Kelimeler arşivi içinde; başında "diş" olan, toplam 102 adet kelime bulunmaktadır. diş ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu diş ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde diş olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
DİŞİLLEŞTİRMEK
DİŞİLEŞTİRMEK, DİŞLEYEBİLMEK, DİŞLEYİVERMEK
DİŞEVİLENMEK, DİŞİLEŞTİRME, DİŞLEYEBİLME, DİŞLEYİVERME
DİŞARLANMAK, DİŞEĞİLEMEK, DİŞERLENMEK
DİŞARLIHLİ, DİŞBOŞLUĞU, DİŞEĞİLEME, DİŞENDİRİK, DİŞİLEŞMEK, DİŞLİBAŞAK, DİŞLİRENDE
DİŞBUZAĞI, DİŞEHLETİ, DİŞELEMEK, DİŞEYLETİ, DİŞİLEŞME, DİŞLENMEK, DİŞLETMEK, DİŞNENİĞİ, DİŞSİZLER, DİŞSİZLİK, DİŞTİRMEK
DİŞALEME, DİŞBUDAK, DİŞÇİLİK, DİŞEĞİLİ, DİŞELETİ, DİŞENGİÇ, DİŞENMEK, DİŞİLLİK, DİŞLEMEK, DİŞLENME, DİŞLENTİ, DİŞLETME, DİŞLEYEN, DİŞLEYİŞ, DİŞLİBİT, DİŞLİLİK, DİŞLİNAR, DİŞOYUĞU, DİŞOYUKU, DİŞSIRTI, DİŞTECİM
DİŞARLA, DİŞAZMA, DİŞEDİŞ, DİŞEHLİ, DİŞEKLİ, DİŞEMEK, DİŞENGİ, DİŞENGÜ, DİŞENĞİ, DİŞENLİ, DİŞENTİ, DİŞENTÜ, DİŞERLİ, DİŞEYLİ, DİŞGİRT, DİŞİLİK, DİŞİSEL, DİŞLEME, DİŞLİCE, DİŞTİRİ, DİŞÜSTÜ
DİŞARİ, DİŞCEK, DİŞÇİK, DİŞDİR, DİŞDİŞ, DİŞECE, DİŞEĞİ, DİŞEĞÜ, DİŞELİ, DİŞEME, DİŞEVİ, DİŞEYİ, DİŞGİR, DİŞLEK, DİŞLİK, DİŞMEK, DİŞÖNÜ, DİŞSİZ, DİŞTAŞ, DİŞTİR, DİŞUCU
DİŞÇİ, DİŞDİ, DİŞEĞ, DİŞEK, DİŞİL, DİŞLİ, DİŞTİ
DİŞE, DİŞİ
DİŞ
DİŞ
Çene kemiklerinin üstüne dizili, ısırıp koparmaya ve çiğnemeye yarayan sert, beyaz organlardan her biri. Çark, testere, tarak ve benzerleri çentikli şeylerdeki çıkıntıların her biri. Sarımsak dilimi, karanfil vb.nde dişe benzetilen tane. Bazı dantel ve işlemelerin kenarlarındaki yuvarlak sivri bölüm. Omurgalı hayvanların çenelerinde veya ilkel yapılı omurgalıların gırtlak ve ağızlarında bulunan kemiksi sert parçalar. Rüya, düş. Tahıl yıkanırken su üstünde kalan içi boş taneler. Dantel, yün işi örmeye yarayan şiş. Dağlardaki girintili çıkıntılı, sivri yerler. Kaya, kayalık. Duvardaki sivri ve çıkıntılı yer. Kağnının okuna takılan ve mazının dönmesini sağlayan kazıklardan herbiri. Eski türkçe taş: dış. Dış, hariç. Testerelerde kesmeyi sağlayan çıkıntı. Dişli birleştirmelerin temel elemanı. Omurgalı hayvanların çenelerinde ya da ilkel yapılı omurgalıların gırtlak ya da ağız duvarında taşıdıkları sert yapılar. Kar aşındırması altındaki genç dağlarda, yandan bakıldığında testere dişi gibi görünen tepe uçlarından her biri. Dişli makaralardaki çıkıntılardan her biri. Çene kemiklerinde yerleşmiş, alınan gıdaların parçalanmasını ve öğütülmesini sağlayan sert yapılar, dens. Düven'in altındaki taş çıkıntılar. (Yurtbeyi Çankaya Ankara). Kağnılarda, mazının yastıktan çıkmamasını sağlayan ağaç parçası. (Amasya; İspir Erzurum.). Tırmıkta kuru otları toplayan bölüm. (Dardere, Kandilli Bozüyük Bilecik). Vida ve somunların üzerindeki set. (Senirkent Isparta). Omurgalı hayvanların çenelerinde ya da ilkel yapılı omurgalıların gırtlak ve ağız duvarlarında taşıdıkları kemiksi sert parçalar.
DİŞİLLEŞTİRMEK
Bazı dillerde bir kelimeyi dişil duruma sokmak.
DİŞARLANMAK
Hacet def etmek.
DİŞEVİLENMEK
Değirmen taşının dişleri bilenmek.
DİŞİLEŞTİRME
Dişileştirmek işi.
DİŞEĞİLEME
Dişeğilemek işi.
DİŞİLEŞTİRMEK
Dişi duruma getirmek.
DİŞEĞİLEMEK
Dişeği ile değirmen taşı üzerinde diş yapmak, değirmen taşının dişlerini bilemek.
DİŞLEYEBİLME
Dişleyebilmek işi.
DİŞARLIHLİ
Yabancı. Yabancı; Erzurumlu veya Doğu Anadoludan olmayan.
DİŞLEYİVERMEK
Çabucak veya ansızın dişlemek.
DİŞBOŞLUĞU
Testerede iki diş arasında kalan, içine talaş dolan açıklık.
DİŞERLENMEK
Aptes bozmak.
DİŞENDİRİK
İpe ilmik atarak hayvanın ağzına yapılan gem.
DİŞLEYİVERME
Dişleyivermek işi.
DİŞLEYEBİLMEK
Dişleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde DİŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAR
Anadolu'nun doğu ve kuzey bölgesinde, en çok Artvin ve Erzurum yörelerinde el ele tutuşularak oynanan, ağır ritimli bir halk oyunu. Halter sporunda ağırlığı oluşturan kiloları birbirine bağlayan metal çubuk. Danslı, içkili eğlence yeri. Ateşten, mide bozukluğundan, ağızda, dil ve dişlerde meydana gelen acılık, pas. Ayaküstü içki içilen eğlence yeri. Hava basıncı birimi. Amerikan bar.
AYKIRI
Alışılmışa, doğru olarak kabul edilmişe uygun olmayan, karşıt, ters, mugayir, muhalif. Toplumda görüş ve yaşayış biçimiyle uçlarda bulunan (kimse), marjinal. Çapraz, ters. Gidilen yol üzerinde olmayıp gidiş yönüne ters düşen. Bütün noktaları aynı düzlemde bulunmayan.
AKZAMBAK
Zambakgillerden, süs bitkisi olarak yetiştirilen, çiçeği diş ve yüz şişlerinin tedavisinde kullanılan bir bitki (Lilium candidum).
BAKİRE
Cinsel ilişkide bulunmamış (dişi), kızoğlan, kızoğlankız, erden.
AM
Dişilik organı. Amerikyum elementinin simgesi.
BAŞMAKLIK
Camide ayakkabı konulan yer. Padişahın anne, kız kardeş, kız ve hasekilerine bağlanan ödenek, has.
ADIM
Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.
ASLIK
Kısır olan (kadın veya dişi hayvan).
ANADUT
Ekin ve ot demetlerini arabaya yüklemeye veya harmanı aktarmaya yarayan uzun saplı, üç dişli, ahşap araç.
AZI
Köpek dişlerinden sonra içeriye doğru, alt ve üst çenenin iki yanında beşer tane bulunan ve yiyecekleri öğütmeye yarayan dişlerin ortak adı, azı dişi, öğütücü diş. Öküz arabalarında ön ve arka yastıkları dingile bağlayan ağaç çivi.
BERAT
Bir buluştan, bir haktan yararlanmak için devletçe verilen belge, patent. Osmanlı Devleti'nde bir göreve atanan, aylık bağlanan, san, nişan veya ayrıcalık verilen kimseler için çıkarılan padişah buyruğu.
ANNE
Çocuğu olan kadın, ana, valide, kocakarı, mader, nene, aba. Yavrusu olan dişi hayvan.
ALÇI
Alçı taşının pişirilip toz durumuna getirilmesinden elde edilerek yapılarda, sanatta, mimarlıkta ve dişçilikte kullanılan madde.
BIÇKI
Tahta veya ağaç biçmekte kullanılan, karşılıklı iki sapı olan ve iki kişi tarafından kullanılan büyük testere. Saraç bıçağı. Motorla çalışan bir tür güçlü testere. Bağ budamaya yarayan dişli bıçak.
ARPALIK
Arpa ekilen yer, arpa tarlası. Karşılıksız yarar sağlanılan yer veya kimse, yemlik. Osmanlılarda memurlara görevleri sırasında maaşlarına ek olarak, görevden ayrıldıktan sonra ise bir tür emeklilik maaşı olarak verilen gelir. Hayvanın dişinde bulunan ve hayvan yaşlandıkça silindiği için yaşını belli eden bir nişan. Arpa konulan yer.
AZİMET
Gidiş.
BARDO
Aygır ile dişi eşek çiftleşmesinden üretilen hayvan.
ARKEGON
Eğrelti otlarında, bütün kara yosunlarında, bazı su yosunlarında ve açık tohumlularda görülen dişilik organı.
ANTİKA
Tarihsel bir döneme ait olan. Mendil, örtü, yatak çarşafı vb. bezlerin kenarlarına paralel ipliklerden bir bölümü çekilip dikey olanların ikisi, üçü bir arada tire ile sarılarak yapılmış olan diş diş süs, sıçandişi. Genele, olağana, geleneğe aykırı, acayip, tuhaf, çarliston marka. Eski çağlardan kalma eser. Antik.
ANA
Anne. Temel, asıl, esas. Alacağın veya borcun, faizin dışında olan bölümü. Yaşlı kadınlara saygılı bir seslenme sözü. Yavrusu olan dişi hayvan. Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sıfat olarak geldiğinde o çizginin, belirli bir kural altında hareket ederek bir yüzey oluşturmaya yaradığını anlatan bir söz. Velinimet. Dinî bakımdan aziz tanınan bazı kadınlara verilen saygı unvanı.