SOLENOSİT, SOLGUNLUK, SOLİPSİZM, SOLİSTLİK, SOLOCULUK, SOLUKLAMA
SOLAKKÖY, SOLAKLAR, SOLAKLIK, SOLARYUM, SOLCULUK, SOLDURMA, SOLKİLİT, SOLLAMAK, SOLLAYIŞ, SOLUHLUH, SOLUKGAN, SOLUKLUK, SOLUKSUZ, SOLUNCAN, SOLUNGAÇ, SOLUNMAK, SOLURGAN, SOLUSYON, SOLUTGAN, SOLUTMAK, SOLÜSYON, SOLVOLİZ
SOLAĞAN, SOLAKGA, SOLAKLI, SOLAMAK, SOLANGA, SOLANİN, SOLARİS, SOLEMEK, SOLİTER, SOLKAPI, SOLLAMA, SOLOGAN, SOLOİNG, SOLUCAN, SOLUGAN, SOLUĞAN, SOLUKLU, SOLUMAK, SOLUMAZ, SOLUNMA, SOLUNUM, SOLUTMA, SOLUYUŞ, SOLÜMEK, SOLVENT
SOLAMA, SOLAPA, SOLATA, SOLDAN, SOLDİÇ, SOLDUŞ, SOLFEJ, SOLGAZ, SOLGUN, SOLHAN, SOLHUM, SOLHUN, SOLİST, SOLLUK, SOLMAK, SOLMAZ, SOLOCU, SOLUMA
SOLAF, SOLAH, SOLAK, SOLAR, SOLAZ, SOLCU, SOLEÇ, SOLGU, SOLİÇ, SOLİD, SOLİK, SOLKU, SOLMA, SOLUH, SOLUK, SOLUM, SOLUŞ
SOLA, SOLE, SOLO
SOL
SOL
Vücutta kalbin bulunduğu tarafta olan, sağ karşıtı. Gam dizisinde fa ile la arasındaki ses. Sosyalizme yakın görüşte olan grup. Boksta sol yumrukla vuruş. Bu taraftaki yön. Peru para birimi. Bu sesi gösteren nota işareti.
SOLMAZGÜZEL
Hanımdüğmesi de denilen bir çiçek.
SOLUKLANDIRMA
Soluklandırmak işi.
SOLUKSUZLAŞMA
Soluklu bir abanığın soluksuz olması (SOLUKSUZLAŞMIŞ, Désaspiré).
SOLARİZASYON
Güneş ışınlarına maruz kalma. Vücudu güneş ışınlarına maruz bırakmak suretiyle uygulanan tedavi yöntemi.
SOLLAYABİLMEK
Sollama imkânı veya olasılığı bulunmak.
SOLUKBURGUMSULAR
İnce, büklümleri sık ve iki ucu sivri kıvrımkılsılar soyu.
SOLGUNLAŞMAK
Solgun duruma gelmek.
SOLUYABİLMEK
Soluma imkânı veya olasılığı bulunmak, solumaya gücü yetmek.
SOLUKLANDIRMAK
Soluklanma işini yaptırmak.
SOLUCANYILANLARI
(Opoterodonta), Omurgalı hayvanlardan sürüngenler (Reptilia) sınıfının pullu-sürüngenler (Squamata) takımının yılanlar (Ophidia) alt-takımına giren bir bölümü. Ağızları dardır. Kuyrukları kalın olur. Gözleri körelmiştir. Küçük boyludurlar. Zararsızdırlar. Toprakta çukur kazarlar. Kör-yılangiller (Typhlopidae) ve darağızlı-yılangiller (Glauconiidae) familyalarını içine alır.
SOLLAYABİLME
Sollayabilmek işi.
SOLGARİPLER
Kapıkulu süvarisinin, görevi sadrazama bağlı sancak gözetçiliği yapmak ve ordunun sol kesiminde yedek kuvvet olarak beklemek olan bölüğü.
SOLAKDEMİRİ
Arka tekerlekleri arabaya bağlayan demir. (Amasya).
SOLUKBURGUCA
Solukburgumsulardan ileri gelen hastalıkların genel adı.
SOLGUNLAŞMA
Solgunlaşmak işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde SOL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BABAKÖŞ
Ayaksız olduğu için yılan sanılan, solucanla beslenen bir tür kertenkele (Anguis fragilis).
ATARDAMAR
Kalbin sağ karıncığından akciğerlere, sol karıncığından vücudun diğer bölümlerine kan taşıyan damar, şiryan, arter.
AYIBACAĞI
Çift yan yelkenlerden birini sağdan, birini soldan kullanma biçimi.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
ALMAŞIK
İki veya daha çok şeyin sıralanmasında karşılıklı değil, aralıklı olarak sağda ve solda yerleşmiş olan. Almaşlı olarak işleyen, mütenavip, alternatif.
ARYA
Operalarda solistlerden birinin orkestra eşliğinde söylediği, genellikle kendi içinde bütünlüğü olan parça.
ASKARİT
Bağırsak solucanı.
ASSOLİSTLİK
Assolist olma durumu.
AKCİĞERLİLER
Karından bacaklı yumuşakçaların tek ciğerle soluk alan bir takımı.
AYVADANA
Yüksekliği 15-70 santimetre, sık tüylü, soluk sarı çiçekli, çok yıllık ve otsu bir bitki (Achillea nobilis).
AĞARIK
Beyazlaşmış. Rengi solmuş.
AKSIRMAK
Burun zarlarının gıcıklanması ile solunum kaslarının birdenbire kasılması üzerine, ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşaltmak, hapşırmak.
AKSIRIK
Herhangi bir sebeple burun zarının gıcıklanması sonucu solunum kaslarının birdenbire kasılmasıyla ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşalması olayı, aksırma, hapşırma, hapşırık.
AKCİĞER
Göğüs kafesinin büyük bir bölümünü içten kaplayan, kanı temizleyen, sağlı sollu iki parçadan oluşan solunum organı. Bronşçukların son bölümü.
ARIZA
Aksama, aksaklık, bozulma. Bir notanın sesini yarım ton yükseltmek, alçaltmak veya eski durumuna getirmek için notanın soluna konulan diyez, bemol ve bekar işaretlerinin ortak adı. Engebe.
ABLİ
Yatay serenlerin ucuna bağlı bulunan ve bunları sağa, sola veya ortaya çevirmek için yararlanılan halat veya palanga.
AĞARMAK
Beyazlaşmak. Rengi solmak. Aydınlanmak.
ASİT
Turnusolün mavi rengini kırmızıya çevirmek özelliğinde olan ve birleşimindeki hidrojenin yerine maden alarak tuz oluşturan hidrojenli birleşik, hamız.
BADİKLEŞMEK
Ördek gibi sağa sol yalpa vurarak yürüme eğilimi göstermek.