Kelimeler arşivi içinde; başında "oyal" olan, toplam 16 adet kelime bulunmaktadır. oyal ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu oyal ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde oyal olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
OYALANABİLMEK, OYALAYABİLMEK
OYALANABİLME, OYALANDIRMAK, OYALAYABİLME
OYALANDIRMA
OYALANMAK
OYALAMAK, OYALANMA, OYALANTI
OYALAMA, OYALMAK
OYALI, OYALİ, OYALP
OYAL
OYAL
"Düşüncesine başvur" anlamında kullanılan bir isim".
OYALAMAK
Belirli bir süre birinin dikkat ve ilgisini başka bir şey üzerine çekmek, meşgul etmek. Vakit kazanmak için aldatmak. Bekletmek. Eğlendirmek, hoşça vakit geçirtmek. Oya ile süslemek.
OYALANABİLME
Oyalanabilmek işi.
OYALMAK
Utanmak. İyileşmeye yüz tutmak.
OYALANMA
Oyalanmak işi.
OYALAMA
Oyalamak işi.
OYALİ
Oyalı.
OYALP
Görüş, düşünce sahibi yiğit.
OYALANDIRMAK
Oyalanmasına yol açmak, oyalanmasını sağlamak.
OYALANDIRMA
Oyalandırmak işi.
OYALANTI
Oyalanmak için yapılmış olan şey.
OYALAYABİLMEK
Oyalama imkânı veya olasılığı bulunmak.
OYALANMAK
Oyalama işine konu olmak. Vakit geçirmek. Boşuna zaman harcamak. Beklemek.
OYALANABİLMEK
Oyalanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
OYALI
Kenarına oya yapılmış ya da geçirilmiş.
OYALAYABİLME
Oyalayabilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde OYAL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALDANMAK
Görünüşe bakarak yanlış bir yargıya varmak, yanılmak. Hayal kırıklığına uğramak. Havanın birden ısınmasıyla zamansız açan çiçek, soğuk sebebiyle donmak. Bir hileye, bir yalana kanmak. Avunmak, oyalanmak.
BEKLETMEK
Bekleme işini birine yaptırmak. Oyalamak.
DOKUMA
Dokumak işi, tekstil. Tezgâhta dokunarak elde edilen (kumaş). Kumaş olabilen, kumaş yapılabilen. Yapı, oluşum. Minder örtüsü, yatak kılıfı vb. için kullanılan ve boyalı pamuk ipliğinden dokunan bez.
AVUNTU
İnsanı avutan şey, oyalanacak şey, avunç, avunma. Acı bir olayı unutturmaya çalışma, acısını hafifletme, avunma, avunç. Teselli.
AVUNDURMAK
Oyalanmasını sağlamak. Acısını hafifletmek, acısını unutturmak, teselli etmek.
EĞLENDİRİ
Gazino, bar vb. yerlerde müşterileri oyalamak, eğlendirmek amacıyla yapılmış olan ilgi çekici gösteri, atraksiyon.
ÇIRPICI
Çırpma işini yapan kimse ya da şey. Yazma kumaş işlerini, boyaları tutsun diye deniz suyunda çırpan kimse. Pişirmeden önce malzemeyi çırpan, karıştıran elektrikli alet, mikser.
EĞLEMEK
Durdurmak. Avutmak. Oyalamak.
BOYALAMA
Boyalamak işi.
ÇABUK
Hızlı, müstacel, yavaş karşıtı. Alışılandan veya gösterilenden daha kısa bir zamanda, tez, yavaş karşıtı. "Acele et, oyalanma" anlamlarında bir seslenme sözü.
ÇIRPI
Dal, budak kırpıntısı. Çok zayıf. Boyalı ve gergin bir sicimi yay gibi çekip bırakarak duvara veya yere çizilen çizgi.
EĞLENME
Eğlenmek işi. Oyalanma. Neşeli, hoşça vakit geçirme. Alay etme.
AVUNMAK
Bir şeyle uğraşarak acısını unutmak, sıkıntılardan uzaklaşmak, teselli bulmak, müteselli olmak. Oyalanmak. Hayvan gebe kalmak.
DANDİNİ
(da'ndini) Düzensiz, karışık, darmadağınık. Bebekleri uyuturken, oyalarken söylenen tekerlemelerde geçen bir söz.
AVUTMAK
Bir kimsenin acısını veya sıkıntısını yatıştırmak, teselli etmek. Oyalamak.
DURMAK
Hareketsiz durumda olmak. Ara vermek. Varlığını sürdürmek. Birisinin malı olarak bulunmak ya da o malla ilişkisi olmak. İşlemez olmak, çalışmamak. Dinmek, kesilmek. Bir konuyla çok ilgilenmek, üstüne düşmek. Beklemek, dikilmek. Bir yerde olmak veya bulunmak. Yaşamak. Bir yerde bir süre oyalanmak, eğlenmek, eğleşmek, tevakkuf etmek. Kalmak. Belli bir durumda, bir görevde bulunmak. Var olmak. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur: Çalışadurmak, bakadurmak, getiredurmak, yiyedurmak gibi.
BAZOFİL
Baz veya bazik alkali özelliği üstün olan bitki. Baz veya bazik boyalara karşı eğilimi olan.
ALDATMAK
Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Oyalamak, avutmak. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Yalan söylemek. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek. Birine verilen sözü tutmamak.
BOYALANMA
Boyalanmak durumu.
BEKLEMEK
Bir iş oluncaya, biri gelinceye değin bir yerde kalmak, durmak. Karşılaşma ihtimali bulunmak. Süre tanımak, acele etmemek. Bir şeyi, bir kimseyi gözetmek, korumak, muhafaza etmek. Oyalanmak. Aramak, istemek. Ummak.