Kelimeler arşivi içinde; sonunda "andak" olan, toplam 9 adet kelime bulunmaktadır. Sonu andak ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında andak olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde andak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
BOZKANDAK, YALKANDAK, YILKANDAK
GANDAK, KANDAK, MANDAK, YANDAK, ZANDAK
ANDAK
ANDAK
Ayağa batan diken, kıymık. Sel yarıntısı, kesintisi. Ondan sonra: Eve gideceğim, andak çarşıya. Hemen, o anda, derhal. O kadar. Derhâl, hemen.
YALKANDAK
Kötü, yenmeyen et.
ZANDAK
Yeşil diken.
GANDAK
İhtiyar manda. Yollarda tekerleklerin oyduğu yerler. Dar ve derin sel yarıntıları. Hendek. Kaya çukurlarında ve hendeklerde biriken su. Bataklık. Zayıf adam. Yalçın kaya, uçurum. Büyük kayaların arası. Kırmızılaşmış kiraz ve elma gibi meyvalar. Yamaç bir tarlaya bırakılan suyun, toprağı götürmemesi için yapılan set. Su arklarının derin yeri. Düğüm.
BOZKANDAK
Karaman ili, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
KANDAK
Su birikintisi, bataklık, gölcük. Kurumuş dere. Küçük dere. Uçurum, yar. Hendek, çukur. İnişli, yokuşlu, bozuk yol. Yollarda kurumuş araba izleri. Düğüm. İri teyel. Yaşlı, ihtiyar. Hantal, kaba, iri. Obur, gözü doymayan. Kıskanç. Biçkiye gelmeyen kumaş. Çatı saçağı. Budanmış ağaç. Zayıf, ince (insan ya da hayvan). Başkasının payını yeme. Taşların üstündeki su biriken, doğal oyuklar. Kundak. Hendek. Muğla şehrinde, Selimiye nahiyesine bağlı bir yer.
YANDAK
Dikenli, tez üreyen bir çeşit yabanıl bitki. Eskiden yakacak olarak kullanılan kurumuş ot, diken. Sinop kenti, Durağan belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
MANDAK
Boynuzsuz koyun. Kuyruğu kıvrık koyun. Oyunda sayı, gol. Çocukların oyun oynamak için toprakta açtıkları küçük çukur.
YILKANDAK
Çok ince kesilmiş (ekmek dilimi için).
Bu bölümde tanımı içerisinde ANDAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
FEDERASYON
Savunma ve dış politika alanında dayanışma amacıyla birden fazla devletin bir birlik devleti içinde birleşmesi. Aynı alandaki çeşitli kuruluşları bir arada toplayan dayanışma birliği.
BİTİŞİK
Yan yana olan. Yandaki. Yan. Yandaki ev, bina vb.
OTARSİ
Bir ülkede ekonomik alandaki gereksinimleri kendi kendine karşılamaya yönelen tutum.
TİROKALSİTONİN
Tiroit bezinden salgılanan, kandaki kalsiyumu azaltan hormon.
ÇARPMAK
Hızla değmek, vurmak. El çabukluğu ile çalmak, dolandırarak elde etmek. Etkisiyle birdenbire hasta etmek. Kalp, hızlı hızlı vurmak. Varlığına inanılan bir gücün öfkesine uğramak. Kurnazlıkla ele geçirmek. Biri çarpılan, öbürü çarpan denilen iki sayı verildiğinde çarpanı çarpılandaki birim kadar çoğaltarak çarpım adı verilen bir üçüncü sayıyı elde etmek, darp etmek. Çekiciliğiyle etkilemek, şaşırtmak.
BÖBREK
Kandaki zararlı maddeleri süzüp idrar olarak salan, omurganın sağ ve sol yanında bulunan çift organdan her biri.
EPİZOT
Bir romandaki ya da hikâyedeki olay. Dilim.
ŞİMDİKİ
İçinde bulunulan anda olan veya yapılan, bu andaki, bu zamandaki.
PLASE
At yarışlarındaki müşterek bahislerde, sekiz atın katıldığı yarışlarda ilk üç, dört atın katıldığı yarışlarda ise ilk iki dereceyi kazanacak atın bilinmesi biçiminde oynanan oyun. Voleybol, tenis, masa tenisi vb. oyunlarda topu yumuşak bir vuruşla rakip alandaki bir boşluğa indirme. Futbolda topu yumuşak bir vuruşla havadan istenilen yere gönderme. Basketbolda çembere doğru uzanarak topu yavaşça sepete bırakma.
SAĞMAK
Memeyi parmaklar arasında sıkarak sütünü akıtmak. Yumak durumundaki bir şeyi çözüp açmak. Kovandaki balı peteklerden almak. Aldatarak parasını çekmek.
ZAYİÇE
Yıldızların, belli bir zamandaki yerlerini, durumlarını gösteren çizelge.
SIKLIK
Sık olma durumu. Ses, dalga vb.nin birim zamandaki titreşim sayısı, frekans. Sıkça geçme, kullanımı sık olma.
SÜZGEÇ
Sıvıları süzmeye yarayan araç, süzek. Bir akışkandaki yabancı maddeleri süzüp ayıran alet veya aletlerden oluşan düzenek, süzek, filtre. Sulama kovasının ucuna takılan, küçük delikli metal parça.
AGRANÜLOSİTOZİS
Kandaki granülosit sayısının aşırı derecede azalması veya kaybolması. Kemik iliğinde granülosit akyuvar üretiminin ve kandaki granülositlerin özellikle nötrofil lökositlerin azalması sonucu, vücudun ikincil bakteriyel enfeksiyonlara duyarlı hâle gelmesiyle birlikte müköz zarlarda, deride, sindirim ve solunum kanalında erozyon ve ülserlerle belirgin, ateşli hastalık tablosu, granülositopeni.
KANYON
Bir akarsuyun kalkerli bir alanda oyarak oluşturduğu, bir kıvrımı keserek iki yandaki çukurlukları birleştiren, dar ve boğaz biçimindeki vadi, dar boğaz, kapuz, kısık, klüz.
FİLETO
Kasaplık hayvanların sırtında, dikensi çıkıntı boyunca iki yandaki et.
ETKİNLİK
Etkin olma durumu, müessiriyet. Bir işletmenin, bir kurumun belli bir alandaki eylemi, faaliyet, aktivite. Bir canlının iç veya dış uyaranların etkisiyle giriştiği çalışma durumu. Fiilde bulunanın, etkin olanın niteliği. İnsanın çevresiyle arasındaki ilişkileri düzenleyen her türlü eylemi.
KALSEMİ
Kandaki kalsiyum miktarı.
TASARI
Olması veya yapılması istenen bir şeyin zihinde aldığı biçim. Hukuki bir işlemin, o işlemi yapmakla yetkili kurul veya organ önüne getirildiği andaki durumu, üstünde görüşme ve oylama yapılabilir durumdaki metin, layiha.
RAHVAN
Koşarken bir yandaki iki bacağını aynı anda atan binek hayvanlarının biniciyi sarsmayan en yavaş koşma biçimi. Bu biçimde koşan (binek hayvanı). Binek hayvanı bu biçimde koşarak.