Kelimeler arşivi içinde; sonunda "şide" olan, toplam 9 adet kelime bulunmaktadır. Sonu şide ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında şide olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde şide olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
HURŞİDE, MÜRŞİDE, ŞİMŞİDE
KEŞİDE, NEŞİDE, NAŞİDE, RAŞİDE, REŞİDE
ŞİDE
ŞİDE
Parlak, ışıklı, güneş.
HURŞİDE
Güneş.
RAŞİDE
Akıllı, doğru yola giden.
KEŞİDE
Banka ve her tür piyango ikramiyesinde çekme, çekiliş. Arap harfli yazıda bazı harflerin baş tarafı yazıldıktan sonra süs için çekilen uzatma.
NAŞİDE
Şiir okuyan, şiir söyleyen, şiir yazan.
NEŞİDE
Bir toplulukta okunmaya değer şiir. Atasözü gibi kullanılan beyit veya dize.
REŞİDE
Doğru yolu tutan. İyi hareket eden, akıllı. Ergin.
ŞİMŞİDE
Dokumacılıkta bir aygıt.
MÜRŞİDE
Doğru yolu gösteren, kılavuz.
Bu bölümde tanımı içerisinde ŞİDE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DÖRTLÜ
Dört parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden dört tane bulunan. Dört kişiden oluşan müzik topluluğu, kuartet. Taşıtlarda uyarı için dört sinyal lambasının aynı anda yanıp sönmesini sağlayan düzen, flaşör. İskambil, domino vb. oyunlarda üzerinde dört işareti bulunan kâğıt veya pul.
GÖRECE
Bir şeye göre olan, varlığı başka bir şeyin varlığına bağlı olan, kesin olmayıp kişiden kişiye, zamandan zamana, yerden yere değişebilen, bağıl.
TAVIR
Durum, vaziyet, hâl. Kişiden beklenen davranış biçimi. Bir olay, bir durum karşısında kişinin takındığı davranış.
PRATİK
Kolaylıkla uygulanabilir, kullanışlı. Bir şeyi yapma yöntemi veya biçimi, teamül. Kişide bir işi kolaylıkla yapabilme, bir şeyi uygulayabilme deneyimi, becerisi veya eğilimi bulunma. Uygulama. Uygulamalı. Sorunlara kolay ve hızlı çözüm bulan.
İKİLİ
İki parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden iki tane bulunan. İskambil, domino vb. oyunlarda iki işareti bulunan (kâğıt veya pul). İki taraf arasında yapılmış. İki kişiden oluşmuş topluluk. İkili bahis. İki çalgı veya iki ses için düzenlenmiş müzik parçası, düet.
AGENEZİS
Bir organın embriyolojik gelişim döneminde hiç gelişememesi, olmaması, tamamen biçimlenmemiş olması veya yokluğu, oluşmama. Erkekte spermatogenezis veya dişide oogenezisin yokluğu.
PSİKİYATRİ
Ruh ve sinir hastalıklarıyla, kişide görülen önemli uyumsuzlukları önleme, teşhis ve tedavi etmeyle uğraşan uzmanlık dalı.
ÇİFT
Birbirini tamamlayan iki tekten oluşan (nesneler). Bir erkek ve bir dişiden oluşan iki eş. Toprağı sürmek için birlikte koşulan iki hayvan. Küçük maşa ya da cımbız.
ARENOBLASTOM
Yumurtalıklarda oluşan ve dişide erkeksi karakterlerin belirmesine neden olan bir tümör, yumurtalığın Sertoli-Leydig hücreli tümörü.
YAŞANTI
Hayat tarzı, içinde yaşanılan şartların tümü, hayat. Yaşanılan bir an, hayatın bir bölümü. Yaşanılanlardan, görülenlerden, duyulanlardan, edinilenlerden sonra kişide kalan şey.
EYLEMEK
Bir kişiden veya bir şeyden yoksun bırakmak. Etmek, yapmak.
KİŞİLİK
Bir kimseye özgü belirgin özellik, manevi ve ruhsal niteliklerinin bütünü, şahsiyet. Bireyin toplumsal hayatı içinde edindiği alışkanlıkların ve davranışların bütünü. Herhangi bir kişi için, herhangi bir kişiye yetecek miktarda olan. Herhangi bir sayıda kişiden oluşan. Yabanlık. İnsanlara yakışacak durum ve davranış.
AFRODİZİOMANYA
Kişide cinsel ilişkiye aşırı düşkünlük durumu, aşırı cinsel arzu.
AKTARICI
Dam kiremitlerini aktarıp kırıkları yenileyen kimse. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyuran ve yayan kimse. Görüntüyü bir bölgeden başka bir bölgeye ileten araç.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.
GÖÇÜRÜCÜ
Seferde padişah tuğlarının ikisini bir konak ileride taşıyan dört kişiden ikisine verilen unvan.
TARAF
Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Bir şeyin belli bölümü, kısmı. Yöre, yer. Yön, yan, doğrultu. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi.
YAN
Bir şeyin ön, arka, alt ve üst dışında kalan bölümü, profil. Birlikte, beraberinde olma. İkinci derece olan. Üst. Tali. Savaş düzenindeki ordunun iki kanadından her biri. Üstte, altta, arkada veya önde olmayan. Bir denklemde "=" işaretiyle ayrılmış olan iki anlatımdan her biri. Futbol veya hentbolda, topun, alanın yan çizgileri dışına çıkması, taç. Sağ ve solun ortak adı, yön, taraf, cihet. Yer. Bir tarafa yönelerek. İstekleri karşıt olan iki kişiden veya topluluktan biri.
GÖNDERİM
Birtakım bilgileri içeren, kişiden kişiye veya kurumlar arası bilginin geçişini sağlayan belge.
İTİLME
İtilmek işi. İğrenç, ayıp veya elde edilemez görünen düşüncelerin kişide bilinçaltına sürülmesi.