Sonu BAKAL ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "bakal" olan, toplam 5 adet kelime bulunmaktadır. Sonu bakal ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında bakal olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde bakal olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

BAKAL

Karatavuk. Manav, sebzeci.

AKBAKAL

Karatavuk soyundan kahverengi tüylü bir kuş.

COZBAKAL

Karatavuk.

KARABAKAL

Karatavukgillerden, kara renkli ardıç kuşu (Tutrdus pilaris).

CURUKBAKAL

Eti yenen bir cins sıcak memleket kuşu.

  -   -   -  

Anlamında BAKAL bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde BAKAL geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KATMANLI

Katmanları olan, katmanlardan oluşan, tabakalı.

TABAKALANMA

Tabakaların birbiri üstüne veya birbiri ardınca sıralanışı.

ABIŞ

Bacağın diz kapağından yukarısı. Adım: Şurayı abışla bakalım. Ahmak, budala, sersem, aptal.

ANDAN

Bahçe, bağ ve bostanda sulamayı kolaylaştırmak için, toprağın eğimine göre ayrılmış parçalar, maşala, evlek. Mademki, sonra, bakalım. Ondan. Tuzsuz pirinç lâpası. Ona. Sonra, ondan sonra. Ondan Ötürü. Oradan. Onunla.

ÜSTYAPI

Altyapı üzerine kurulan, oturmaya veya üretime yarayan yapıların tümü. Altyapı üzerinde oluşan kültür, din, sanat, felsefe, bilim, ülkü, siyasal kurumlar gibi toplumsal değerleri içeren genel kavram, altyapı karşıtı. Demir yolculukta toprak düzleme hattının ve köprü, kemer vb. sanat eserlerinin üstünde yapılmış olan ve demir yolu hattının döşenmesini amaçlayan etkinliklerin tümü. Bir alaşımın mikroskop kullanmadan çıplak gözle incelenen yüzeysel tabakalarından anlaşılabilen genel yapısı.

KAMBİYUM

Çift çenekli bitkilerin gövde ve kökünde yer alan, yeni odun ve soymuk tabakaları oluşturarak bitkinin kalınlaşmasını sağlayan ve meristem hücrelerinden meydana gelen tabaka.

AVRAMAK

Kollamak, korumak, zaptetmek: Ali ağanın kızını aldın ama bakalım avrayabilecek misin?. Kavramak, alışmak.

DEVONİYEN

Birinci Çağın dördüncü dönemi ve bu dönemde oluşmuş yer tabakaları.

PLATFORM

Yüksekçe yer. Bir siyaset programında, dayanılan düşünce veya düşüncelerin tümü. Büyük çaplı tabakaların çarpılması ve bunun sonucunda oluşan hafif eğimlerle nitelenen jeolojik yapı tipi.

FOTOLİTOGRAFİ

Taş, maden üzerindeki örneklerin, ışığa duyarlı tabakalar üzerinde fotoğraf veya kopya yoluyla çıkarılmasında kullanılan baskı tekniği.

MİNERALLİ

İçinde mineral bulunan. İçinde mineralleşmiş tabakalar ve cevherler bulunan (kaya veya arazi parçası).

KATMANLAŞMAK

Ayrı ayrı tabakalar veya sınıflar oluşturmak. Üst üste gelmiş katmanlar durumunda yerleşmek.

SİS

Atmosferin alt tabakalarındaki küçük su taneleri veya buhardan oluşan bulutların çok alçalarak yeryüzüne kadar inmesiyle oluşan duman.

APONÖROZ

Bazı kasların giriş yerinde kollagen tel demetleri ve fibroblastların tabakalar hâlinde düzenli bir şekilde dizildikleri yassılaşmış kirişler ya da bazı kasların içine giren zar. Kasları birbirinden ayıran, mikroskobik ve makroskobik olarak tendoya benzer yapılı ince zar.

ANDALLAMAK

Dikişi seyrek seyrek dikmek: Bize gel de şu yorganı andallayıver. Deve yürüyüşü gibi geniş ve büyük adımlarla yürümek. Bir işi baştan savma yapıp bırakmak. Kollamak, gözlemek, takip etmek: Şu adamı andalla, nereye gidecek bakalım. Bir tarafa sarkmak, eğilmek: Evin duvarı andalladı. Tarlayı andallara, evleklere ayırmak.

SONDA

Suyun herhangi bir noktadaki derinliğini ölçmek, dip tabakaların yapısını incelemek için kullanılan araç. Bir boşluğun içini yoklamaya yarayan uzunca ve ucu küt demir araç. Vücudun içinde birikip dışarı atılamayan sıvıyı çekmek veya vücuda sıvı vermek için kullanılan araç.

BAKALİTLİ

Bakalit kaplamalı.

ARAKATMAN

Kayaç tabakalarının arasında bulunan başka çeşit kayaç katmanı.

TABAKALAMA

Tabakalamak işi.

TABAKALANMAK

Tabakalar durumuna gelmek.