Kelimeler arşivi içinde; başında "her" olan, toplam 194 adet kelime bulunmaktadır. her ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu her ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde her olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
HERMAFRODİSMUS, HERMAFRODİTİZM, HERPESVİRÜSLER
HERPESVİRİDAE
HERBARTÇILIK, HERGELECİLİK, HERMAFRODİZM, HERPETOMONAS
HEREKLENMEK, HERGİLLEMEK, HERİFÇİOĞLU, HERNİOGRAFİ, HERPESVİRÜS, HERPETOSOMA
HERCİMERCH, HEREKLEMEK, HERELENMEK, HERGELEAŞI, HERGELELİK, HERİKEŞMEK, HERKENEKLİ, HERNİORAFİ, HERNİOTOMİ, HERSDENMEK, HERSLENMEK, HERZEVEKİL
HERCAİLİK, HERCÜMERÇ, HEREDİTER, HEREKLEME, HEREKTERİ, HERELEMEK, HERELTMEK, HERGELECİ, HERGETMEK, HERGİMANT, HERİHIMEK, HERKENDAZ, HERKESLİK, HERKİLDEK, HERLENMEK, HERPİTMEK, HERRENMEK, HERVANİYE
HERBİSİT, HERBİVOR, HERCAİCE, HERCİMEK, HERDAYIM, HERDİDİK, HEREDERİ, HEREKEME, HEREMİZE, HERENLİK, HERENNİK, HERGELDE, HERGELDİ, HERGENDİ, HERGENEK, HERGİMAT, HERGOLİK, HERĞEDİM, HERHALDE, HERHANGİ, HERHEPSİ, HERİFLİK, HERİKLET, HERKENEK, HERKESÇE, HERLEMBE, HERLEMEK, HERMALİN, HERMETİK, HERPERTİ, Devamını Oku »»
HERALDA, HERALİM, HERANGİ, HERDEMİ, HEREGÜT, HEREKET, HEREKLİ, HEREKSİ, HERELLİ, HEREMİZ, HERENEK, HERERET, HERFENE, HERGELE, HERGİNE, HERİŞTE, HERKELE, HERKERE, HERKÖZÜ, HERMİTE, HERNÜYH, HERPMEK, HERSNEN, HERTİYH, HERVANE, HERVANİ
HERACE, HERAMİ, HERANİ, HERBET, HERCAİ, HERDEN, HERECE, HEREKE, HERELİ, HERENE, HERENİ, HERENK, HERESI, HERESİ, HERESÜ, HERETİ, HEREYH, HEREZE, HERGEB, HERGİL, HERGİZ, HERGOS, HERHAL, HERİSE, HERİSİ, HERİYA, HERKEK, HERKES, HERKEŞ, HERKEZ, Devamını Oku »»
HERAL, HERAM, HERAV, HERBİ, HERCE, HERDE, HEREK, HEREL, HEREM, HEREN, HERER, HEREV, HERİF, HERİK, HERİL, HERİM, HERKE, HERLE, HERMİ, HERNİ, HERRE, HERSE, HERŞE, HERTE, HERTİ, HERTZ, HERÜF, HERÜK, HERZE
HERA, HERB, HERC, HERE, HERG, HERİ, HERK, HERR, HERS, HERT, HERÜ
HER
HER
Önüne geldiği ismin benzerlerini "teker teker hepsi, birer birer hepsi, birer birer tamamı" anlamıyla kapsayacak biçimde genelleştiren söz.
HERNİOGRAFİ
Fıtık kesesine veya karın boşluğuna kontrast madde verilmesinden sonra görüntü alınması.
HERMAFRODİSMUS
İki cinslilik.
HERİFÇİOĞLU
Kızılan veya beklenmeyen bir işi yapan erkek.
HERMAFRODİTİZM
İki cinslilik.
HERCİMERCH
Arapça kökenli here ü merc: hercümerç; karma karışık; alt-üst.
HEREKLENMEK
Tavını bulmak; yemeh hereklendi. Tavını bulmak; yemek için pişmiş olmak.
HERPESVİRİDAE
Herpesvirüsler.
HERMAFRODİZM
Aynı bireyde hem erkek hem de dişi genital organların bulunması durumu. İki cinslilik.
HERGELECİLİK
Hergelecinin yaptığı iş.
HERPESVİRÜS
Herpes grubu virüsleri içine alan virüs grubu.
HERBARTÇILIK
Herbart'ın ortaya koyduğu ruhbilim görüş ve yöntemlerini benimseyen akım.
HERPESVİRÜSLER
Sığırların enfeksiyöz rinotrahitisi/enfeksiyöz püstülervulvavajinitisi, yalancı kabarcıklı deri hastalığı, yalancı kuduz ve koriza hastalığı virüsleri gibi virüslerin yer aldığı ve pek çoğu enfekte ettiği konakta daimi enfeksiyonlara yol açan çift iplikli DNA'ya sahip, yaklaşık 150 nm büyüklükte ve zarflı virüslerin oluşturduğu virüs ailesi, Herpesviridae.
HERPETOMONAS
Trypanosomatidae.
HERPETOSOMA
Kimi sınıflandırma sistemlerinde Trypanosoma lewisi, T. duttoni ve T. rangeli türlerini içeren stercorarian tripanosomaların alt cinsi.
HERGİLLEMEK
Toprak kapları güneşte bırakarak kokusunu gidermek: Turşu küpünü hergilledim.
Bu bölümde tanımı içerisinde HER geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
AĞRI
Vücudun herhangi bir yerinde duyulan şiddetli acı. Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
AĞ
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.
ADAŞ
Adları aynı olanlardan her biri.
AD
Bir kimseyi, bir şeyi anlatmaya, tanımlamaya, açıklamaya, bildirmeye yarayan söz, isim, nam. Canlı ve cansız varlıkları, duygu ve düşünceleri, çeşitli durumları bildiren kelime, isim. Sayma. Sayılma. Herkesçe tanınmış veya işitilmiş olma durumu.
AÇMALIK
Kiri çıkarmak veya eşyayı iyice temizlemek için kullanılan her türlü madde.
AĞIZLI
Ağzı herhangi bir biçimde olan.
AHLAKÇI
Ahlak konularını inceleyen filozof veya bu konularla uğraşan kimse. Her şeyi ahlak açısından değerlendiren, törelci, aktöreci, moralist.
AĞIRLAMAK
Konuğa saygı göstererek onun her türlü rahatını, gereksinimini sağlamak, ikram etmek, izaz etmek.
ADIM
Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.
ADALET
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.
ABANDONE
Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.
AÇKI
Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleştirip parlatma, perdah. Her türlü açma aracı. Anahtar. Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç.
AHRETLİK
Ahret kardeşi olan kadınlardan her biri. Öbür dünyada karşılığı görüleceğine inanarak yapılmış olan (iş veya iyilik). Besleme kız, beslek.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
AJURLU
Her yanı ajur biçiminde işlenmiş bulunan, gözenekli.
AÇILIM
Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.