Kelimeler arşivi içinde; başında "sebep" olan, toplam 9 adet kelime bulunmaktadır. sebep ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu sebep ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde sebep olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
SEBEPLENDİRMEK
SEBEPLENDİRME
SEBEPLENMEK, SEBEPSİZLİK
SEBEPLENME, SEBEPSİZCE
SEBEPSİZ
SEBEPLİ
SEBEP
SEBEP
Bir şeyin olmasına veya belli bir hâlde bulunmasına yol açan şey.
SEBEPLENMEK
Kendisine dolaylı olarak yarar sağlamak, yararlanmak.
SEBEPSİZLİK
Sebepsiz olma durumu.
SEBEPLENDİRME
Sebeplendirmek işi.
SEBEPSİZ
Sebebi olmayan, nedensiz. Bir sebebi olmadan.
SEBEPLENME
Sebeplenmek işi.
SEBEPLİ
Sebebi olan.
SEBEPLENDİRMEK
Sebeplenme işini yaptırmak.
SEBEPSİZCE
Bir sebebi olmaksızın.
Bu bölümde tanımı içerisinde SEBEP geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AZDIRMAK
Azmasına sebep olmak. Şımartmak. Azgın duruma getirmek. Kötü davranış veya alışkanlıklara sürüklemek, yoldan çıkarmak.
ACIKTIRMAK
Açlık duymasına sebep olmak. Aç bırakmak.
AĞIZOTU
Topları ateşlemek için falyaya konulan ve barutun patlamasına sebep olan madde.
AKSIRTMAK
Birinin aksırmasına sebep olmak, hapşırtmak.
APTALLAŞTIRMAK
Aptallaşmasına sebep olmak, aptal duruma getirmek, ahmaklaştırmak.
ARDAKLANMAK
Ağaçlarda mantarların sebep olduğu çürümeye uğramak.
AKSIRIK
Herhangi bir sebeple burun zarının gıcıklanması sonucu solunum kaslarının birdenbire kasılmasıyla ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşalması olayı, aksırma, hapşırma, hapşırık.
AFET
Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım. Çok kötü. Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk. Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın. Kıran.
ALERJEN
Alerjiye sebep olan herhangi bir madde.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
BAĞLAŞIK
Aralarında anlaşma veya sözleşme sağlanmış olan (kimse veya topluluk), müttefik. Sonuç, sebep gibi birbiriyle sıkı sıkıya bağlı ve karşılıklı bağımlı olan (nesne, terim).
ANTİJEN
Vücuda girişi kendisine karşı antikor oluşmasına sebep olan protein yapısında madde.
AĞDIRMAK
Ağmasına sebep olmak. Aşağı inmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ağır gelmek.
AVARYA
Bir deniz yolculuğunda geminin veya yükünün gördüğü zarar. Çeşitli sebeplerle dayanıklılığını ve esnekliğini kaybetmiş yapağı ve yün.
AYRIŞTIRMAK
Bütünün bozulmasına sebep olmak. Ayrışmasını sağlamak.
AZALTMAK
Az denecek bir miktara indirmek. Eskisinden az bir duruma getirmek. Etkisini yitirmesine sebep olmak, hafifletmek.
ACITMAK
Acılık vermek. Ağrı, sızı duyulmasına sebep olmak.
AGLÜTİNİN
Serumda meydana gelen ve pıhtılaşmaya sebep olan antikor.
AMİL
Etken, etmen, sebep, faktör.
ALÇAKLAŞTIRMAK
Alçaklaşmasına sebep olmak.