Kelimeler arşivinde; içinde "gös" olan, toplam 57 tane kelime bulunuyor. İçerisinde gös bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu gös ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında gös olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
GÖSTERİLEBİLMEK
GÖSTERİLEBİLME, GÖSTERİMSENMEK, GÖSTERİŞSİZLİK
GÖSTERİVERMEK, GÖSTEREBİLMEK, GÖSTERMECİLİK, GÖSTERİŞLİLİK, GÖSTERİŞÇİLİK
GÖSTEREBİLME, GÖSTERİŞLİCE, GÖSTERİŞLEME, GÖSTERİCİLİK, GÖSTERİVERME
GÖSTERİŞSİZ, GÖSTERİLMEK, GÖSTERGELİK, GÖSTERMELİK, GÖSTERİMLİK
GÖSTERİŞLİ, GÖSTERMECİ, GÖSTERİLEN, GÖSTERİLİŞ, GÖSTERİLME, GÖSTERİMCİ, GÖSTERTMEK, GÖSTERİŞÇİ
BEYAZGÖSA, GÖSELEMEK, GÖSTERİCİ, GÖSTERTME, GÖSGÖTÜRÜ, GÖSTERMEK, GÖSTERGEÇ
GÖSTEREÇ, GÖSTERGE, GÖSTERLİ, GÖSDERİŞ, GÖSTEREN, GÖSTERME, GÖSTERİŞ, GÖSTERİM
GÖSTERİ
GÖSTER, GÖSNÜK, GÖSTÜÇ, GÖSTÜL, GÖSDÜL, GÖSDER
GÖSTÜ, GÖSÜZ, GÖSSÜ, GÖSEV, GÖSEN
GÖSG, GÖSE
GÖS
GÖS
Yokuş. Göğüs.
GÖSTERİCİLİK
Göstericinin yaptığı iş. Gösterici olma durumu.
GÖSTEREBİLMEK
Gösterme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GÖSTERMECİLİK
Cinsel organlarını gösterme biçiminde görülen ruhsal sapıklık, ut açıcılık, teşhircilik, eksibisyonizm. Kendini üstün gösterme çabası.
GÖSTERİVERME
Gösterivermek işi.
GÖSTERİLEBİLME
Gösterilebilmek işi.
GÖSTERİMSENMEK
Temsil yollu göstermek.
GÖSTERİVERMEK
Ansızın veya çabucak göstermek.
GÖSTERİŞLİLİK
Gösterişli olma durumu. Görkemlilik.
GÖSTERİLEBİLMEK
Gösterilme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GÖSTEREBİLME
Gösterebilmek işi.
GÖSTERİŞLİCE
Biraz gösterişli, oldukça gösterişli.
GÖSTERİŞSİZLİK
Gösterişsiz olma durumu, sadelik.
GÖSTERİŞSİZ
Gösterişi olmayan, mütevazı. Gösteriş yapmayan. Görkemsiz.
GÖSTERİŞÇİLİK
Gösterişçi olma durumu.
GÖSTERİŞLEME
(Söz sanatı terimi) Söylemede sesi yükseltmek, alçaltmak, heceleri uzatmak gibi yollara saparak, yazıda ise türlü söz sanatlarına baş vurarak bir fikir üzerine dikkati çekme, ona fazla bir önem verdirmek isteme. (GÖSTERİŞLİ, TUMTURAKLI, Emphatique; TUMTURAK VURGUSU, Accent emphatique).
Bu bölümde tanımı içerisinde GÖS geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞIRBAŞLI
Davranışları ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddi, hoppa karşıtı. Gösterişli. Değeri çok olan, ağır.
ABARTILI
Olduğundan fazla gösterilen, abartmalı, mübalağalı. Abartarak, abartılı olarak, mübalağalı bir biçimde.
ADSIZ
Adı olmayan, isimsiz. Tanınmayan, bilinmeyen, isimsiz. Türklerde, ailesinden ayrıldığı için artık onun adını taşımak, onun adıyla anılmak hakkını yitirmiş olan, bir yararlık gösterdiğinde ancak ad kazanabilen delikanlı, isimsiz.
ABARTI
Bir şeyi, bir olayı olduğundan büyük veya çok gösterme, mübalağa.
AĞABEY
Büyük erkek kardeş, ağa, aka, ede, efe. Saygı ve sevgi göstermek üzere yaşça büyük olan erkeklere söylenen bir seslenme sözü.
ADRES
Bir kimsenin oturduğu yer, bulunak. Hedef gösterilen yer. Bir kimsenin sık olarak gittiği yer. Kurum ya da kuruluşun bulunduğu yer.
AĞAÇLAŞMA
Ağaçlaşmak durumu. Bitki şekilleri gösteren ve akiklerde olduğu gibi maden filizlerinin gerek yüzeyinde gerek içlerinde rastlanan doğal desen.
ABULLABUT
Kaba saba ve anlayışsız (kimse). Biçimsiz ve kötü giyinen, giyimine özen göstermeyen (kimse).
ADIM
Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.
ABONMAN
Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.
AFİLİ
Gösterişli, çalımlı.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
AĞIRLAMAK
Konuğa saygı göstererek onun her türlü rahatını, gereksinimini sağlamak, ikram etmek, izaz etmek.
ACEMİLEŞMEK
Beceriksizlik göstermek.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AFİ
Gösteriş, çalım, caka.
AÇIKLAMAK
Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.
ABARTMAK
Bir nesneyi veya durumu olduğundan daha önemli, daha büyük veya daha çok göstermek, mübalağa etmek. Bir iş, bir davranış vb.nde gereğinden fazlasına kaçmak, aşırıya kaçmak.
ABLA
Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi. Erkeklerin kız veya kadınlara seslenirken söyledikleri söz. Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın. Genelev veya randevuevi işletmecisi kadın, çaça, mama (II).
ABARTISIZ
Olduğu gibi gösterilen, abartmasız, mübalağasız. Abartmadan, abartısız olarak, mübalağasız bir biçimde.