Kelimeler arşivi içinde; başında "emre" olan, toplam 12 adet kelime bulunmaktadır. emre ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu emre ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde emre olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
EMREDEBİLMEK
EMREDEBİLME, EMREMSULTAN
EMREYLEMEK
EMREYLEME
EMRETMEK
EMRECİK, EMREHEL, EMRELER, EMRETME
EMREZ
EMRE
EMRE
Kardeş. Âşık, müptelâ. Âşık, tutkun. Halk şairi. Arkadaş. Balıkesir şehrinde, Bandırma belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Erzurum ili, Köprüköy ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge. Manisa kenti, Gökçeören nahiyesine bağlı bir bölge. Sivas ilinde, Hafik ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
EMRELER
Kastamonu şehri, Seydiler belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
EMREDEBİLMEK
Emretme imkânı veya olasılığı bulunmak.
EMRECİK
Erzurum kenti, Ilıca belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
EMREMSULTAN
Ankara şehri, Nallıhan ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
EMREYLEME
Emreylemek işi.
EMREHEL
Şaşkın, miskin, Allahlık: Emrehelim sen ne işe yararsın?.
EMREYLEMEK
Buyurmak, emretmek.
EMRETME
Emretmek işi.
EMRETMEK
Buyurmak, emir vermek.
EMREZ
Kütahya şehrinde, Aslanapa belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
EMREDEBİLME
Emredebilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde EMRE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GÜBRE
Verimini artırmak için toprağa dökülen her türlü hayvan dışkısı, kimyasal veya bitkisel madde, kemre.
ÇEMİRLEMEK
Kolunu veya paçalarını sıvamak, eteğini toplamak. Etekleri toplamak, paçaları sıvamak, hazırlanmak. Cemremek; çemrelemek; sıvamak.
GÜBRELİK
Gübre konulan yer, kemrelik.
KONUŞUK
Sözleşme, mukavele. Konuşma, sohbet etme. Zühre yıldızı. Fazla soğuk yapan cemreler. Konuşma, söz, lakırtı.
BAŞKALDIRI
Herhangi bir amaçla kurulu düzene veya devlet güçlerine karşı gelme, başkaldırma, ayaklanma, isyan. Bir düzene veya emre boyun eğmeme, uymama, itaat etmeme.
DERMATOFİTOZİS
Deri ve eklentilerinin keratinli tabakalarının patojen dermatofit türü mantarlardan biriyle yüzeysel, çok bulaşıcı ve insanlara da bulaşabilen enfeksiyonu, epidermofitozis, Halk dilinde demregü, dermem. Tanı anamneze, klinik bulgu, deri kazıntılarının ve kılların mikroskobik incelemesine, kılların morötesi ışık altında muayenesine, deri biopsilerine ve mantar kültürlerine dayanır.
KARÇUNLANMAK
Emretmek.
BONO
Belirli bir sürenin sonunda, belirli bir paranın, belirli bir kimseye ödeneceğini belirten senet, emre muharrer senet.
ÇEMRENME
Çemrenmek işi.
DERMEN
Yelek, önü işlemeli bir çeşit yelek. Değirmen. İlaç. Değirmen, karşılığı d'armen, davermen. Demren.
ÇEMİRLENMEK
Kolunu veya paçalarını sıvamak, eteğini toplamak. İşe girişmek; cemrenmek.
BAŞAK
Arpa, buğday, yulaf ve benzerleri ekinlerin tanelerini taşıyan kılçıklı başı. Tarlalarda, bağlarda dökülmüş veya tek tük kalmış olan ürün. Zodyak üzerinde Aslan ile Terazi arasında bulunan takımyıldızın adı. Merdiven, el merdiveni, merdiven basamağı, iskele. Tahıl ve meyveleri devşirdikten sonra geriye kalan döküntüler: Zavallı ihtiyar kadın, ömrünü başak toplamakla geçirir. Sigara izmariti: Tütün alacak parası yok ki başak toplayıp içiyor. Ana eksen üzerindeki çiçekleri sapsız olan çiçek durumu. Spika. Mahsûl devşirildikten sonra dal ve sap üzerinde kalmış olan artıklar. Demren, okun ucundaki sivri demir. İstanbul şehri, Karacaköy bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Malatya ilinde, Hasançelebi bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Mardin kenti, Kızıltepe belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Şırnak şehri, Silopi ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Bir takımyıldızın ve bir burcun adı; Başak takımyıldızı, Başak burcu.
BUYRUKÇU
Buyuran, emreden kimse.
ÇEMREME
Çemremek işi.
BUYURMAK
Bir şeyin yapılmasını veya yapılmamasını kesin olarak söylemek, emretmek. Söylemek, demek, düşüncesini bildirmek. Etmek, eylemek. Almak. Gelmek, gitmek, geçmek, girmek.
KEMRELEME
Kemrelemek işi.
OTORİTE
Yaptırma, yasak etme, emretme, itaat ettirme hakkı ya da gücü, yetke, sulta, velayet. Çalışmalarıyla kendini kabul ettirmiş, başarılı kimse. Siyasi veya idari güç.
BUYURULMAK
Emir almak, emredilmek.
EĞEŞMEK
Herhangi bir işin yapılmasını birbirinden bekleyerek iki kişi iddialaşmak. Yarışmak. Güvenmek. Şakalaşmak, sataşmak. Bir işin yapılmasını emretmek. Söz etmek.
LEBBEYK
"Buyurun efendim, emredin" anlamlarında bir seslenme sözü.