İçinde SEBET geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "sebet" olan, toplam 8 tane kelime bulunuyor. İçerisinde sebet bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu sebet ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında sebet olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

SEBET

1.Küfe. 2.Sepet. Değirmende, buğdayın döküldüğü kesik koni biçiminde yer. Sepet.

MÜNASEBETSİZLİK

Münasebetsiz olma durumu. Münasebetsizce davranış.

İSEBET

Arapça kökenli isâbet: isabet.

MÜNASEBETSİZCE

Münasebetsiz bir biçimde.

MÜNASEBETSİZ

Uygun olmayan, yakışıksız, çirkin. Yakışıksız iş gören, sıra, saygı gözetmeyen (kimse). Ters, aksi.

MÜNASEBETLİ

İlişiği olan, ilişkili. Uygun, yakışık alan.

MÜNASEBETİYLE

Dolayısıyla, sebebiyle, itibarıyla, ilgisinden dolayı.

MÜNASEBET

İlişik, ilişki, ilinti. İki şey arasındaki uygunluk. Sebep, vesile, gerekçe, neden.

  -   -   -  

Anlamında SEBET bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SEBET geçen kelimeler listesi verilmiştir.

İLİŞKİ

İki şey arasında karşılıklı ilgi, bağ, münasebet, temas. Bağlantı, temas.

BEDRÜK

Taranmış, temizlenmiş ve eğrilmeye hazır hale getirilmiş yün veya pamuk yumağı, topağı. Sıra, saygı gözetmeyen, münasebetsiz (kimse.).

DADTİRİK

Münasebetsiz ve düşüncesizce konuşan.

UYGUNSUZ

Uymayan, yakışık almayan, yaraşmayan, münasebetsiz, namünasip. Kötü davranışlarda bulunan, çirkin hareketleri olan.

TEMAS

Değme, dokunma, dokunuş, değinti. Dokunma. Buluşup görüşme, ilişki kurma, münasebet. Gidip gelme, ulaşım, bağlantı. Değinme, sözünü etme, bahsetme.

DADİK

Küçük çocuğun ilk defa ayakta durması, tay durma. Münasebetsiz ve düşüncesizce konuşan.

ALURDAKSIZ

Gelişigüzel, ilerigeri, münasebetsiz: Alurdaksız konuşup durma.

AKLIEVVEL

Akıllı geçinen. Densiz, münasebetsiz, sağduyu sahibi olmayan.

YAKIŞIKSIZ

Yakışık almayan, uygunsuz, çirkin, münasebetsiz (tavır, hâl vb.).

TERS

Gerekli olan duruma karşıt, zıt. Kesici bir aletin kesmeyen yanı. Gönül ve cesaret kırıcı, huysuz, sert. Uygun olmayan, elverişsiz, münasebetsiz. Bir şeyin içe gelen yanı, arkası. Hayvan pisliği. Bir şeyin aksi, karşıtı.

DALAB

At isteyen kısrak, erkek isteyen dişi eşek ya da hayvan. Cinsi münasebete çok düşkün kadın, fahişe.

ARSLIK

Gerdeğe girdiği gece kocası ile cinsi münasebette bulunduğu halde kızlığını kaybetmiyen kız.

DALIP

At isteyen kısrak, erkek isteyen dişi eşek ya da hayvan. Cinsi münasebete çok düşkün kadın, fahişe.

AKYAVAN

Lüzumundan fazla konuşan, münasebetsiz kimse: Bırak canım, akyavanın biri.

DALİP

Cinsi münasebete çok düşkün kadın, fahişe.

ÇÖKEŞMEK

Cinsi münasebette bulunmak. Üşümek.

İLİŞİK

İliştirilmiş, eklenmiş, bağlanmış, merbut. Ek. İlgi, bağlılık, ilişki, münasebet. Bir şeyle ilgili, ilişkin, ait.

ALIŞVERİŞ

Satın alma ve satma işi, alım satım, iş, muamele, ahzüita, aksata, pazar. İlişki, münasebet.

DALAP

At isteyen kısrak, erkek isteyen dişi eşek ya da hayvan. Cinsi münasebete çok düşkün kadın, fahişe. Erkek isteyen dişi at ya da eşek - dalap olmah: At ve eşeğin döllenme zamanı. Erkek isteyen dişi at veya eşek. Kısrakta kızgınlık.

BURUH

Yumurtası burularak erkekliği giderilmiş koç, teke ve benzerleri hayvan. Densiz, münasebetsiz, aşırı cilve yapan. 1.Ters, inatçı. Erkek keçinin iğdiş edilmişi.