Kelimeler arşivi içinde; başında "gör" olan, toplam 299 adet kelime bulunmaktadır. gör ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu gör ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde gör olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
GÖREVLENDİREBİLME, GÖRÜNTÜLEYEBİLMEK
GÖREVLENDİRİLMEK, GÖRÜNTÜLEYEBİLME
GÖREVLENDİRİLME, GÖRÜŞTÜREBİLMEK
GÖREVLENDİRMEK, GÖRÜŞTÜREBİLME, GÖRÜŞÜLEBİLMEK
GÖRDÜREBİLMEK, GÖRENEKSİZLİK, GÖREVLENDİRME, GÖREVSELCİLİK, GÖRÜLMEMİŞLİK, GÖRÜNÇLÜKLEME, GÖRÜNTÜLENMEK, GÖRÜNTÜLETMEK, GÖRÜNTÜLEYİCİ, GÖRÜŞTÜRÜLMEK, GÖRÜŞÜLEBİLME
GÖRDÜREBİLME, GÖREBEŞLEMEK, GÖRENEKÇİLİK, GÖRKEMSİZLİK, GÖRMEZLENMEK, GÖRÜLDÜĞÜNDE, GÖRÜLEBİLMEK, GÖRÜNEBİLMEK, GÖRÜNGEÖLÇER, GÖRÜNGÜCÜLÜK, GÖRÜNMEZKALE, GÖRÜNTÜALICI, GÖRÜNTÜLEMEK, GÖRÜNTÜLENME, GÖRÜNTÜLETME, GÖRÜNÜRLERDE, GÖRÜNÜVERMEK, GÖRÜŞEBİLMEK, GÖRÜŞMECİLİK, GÖRÜŞTÜRÜLME
GÖRDÜKLEYİN, GÖRECECİLİK, GÖRELİKHALİ, GÖREVDAŞLIK, GÖREVLENMEK, GÖREVSİZLİK, GÖRGÜLCÜLÜK, GÖRGÜLENMEK, GÖRGÜSÜZLÜK, GÖRİSLENMEK, GÖRKEMLİLİK, GÖRMEMEZLİK, GÖRMEMİŞLİK, GÖRÜLEBİLME, GÖRÜNEBİLME, GÖRÜNMEZLİK, GÖRÜNTÜALIR, GÖRÜNTÜLEME, GÖRÜNTÜYAPI, GÖRÜNÜVERME, GÖRÜŞEBİLME, GÖRÜŞSÜZLÜK, GÖRÜŞTÜRMEK
GÖRDÜRTMEK, GÖREBİLMEK, GÖREDURMAK, GÖREDÜŞMEK, GÖREKLEMEK, GÖREMEDİYE, GÖRENDORUK, GÖRENEKSEL, GÖRENEKSİZ, GÖRESLEMEK, GÖREŞLEMEK, GÖREVCİLİK, GÖREVLENME, GÖREVLİLİK, GÖRGÜCÜLÜK, GÖRGÜLENME, GÖRGÜSÜZCE, GÖRSTEDMEK, GÖRÜGÖRMEK, GÖRÜLMEMİŞ, GÖRÜMCELİK, GÖRÜMSETME, GÖRÜNGÜSEL, GÖRÜNTÜLÜK, GÖRÜNTÜSEL, GÖRÜNÜLEME, GÖRÜNÜLMEK, GÖRÜNÜRLÜK, GÖRÜŞLÜLÜK, GÖRÜŞMELİK, Devamını Oku »»
GÖRCÜKMEK, GÖRDÜKSÜZ, GÖRDÜRMEK, GÖRDÜRTME, GÖREBİLME, GÖRECELİK, GÖRECİLİK, GÖREGÖÇEN, GÖRELEMEK, GÖRELİLİK, GÖRENEKÇİ, GÖRENEKLİ, GÖRENTEPE, GÖRESİMEK, GÖRESMEYH, GÖRESTMEK, GÖRGELGÖZ, GÖRGÜLLÜK, GÖRGÜLÜCE, GÖRGÜNCAN, GÖRKEMSİZ, GÖRKLÜREK, GÖRLENGÖP, GÖRMEZDEN, GÖRMEZİYE, GÖRMEZLİK, GÖRMÜŞLÜK, GÖRSEDMEK, GÖRSELLİK, GÖRSETMEK, Devamını Oku »»
GÖRBEYAZ, GÖRCEĞİZ, GÖRDÜRME, GÖREBİYE, GÖRECELİ, GÖRELGEÇ, GÖRELMEK, GÖRENEYH, GÖRENGEL, GÖRENLER, GÖRENTAŞ, GÖRESİME, GÖRESMEK, GÖREŞKEN, GÖRETMEK, GÖREVDAŞ, GÖREVSEL, GÖREVSİZ, GÖRGEMLİ, GÖRGÜNAY, GÖRGÜSÜZ, GÖRİKMEK, GÖRİNMEK, GÖRKEMLİ, GÖRKEMNİ, GÖRKİMLİ, GÖRLEKÇİ, GÖRLEVİK, GÖRMEDİK, GÖRMELİK, Devamını Oku »»
GÖRECEK, GÖREGAN, GÖREGÖR, GÖREĞEN, GÖREKEN, GÖRELİK, GÖREMEZ, GÖRENDE, GÖRENEK, GÖRESEK, GÖRESET, GÖRESİZ, GÖREVİT, GÖREVLİ, GÖRGÜCÜ, GÖRGÜLÜ, GÖRKMEN, GÖRKSEV, GÖRMECE, GÖRMELİ, GÖRMELÜ, GÖRÜKÇÜ, GÖRÜKLE, GÖRÜLME, GÖRÜMCE, GÖRÜMLÜ, GÖRÜNDÜ, GÖRÜNGE, GÖRÜNGÜ, GÖRÜNME, Devamını Oku »»
GÖRBEZ, GÖRBİL, GÖRCEK, GÖRDEK, GÖRDES, GÖRDIL, GÖREBİ, GÖRECE, GÖRECİ, GÖREKE, GÖRELE, GÖRELİ, GÖREME, GÖRESİ, GÖRGEM, GÖRGEN, GÖRGER, GÖRGÖZ, GÖRGÜÇ, GÖRGÜL, GÖRGÜN, GÖRİCİ, GÖRKEL, GÖRKEM, GÖRKER, GÖRKEY, GÖRKLÜ, GÖRMEÇ, GÖRMEK, GÖRMEZ, Devamını Oku »»
GÖRAL, GÖRDA, GÖREÇ, GÖREK, GÖREL, GÖREN, GÖRES, GÖRET, GÖREV, GÖREZ, GÖRGE, GÖRGÜ, GÖRİZ, GÖRKÜ, GÖRME, GÖRPE, GÖRSE, GÖRSÜ, GÖRÜK, GÖRÜM, GÖRÜN, GÖRÜP, GÖRÜŞ, GÖRÜT, GÖRZE
GÖRE, GÖRK, GÖRÜ
GÖR
GÖR
Mezar, mezarlık. Tahıl hastalığı. Ocakta yakılan büyük kütüklerin yanmasını kolaylaştırmak için altına konulan destek.
GÖREVLENDİREBİLME
Görevlendirebilmek işi.
GÖREVLENDİRİLMEK
Görev verilmek, tavzif edilmek.
GÖRÜŞÜLEBİLMEK
Görüşülme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GÖRDÜREBİLMEK
Gördürme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GÖRÜŞTÜREBİLME
Görüştürebilmek işi.
GÖREVLENDİRME
Görevlendirmek işi. Görevlendirme, bir işi birisine yükleme, onu bu işi yapmakla zorunlu kılma.
GÖREVLENDİRİLME
Görevlendirilmek işi.
GÖRÜNTÜLEYEBİLME
Görüntüleyebilmek işi.
GÖRÜLMEMİŞLİK
Görülmemiş olma durumu.
GÖRENEKSİZLİK
Göreneksiz olma durumu.
GÖRÜNÇLÜKLEME
Belirli bir olguyu en iyi biçimde yansıtmak için görüntü öğelerinin alıcı önünde düzenlenmesi işi.
GÖREVLENDİRMEK
Birine bir görev vermek, vazifelendirmek, tavzif etmek.
GÖRÜŞTÜREBİLMEK
Görüştürme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GÖRÜNTÜLEYEBİLMEK
Görüntüleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GÖREVSELCİLİK
İşlevcilik.
Bu bölümde tanımı içerisinde GÖR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AFFETMEK
Bağışlamak. Hoşgörü ile karşılamak, mazur görmek. Birinin sorumluluğundaki bir görevden veya işten çıkmasına izin vermek.
ADABIMUAŞERET
Görgü kuralları.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
ADLİYE
Hukuk ve adalet işlerini gören devlet kuruluşları. Hukuk ve adalet işlerinin görüldüğü resmî yapı.
AFT
Ağız mukozasında görülen ufak, kirli sarı lekeler.
ADAY
Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse. Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse, namzet.
ACAYİP
Sağduyuya, göreneğe, olağana aykırı, garip, tuhaf, yadırganan, yabansı. Şaşma anlatan bir söz.
AFETZEDE
Afete uğramış, afet görmüş kimse.
ADCILIK
Kavramların gerçek varlıklar olduğunu kabul eden, kavram gerçekliğine karşıt olarak tümel kavramların yalnızca nesnelerin adları olduğunu ileri süren görüş, isimcilik, nominalizm.
ACIKLI
Acındıracak, acı verecek nitelikte olan, dokunaklı, üzücü, koygun. Acı görmüş, yaslı, kederli.
AF
Bir suçu, bir kusuru veya bir hatayı bağışlama. Görevden çıkarılma.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ADAYLIK
Aday olma durumu, namzetlik. Bir görevde yetiştirilme.
ADAM
İnsan. Birinin yararlandığı, kullandığı kimse. Birinin yanında bulunan ve işini yapan kimse. Bir alanı benimseyen kimse. Eş, koca. Görevli kimse. İyi huylu, güvenilir kimse. Erkek kişi. Daima birinin yanında olan, onu destekleyen, isteklerini yerine getiren kimse.
AÇILMA
Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.
AĞBENEK
Ağ görünüşünde olan, arpa yapraklarına yerleşerek oldukça önemli zararlara yol açan, açık veya koyu kahverengi asklı mantar. Bu mantarın yol açtığı ekin hastalığı.
ADAPTÖR
Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
ACELECİ
Tez iş gören, çabuk davranan, canı tez, farfara, fırtına gibi, içi tez, ivecen, iveğen, kıvrak, sabırsız, tez canlı, telaşlı, acul.
ACİBE
Görülmemiş, alışılmamış, şaşılacak veya yadırganacak şey.