MUM ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "mum" olan, toplam 52 adet kelime bulunmaktadır. mum ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu mum ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde mum olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

MUMURGANBÖCEĞİ

13 harfli kelimeler

MUMUMSULANMAK, MUMCUÇİFTLİĞİ

12 harfli kelimeler

MUMİFİKASYON

11 harfli kelimeler

MUMYALATMAK, MUMYALANMAK

10 harfli kelimeler

MUMYALANMA, MUMYALAMAK, MUMYALAŞMA, MUMYALATMA

9 harfli kelimeler

MUMYALAMA, MUMUTATLI, MUMSEKİSİ, MUMLAYICI, MUMLAŞMAK, MUMLANMAK, MUMAİLEYH, MUMCUOĞLU, MUMBOYASI, MUMBULLUK, MUMCİLASI

8 harfli kelimeler

MUMCUKÖY, MUMCULUK, MUMURGAN, MUMURHAN, MUMCULAR, MUMSÖNDÜ, MUMDİREK, MUMLUBİT, MUMLIĞAN, MUMLAŞMA, MUMLANMA, MUMLAMAK

7 harfli kelimeler

MUMUZAK, MUMHANE, MUMUHAN, MUMGÜCÜ, MUMURAN, MUMLAMA

6 harfli kelimeler

MUMUDA, MUMBAR, MUMREK, MUMLUK, MUMENİ

5 harfli kelimeler

MUMUL, MUMUÇ, MUMYA, MUMNU, MUMCU, MUMLU, MUMER

3 harfli kelimeler

MUM

Bazı kelimelerin anlamları

MUM

Bir fitilin etrafına erimiş bal mumu, içyağı, stearik asit veya parafin dökülerek genellikle silindir biçiminde dondurulan ince, uzun aydınlatma aracı. Bal mumu. Işık şiddeti birimi, kandela. Bazı böcekler ve bitkiler tarafından salgılanan, böceklerin deri ve tüylerini, bitkilerin yüzeyini kaplayarak koruyucu görev yapan, içinde serbest yağ asitleri, alkoller ve doymuş hidrokarbonlar bulunan esterler.

MUMUMSULANMAK

Mumlaşmak.

MUMUTATLI

Bal.

MUMYALATMAK

Mumya durumuna getirmek.

MUMLAŞMAK

Bal mumu durumuna gelmek.

MUMSEKİSİ

Eski evlerin iki bölüm olan büyük odalarının arka yanı.

MUMYALANMAK

Mumya durumuna gelmek.

MUMLAYICI

Filmleri mumlamakta kullanılan alet.

MUMİFİKASYON

Dölüt mumyalaşması.

MUMYALAMA

Mumyalamak işi.

MUMYALATMA

Mumyalatmak işi.

MUMYALAŞMA

Doku veya organın hayatiyetini kaybederek kuru ve sert bir kitle hâlini alışı, mumifikasyon. Dölüt mumyalaşması.

MUMURGANBÖCEĞİ

Tespihböceği.

MUMYALANMA

Mumyalanmak işi.

MUMYALAMAK

Bir cesedi, bozulmaması için özel ilaçlarla mumya durumuna getirmek.

MUMCUÇİFTLİĞİ

Sivas şehrinde, Yıldızeli ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

  -   -   -  

Anlamında MUM bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde MUM geçen kelimeler listesi verilmiştir.

İSPERMEÇET

Balinalardan ve özellikle ispermeçet balinasının başından çıkarılan, mum yapımı ve kozmetik sanayisinde kullanılan beyaz bir madde.

FESLEĞEN

Ballıbabagillerden, Akdeniz ülkelerinde yetişen, yaprakları güzel kokulu, beyaz veya pembe çiçekli, bir yıllık ve otsu bir süs bitkisi, reyhan (Ocimum basilicum).

GAMLI

Kaygılı, tasalı, sıkıntısı, üzüntüsü olan, mağmum. Sıkıntı veya üzüntü veren.

BALIKNEFESİ

Balinagillerin başından çıkarılan ve kozmetik maddeler ve süslü mumlar yapımında kullanılan bir yağ.

FOSFOR

Atom numarası 15, atom ağırlığı 30,97, yoğunluğu 1,83 olan, yarı saydam, bal mumu kıvamında, karanlıkta ışıldayan, sarımsak kokulu, zehirli bir element (simgesi P).

FANUS

Süslü, ayaklı fener. Genellikle silindir biçiminde olan mum, gaz lambası vb. aydınlatma araçlarının çevresini kapatarak rüzgârdan koruyan cam. Saat, mikroskop vb. araçları tozdan korumak için üzerlerine kapatılan, yarım küre biçiminde cam kap.

DÖKMEK

Sıvı veya tane durumunda olan şeyleri bulundukları kaptan başka bir yere boşaltmak. Bir şeyi yok etmek için atmak. Kullanmak, harcamak, sarf etmek. Maden, mum eriyiği veya çimento, alçı vb.ni kalıba akıtarak biçim vermek, döküm yapmak. Saçmak, serpmek. Çok söylemek. Teninde kızamık, kızıl, suçiçeği hastalıklarında olduğu gibi kırmızı lekeler çıkmak. Üstünde bulunan bir şeyi düşürmek. Bir yere çokça bir şey yığmak, taşımak. Açığa vurmak, söylemek, ortaya koymak. Belli bir yere boşaltmak. Bir işte veya bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik yapmak. Sulu hamuru kızgın yağ veya tepsinin içine akıtarak pişirmek. Çok sayıda öğrenciyi sınavda veya bir üst sınıfa geçirmede başarısız saymak. Yakmak, tutuşturmak. Salmak, bırakmak. Bol bol vermek, ödemek, sarf etmek. Akıtmak, düşürmek.

KAKULE

Zencefilgillerden, sıcak iklimlerde yetişen güzel kokulu bir bitki (Elettaria cardamomum). Bu bitkinin bahar olarak kullanılan tohumu.

GENELKURMAY

Yurdun savunmasıyla ilgili bütün şart ve olayları göz önünde tutarak barışta ordunun eğitim ve donatımını, savaşta yüksek yönetimini düzenleyen makam, erkânıharbiyeiumumiye.

AZAMİ

En çok, en üst, en büyük, en yüksek (derece, nicelik), maksimum, maksimal. Maksimum.

DİMDİK

Çok dik, mum direk. Sıkıntıları karşılayacak durumda olan, baş eğmeyen, metin. Dikkatli, ısrarlı (bakış). Kaskatı, çok sertleşmiş olarak. Sağlıklı, zinde. Sağa sola sapmadan, dosdoğru. Çok dik bir biçimde.

KAMUOYU

Bir konuyla ilgili halkın genel düşüncesi, halkoyu, amme efkârı, efkârıumumiye.

GENELLİKLE

Genel olarak, büyük bir çoğunlukla, çoğu kez, çoğun, çoğunlukla, çoklukla, ekseri, ekseriya, ekseriyetle, umumiyetle.

ARI

Temiz. Günahsız. Zar kanatlılardan, bal ve bal mumu yapan, iğnesiyle sokan böcek (Apis mellifica). Yabancı şeylerden arınmış, katışıksız, saf, halis.

ASGARİ

En az, en aşağı, en düşük, en alt, minimal, minimum. Minimum.

GENELEV

Genel kadınların erkek kabul ettikleri yer, aşağı mahalle, kırmızıfener, koltuk, kerhane, umumhane.

DİPLOMAT

Dış politikayla uğraşan ve ülkesini temsil etmekle görevlendirilen kimse. İlişkilerinde kurnaz, becerikli olan. Teksir yapmak için kullanılan bir mumlu kâğıt türü.

FİTİL

Lambada, kandilde ve mumda yağın, çakmakta benzinin yanmasını sağlayan, türlü biçimlerde bükülmüş veya dokunmuş pamuktan yapılmış olan genellikle yağ çekici madde. 0,0125 gram olan ağırlık ölçü birimi. Yollu bir biçimde dokunmuş kumaş. Derin yaraların tedavisinde, yara içine salınan steril gazlı bez şeridi. Elli kâğıtla oynanan ve en az sayısı olanın kazanması kuralına dayanan bir iskambil oyunu. Eskiden topları ve şimdi lağımları ateşlemekte kullanılan kaytan biçiminde tutuşturucu madde. Kumaşın altına kaytan biçiminde bükülmüş bir şey koyup üstten dikerek yapılmış olan kabartma yol. Anüse konulan donmuş yağ kıvamında ve koni biçiminde ilaç. Koltuk, sandalye vb. oturulan eşyanın yapımında dikiş veya çivileri gizlemekte kullanılan şerit.

GENELLİK

Genel olma durumu, yaygınlık, umumiyet, umumilik. Genel düşüncenin ya da kavramın özelliği.

GENEL

Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Bir genelleme sonucunda elde edilen. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan.