Kelimeler arşivi içinde; sonunda "sebet" olan, toplam 3 adet kelime bulunmaktadır. Sonu sebet ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında sebet olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde sebet olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
SEBET
1.Küfe. 2.Sepet. Değirmende, buğdayın döküldüğü kesik koni biçiminde yer. Sepet.
MÜNASEBET
İlişik, ilişki, ilinti. İki şey arasındaki uygunluk. Sebep, vesile, gerekçe, neden.
İSEBET
Arapça kökenli isâbet: isabet.
Bu bölümde tanımı içerisinde SEBET geçen kelimeler listesi verilmiştir.
İLİŞKİ
İki şey arasında karşılıklı ilgi, bağ, münasebet, temas. Bağlantı, temas.
AKYAVAN
Lüzumundan fazla konuşan, münasebetsiz kimse: Bırak canım, akyavanın biri.
DALAB
At isteyen kısrak, erkek isteyen dişi eşek ya da hayvan. Cinsi münasebete çok düşkün kadın, fahişe.
YAKIŞIKSIZ
Yakışık almayan, uygunsuz, çirkin, münasebetsiz (tavır, hâl vb.).
MÜNASEBETSİZLİK
Münasebetsiz olma durumu. Münasebetsizce davranış.
UYGUNSUZ
Uymayan, yakışık almayan, yaraşmayan, münasebetsiz, namünasip. Kötü davranışlarda bulunan, çirkin hareketleri olan.
BEDRÜK
Taranmış, temizlenmiş ve eğrilmeye hazır hale getirilmiş yün veya pamuk yumağı, topağı. Sıra, saygı gözetmeyen, münasebetsiz (kimse.).
DADİK
Küçük çocuğun ilk defa ayakta durması, tay durma. Münasebetsiz ve düşüncesizce konuşan.
ALURDAKSIZ
Gelişigüzel, ilerigeri, münasebetsiz: Alurdaksız konuşup durma.
TERS
Gerekli olan duruma karşıt, zıt. Kesici bir aletin kesmeyen yanı. Gönül ve cesaret kırıcı, huysuz, sert. Uygun olmayan, elverişsiz, münasebetsiz. Bir şeyin içe gelen yanı, arkası. Hayvan pisliği. Bir şeyin aksi, karşıtı.
DADTİRİK
Münasebetsiz ve düşüncesizce konuşan.
AKLIEVVEL
Akıllı geçinen. Densiz, münasebetsiz, sağduyu sahibi olmayan.
TEMAS
Değme, dokunma, dokunuş, değinti. Dokunma. Buluşup görüşme, ilişki kurma, münasebet. Gidip gelme, ulaşım, bağlantı. Değinme, sözünü etme, bahsetme.
DALIP
At isteyen kısrak, erkek isteyen dişi eşek ya da hayvan. Cinsi münasebete çok düşkün kadın, fahişe.
ÇÖKEŞMEK
Cinsi münasebette bulunmak. Üşümek.
BURUH
Yumurtası burularak erkekliği giderilmiş koç, teke ve benzerleri hayvan. Densiz, münasebetsiz, aşırı cilve yapan. 1.Ters, inatçı. Erkek keçinin iğdiş edilmişi.
ALIŞVERİŞ
Satın alma ve satma işi, alım satım, iş, muamele, ahzüita, aksata, pazar. İlişki, münasebet.
DALAP
At isteyen kısrak, erkek isteyen dişi eşek ya da hayvan. Cinsi münasebete çok düşkün kadın, fahişe. Erkek isteyen dişi at ya da eşek - dalap olmah: At ve eşeğin döllenme zamanı. Erkek isteyen dişi at veya eşek. Kısrakta kızgınlık.
İLİŞİK
İliştirilmiş, eklenmiş, bağlanmış, merbut. Ek. İlgi, bağlılık, ilişki, münasebet. Bir şeyle ilgili, ilişkin, ait.
ARSLIK
Gerdeğe girdiği gece kocası ile cinsi münasebette bulunduğu halde kızlığını kaybetmiyen kız.