Kelimeler arşivi içinde; sonunda "dip" olan, toplam 8 adet kelime bulunmaktadır. Sonu dip ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında dip olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde dip olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KIZILDİP
FONDİP, MEHDİP, MEKDİP, SIĞDİP
TEDİP
EDİP
DİP
DİP
Oyuk veya çukur bir şeyin en alt bölümü. Kapalı bir yerin kapıya göre en uzak bölümü. Dikili duran bir şeyin yerle birleştiği nokta ve çevresi veya bir şeyin yanı başı. Taban. Arka, kıç.
EDİP
Edebiyatla uğraşan, edebî eser veren kimse, yazar.
KIZILDİP
Pancar : Kızıldip gibi tatlı.
FONDİP
Sonuna kadar, bir solukta, bir dikişte.
TEDİP
Uslandırma, yola getirme, terbiye etme.
SIĞDİP
Kara sahanlıklarında görülen, alanları ve biçimleriyle ayrımlı, derinlikleri genellikle 5-20 m. arasında değişen, balık bakımından zengin sığlıklara verilen ad.
MEKDİP
Mektup.
MEHDİP
Mektup.
Bu bölümde tanımı içerisinde DİP geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DERİN
Dibi yüzeyinden veya ağzından uzak olan. Kendi türünde çok gelişmiş, en ileri durumda olan. Yoğun. Dip. Uzun süren. İçten gelen. Ayrıntılı. Yüzeyden içeri inen.
AŞINDIRMAK
Aşınmasına yol açmak. Bir yere çok gidip gelmek. Cisimlerin aşınmasına yol açmak.
BATİSKAF
Deniz diplerinde inceleme yapmak için kullanılan araç.
ERİŞİM
Erişme işi. Belli iki yer arasında gidip gelebilme, ulaşım, muvasala.
DÖNÜM
Dönme işi. Eni boyu kırkar mimar arşını olan alan ölçüsü. Gidip gelme ile yapılmış olan bir işin her seferi. 1000 m² 'lik bir alan ölçüsü. Tekrarlanan belli bir olayın tamamlanması ve yenisinin başlaması.
DİPLOMASIZ
Diploması olmayan. Diploması olması gereken bir meslekte, diploması olmadan çalışan.
DİPÇİKLEMEK
Dipçikle vurmak.
DİPLOMASIZLIK
Diplomasız olma durumu.
DERİNLİK
Bir şeyin dip tarafının yüzeye, ağza olan uzaklığı. Yanaşık ya da dağınık düzende bulunan bir birliğin en ileride olan kısmının başından, en geride bulunan kısmının sonuna kadar olan uzaklık. En duyarlı nokta. Bir cismin en ve boy dışındaki üçüncü boyutu. Bulunulan yere göre uzakta olan yer. Borsada az sayıda hisse senedinin el değiştirmesi. Karanlık, bilinmeyen dönem. Bir konunun veya durumun özü.
DİPLEME
Diplemek işi.
DUAYEN
Aksakal. Kordiplomatikte kıdemlilik bakımından başta gelen diplomat.
DİPÇİKLENME
Dipçiklenmek işi.
DİPÇİKLENMEK
Dipçikle vurulmak.
DİPLOMATLIK
Diplomat olma durumu. Diplomasi.
DİNLEMEK
İşitmek için kulak vermek. Uymak, baş eğmek, itaat etmek. Birinin sözünü, öğüdünü kabul edip gereğince davranmak. Kulakla veya dinleme aletiyle hastayı muayene etmek.
AYA
Elin parmak dipleriyle bilek arasındaki iç bölümü, avuç içi. Yaprakların düz ve parlak bölümü. Ayak tabanı.
CIRBOĞA
Bir tür çöl sıçanı (Dipus Caegyptius). Cılız, zayıf, çelimsiz çocuk.
DİPLOMATİK
Diplomasi ile ilgili.
GELGİT
Boşuna gidip gelme. Ay ve Güneş'in yer yuvarlağı üzerindeki çekim güçleri sebebiyle deniz yüzünde, özellikle ana denizlerde su düzeyinin alçalması, kabarması olayı, metcezir.
GEÇMEK
Bir yerden başka bir yere gitmek. Tükenmek, bitmek, sona ermek. Kullanımda olmak, tedavülde olmak. Yazılmak, girmek. Zamanı aşmak, geride bırakmak. Olmak, vuku bulmak, cereyan etmek. Etki yapmak, işlemek. Bir müzik parçasını meşk ederek öğrenmek, çalmak ya da söylemek. Bir duruma uğramak, konu olmak. Geride bırakmak, aşmak. Sönmek. Harcamak. Bir yeri aşmak, öbür yana ulaşmak. Bir konu üzerinde veya bir yerde çalışmış olmak. Bırakmak, vazgeçmek. Haberi bir iletişim aracı ile bildirmek. Sürümü olmak, satılmak. Sıyrılmak, kurtulmak, işin içinden çıkmak. Bir yere gidip oturmak. Üstünlük sağlamak. Görev almak. Çok bekletilmekten çürümeye yüz tutmak. Çekiştirmek, yermek. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. Okulda, sınavda başarı göstermek. Hastalık bulaşmak, sirayet etmek. Yaşamak. Kalmak, devrolmak. Konuşmada sözü geçmek veya basında yer almak. Söylemeden veya bitirmeden atlamak. Bulunduğu yeri veya konumu değiştirmek. Kabul edilemez olmak. Yerini bırakıp başka yer almak. Birinden meşk etmek. Herhangi bir durum, soya çekim yoluyla birinde görünmek. Bir şeyi bundan böyle yapma durumunda olmamak. Bir yandan girip diğer yandan çıkmak. Yol, araç veya akarsu bir yerin yakınından veya içinden gitmek.