Kelimeler arşivi içinde; başında "şire" olan, toplam 12 adet kelime bulunmaktadır. şire ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu şire ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde şire olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ŞİREMİRTABAKLAR
ŞİREMİRÇAVUŞ
ŞİRELENMEK
ŞİRELEMEK
ŞİREHANA
ŞİREDER, ŞİRELİK, ŞİREVİT
ŞİRELİ, ŞİREPE
ŞİRET
ŞİRE
ŞİRE
1.Şıra, üzüm ve öteki meyvelerin suyu, şekerli su. 2.Üzüm suyu ve nişasta kaynatılarak yapılan kuru tatlıların genel adı. 3.Her çeşit tatlı. 4.Bal. Üzüm, dut ve benzerleri meyvelerin suyu, şıra. Üzüm ve dutun ezilerek elde edilen suyu. Mayalanmamış üzüm suyu. Üzüm suyu. Tat, şıra.
ŞİREDER
Bir çeşit üzüm.
ŞİREMİRTABAKLAR
Bartın şehrinde, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
ŞİRET
Kötü, kavgacı (kişi).
ŞİRELİ
Tatlı.
ŞİRELEMEK
Temizlemek.
ŞİREHANA
İçinde üzüm çiğnenen taş tekne.
ŞİRELENMEK
Meyve çok olgunlaşmak, sulanmak. Nazlanmak.
ŞİREVİT
İçinde üzüm çiğnenen taş tekne.
ŞİREMİRÇAVUŞ
Bartın ili, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
ŞİRELİK
Üzüm ya da dut suyunu süzmeye yarayan oluklu tekne. Sucuk, bastık yapmaya yarayan bir çeşit beyaz üzüm. Şirinlik, nişan töreninde içilen şerbet ve yenilen tatlı.
ŞİREPE
Yapışkan.
Bu bölümde tanımı içerisinde ŞİRE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ATKIÇI
Yufka ekmeği pişiren, çeviren kadın.
ŞEYH
Tarikat kurucusu, bir tarikatta en yüksek dereceye ulaşmış olan kimse. Arap kabile ve aşireti başkanı. Tarikat büyüğü veya tarikat kollarından birinin başında bulunan kimse.
BAŞHEMŞİRELİK
Başhemşire olma durumu. Başhemşirenin yaptığı iş.
GAZVE
Arap aşiretleri arasında yapılmış olan savaş. Din uğruna yapılmış olan savaş.
ŞVESTER
Hemşire. Kız kardeş.
ANARAT
Pirinç unu veya nişastayı şekerle pişirerek yapılan çocuk maması. Saf, katıksız, arı, temiz, öz: Bu yıl tohumluğu anarat buğdaydan koydum.
KEP
Başlık, sipersiz şapka. Asker şapkası. Bazı törenlerde profesör ve öğrencilerin giydikleri özel başlık. Hemşirelerin giydiği başlık.
AŞIRAT
Aşırı. Aşiret.
KEŞKEKÇİ
Keşkek pişiren kimse.
HAYTA
Osmanlıların ilk dönemlerinde eyalet askerlerinin uç boylarında görevli sınıflarından biri. Toroslarda yaşayan bir Yörük aşireti. Başıboş, bir baltaya sap olamamış, apaş, serseri.
HEMŞİRELİK
Hemşirenin yaptığı iş. Kız kardeşlik.
HASTANE
Hastalara yatarak veya ayakta tanı, tedavi ve bakım hizmetlerinin hekim, hemşire ve diğer sağlık çalışanları tarafından verildiği sağlık kuruluşu.
TEBEŞİRLEŞME
Bir dokunun kalınlığında tebeşire benzer katı birikintilerin oluşması.
BAŞHEMŞİRE
Sağlık kuruluşlarında hemşirelik hizmetlerinin en üst düzeyde sunulması için hizmetlerin düzenlenmesinden, yürütülmesinden, denetlenmesinden sorumlu yönetici hemşire.
EL
Kolun bilekten parmak uçlarına kadar olan, tutmaya ve iş yapmaya yarayan bölümü. Ülke, yurt, il. Kez, defa. Halk, ahali. İskambil oyunlarında her bir tur. Bazı nesne ve araçların tutmaya yarayan bölümü. Yakınların dışında kalan kimse, yabancı. Oba, aşiret. Sahiplik, mülkiyet. İskambil oyunlarında oynama sırası.
KONARGÖÇER
Göçebe bir hayat süren, bir yere sürekli yerleşmeyen (aşiret, oba vb.), göçerkonar.
OCAK
Ateş yakmaya yarayan, pişirme, ısıtma, ısınma vb. amaçlarla kullanılan yer. Bahçelerde veya bostanlarda her tür meyve ve sebze tohumu veya fidesinin dikimi için ayrılmış toprak çukuru. Yer üstünde veya yer altında cevher çıkarılan yer. Şömine. Isı vererek üzerine veya içine konulan maddeleri ısıtan, pişiren, kaynatan, eriten araç veya alet. Aynı amaç ve düşünceyi paylaşanların kurdukları kuruluş veya toplandıkları, görev yaptıkları yer. Ev, aile, soy. Yeniçeri teşkilatını oluşturan odalardan her biri. Kahvelerde, kuruluşlarda çay, kahve vb.nin yapıldığı yer. Halk hekimliğinde bir önceki kuşaktan el verme suretiyle aktarılan bilgileri kullanarak belirli bir şikâyeti veya hastalığı iyileştirdiğine inanılan aile. Yılın birinci ayı, kânunusani.
OYMAK
Aşiret. Keskin, sivri uçlu bir cisimle bir şeyi yontarak veya delerek çukur oluşturmak. Bıçaklayarak yaralamak. Kazıklamak. Hemen hemen benzer veya aynı tür yıldızlardan oluşmuş, Samanyolu'nun seyrek yapılı genç kümelerinden her biri. İzcilikte küçük birlik. Kumaş vb.ni girintili bir biçimde kesmek.
SÖR
Katolik mezhebinde kendini dine adayan ve manastırda yaşayan kadın. Katolik mezhebinde dinle ilgili bir yükümlülük almayan ancak din uğruna hemşirelik, hasta bakıcılık vb. işlerde çalışan kadın. İngiliz soyluluk unvanı.
AŞAYIR
Aşireti olan, geniş aile mensubu kimse.