SOKU ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "soku" olan, toplam 43 adet kelime bulunmaktadır. soku ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu soku ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde soku olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

SOKUŞTURUVERMEK, SOKUŞTURABİLMEK

14 harfli kelimeler

SOKUŞTURUVERME, SOKUŞTURABİLME

12 harfli kelimeler

SOKULABİLMEK, SOKULUVERMEK

11 harfli kelimeler

SOKURDANMAK, SOKULABİLME, SOKULGANLIK, SOKUŞTURMAK, SOKULUVERME

10 harfli kelimeler

SOKUVERMEK, SOKURDAMAK, SOKURİÇEĞİ, SOKUMTIKIM, SOKURTÜYÜN, SOKUŞTURMA, SOKULDAMAK

9 harfli kelimeler

SOKUVERME, SOKUCULUK, SOKURDAMA

8 harfli kelimeler

SOKUŞMAK, SOKUTLAK, SOKURLUK, SOKUNMAK, SOKULGAN, SOKUMLUK, SOKULMAK, SOKUMCUL

7 harfli kelimeler

SOKUNTU, SOKUELİ, SOKUTAŞ, SOKULMA, SOKULUŞ, SOKUŞMA, SOKUNMA

6 harfli kelimeler

SOKULU, SOKUCU

5 harfli kelimeler

SOKUM, SOKUŞ, SOKUK, SOKUR

4 harfli kelimeler

SOKU

Bazı kelimelerin anlamları

SOKU

Taş dibek. Dibekte, havanda tahıl dövmeye yarayan tokmak.

SOKULABİLME

Sokulabilmek işi.

SOKURDANMAK

Söylenmek, homurdanmak, gönülsüz iş görmek. Homurdanmak, söylenmek.

SOKULGANLIK

Sokulgan olma durumu.

SOKULABİLMEK

Sokulma imkânı veya olasılığı bulunmak.

SOKUMTIKIM

Lokma.

SOKURİÇEĞİ

Körbağırsak.

SOKULUVERMEK

Çabucak sokulmak.

SOKUVERMEK

Ansızın veya çabucak sokmak.

SOKURDAMAK

Söylenmek, homurdanmak, gönülsüz iş görmek.

SOKUŞTURABİLMEK

Sokuşturma imkânı veya olasılığı bulunmak.

SOKULUVERME

Sokuluvermek işi.

SOKUŞTURUVERMEK

Çabucak sokuşturmak.

SOKUŞTURABİLME

Sokuşturabilmek işi.

SOKUŞTURMAK

Dar bir yere zorla veya iterek sokmak. Bir sözü kırıcı olmak amacıyla tekrar tekrar söylemek. Belli etmeden kötü bir malı vermek.

SOKUŞTURUVERME

Sokuşturuvermek işi.

  -   -   -  

Anlamında SOKU bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SOKU geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KAÇAK

Bir kapalı kaptan, bir borudan sızan gaz veya sıvı. Yasaca yapılması yasak olan veya yapılması için gerekli izin alınmayan. Yasaca belirtilmiş gerekli gümrük ve vergileri ödenmeden bir yere sokulan veya bir yerden çıkarılan. Gizlice kaçırılmış olan mal veya madde. Av sırasında vurulamayan kuş. Bağlı bulunduğu yerden veya yasadan kaçan, uzaklaşan. Yasalara, kurallara uymayarak, gizlice.

KIÇ

Kuyruk sokumu bölgesi, kaba et, kaba but, popo, makat. Bacak, ayak. Deniz teknelerinde art taraf. Arka bölümde olan.

KISKI

Türlü maksatlarla iki şeyin arasına sokuşturulan, kıstırılan parça, kama, takoz.

ÇİVİTLEMEK

Çamaşırı çivitli suya sokup sarılığını gidermek.

KALE

Düşmanın gelmesi beklenilen yollar üzerinde, askerî önem taşıyan şehirlerde, geçit ve dar boğazlarda güvenliği sağlamak için yapılmış olan kalın duvarlı, burçlu, mazgallı yapı, kermen. Takımla oynanan bazı top oyunlarında topun sokulmasına çalışılan yer. Genellikle bir düşüncenin savunulduğu, sürdürüldüğü yer. Denizli iline bağlı ilçelerden biri. Satranç tahtasının dört köşesine dikilen, tahtanın bir tarafından diğer tarafına kadar düz olarak boş hanelerde gidebilen kale biçiminde taş. Malatya iline bağlı ilçelerden biri.

BASKETBOL

Beşer kişilik iki takım arasında topu 3 metre yükseklikteki karşılıklı duran ağ geçirilmiş iki sepetten birine sokup sayı kazanmak esasına dayanan bir oyun, basket, sepet topu.

ÇEKECEK

Ayakkabı ile topuk arasına sokularak ayağın ayakkabıya kolay girmesini sağlayan, maden, boynuz veya plastik maddeden yapılmış alet.

KÖSTEBEK

Köstebekgillerden, toprak altında oyduğu yuvalarda yaşayan, gözleri hemen hiç görmeyen, derisinden kürk yapılmış olan küçük bir hayvan, sokur, yer sıçanı, kör sıçan (Talpa). Bir iş yerinden, kurumdan özellikle gizli servisten bilgi sızdıran kimse.

BÜVE

Genellikle sığırlara saldıran, onların kanını emen, vızıltılarıyla tedirginlik yaratan sokucu sinek, büğelek, dızdız (Hypoderma bovis).

KAPAMAK

Bir açıklığı örtmek için bir şeyi, açık yerin üzerine getirmek. Tıkamak, içini doldurmak. Ortalıktan alıp saklamak. Bir yere sokup dışarı çıkmasına engel olmak, hapsetmek. Su, elektrik gelişini kesmek. Karşılamak, denk gelmek. Hava bulutlarla kaplanmak, sıkıntılı bir hâl almak. Üzerinde durmamak, bir şey üzerinde konuşmayı bırakmak. Geçişi engellemek. Bir şeyin görünmesine engel olmak. Çalışamaz, görev ve iş yapamaz duruma getirmek.

CİVELEK

Canlı, neşeli ve sokulgan. Yeniçeri Ocağına yeni girmiş delikanlı.

AKARLAR

Gövdeleri halkasız, başları göğüsle birleşik, ağız yapıları ısırıcı, sokucu veya emici örümceğimsiler takımı.

ADAMCIL

İnsandan ürkmeyen, insana alışmış olan, insana sokulan, sıcakkanlı, munis.

KABA

Özensiz, gelişigüzel yapılmış, zevksiz, sakil, ince karşıtı. Taneleri iri. Kuyruk sokumunun her iki yanındaki şişkin yer. Terbiyeye, inceliğe aykırı, çirkin, kötü. Terbiyesiz, görgüsü kıt, nezaketsiz (kimse). Hafif olduğu hâlde kalın veya hacimli.

KÖRFEZ

Karanın içine sokulmuş deniz parçası. Kuytu, işlek olmayan. Kocaeli iline bağlı ilçelerden biri.

KOY

Denizin, gölün küçük girintiler biçiminde karaya doğru sokulduğu bölümü.

GOL

Futbol, hentbol, hokey ve buz hokeyi maçlarında topun kaleye sokulmasıyla kazanılan sayı.

KILÇIK

Balıkların eti arasında bulunan diken gibi ince ve küçük kemik. Alttaki güreşçinin, kuyruk sokumunu hızla ve birdenbire havaya kaldırarak sırtına abanmış olan güreşçinin dengesini bozup onu ön veya yan tarafına aşırıp atması. Fasulye, bakla vb. sebzelerin yeşil kabuğunda ve ekin başaklarında bulunan sert ve kıl gibi uzun lif.

BİTLER

Kanatlılar alt sınıfına giren, ağız yapıları sokup emmeye elverişli, memelilerde yaşayan ve kanla beslenen bir böcek takımı.

ÇAKMAK

Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası. Vurarak sokup yerleştirmek. Anlamak, bilmek. Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni. Sınavda başarısız olmak. Vurmak. Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti. İçki içmek. Saplamak. Parıldamak, ışık vermek. Sezinlemek, anlamak, farkına varmak. Kazık çakıp hayvan bağlamak. Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı. Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak. Çivi ile tutturmak. Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak.