İçinde ŞİDE geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "şide" olan, toplam 13 tane kelime bulunuyor. İçerisinde şide bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu şide ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında şide olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

ORŞİDEKTOMİ

8 harfli kelimeler

KEŞİDECİ, EKŞİDERE

7 harfli kelimeler

HURŞİDE, MÜRŞİDE, ŞİMŞİDE

6 harfli kelimeler

KEŞİDE, NEŞİDE, İŞİDEK, NAŞİDE, RAŞİDE, REŞİDE

4 harfli kelimeler

ŞİDE

Bazı kelimelerin anlamları

ŞİDE

Parlak, ışıklı, güneş.

ŞİMŞİDE

Dokumacılıkta bir aygıt.

KEŞİDE

Banka ve her tür piyango ikramiyesinde çekme, çekiliş. Arap harfli yazıda bazı harflerin baş tarafı yazıldıktan sonra süs için çekilen uzatma.

HURŞİDE

Güneş.

EKŞİDERE

Balıkesir şehrinde, Gönen ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

MÜRŞİDE

Doğru yolu gösteren, kılavuz.

NEŞİDE

Bir toplulukta okunmaya değer şiir. Atasözü gibi kullanılan beyit veya dize.

RAŞİDE

Akıllı, doğru yola giden.

İŞİDEK

Kulak.

NAŞİDE

Şiir okuyan, şiir söyleyen, şiir yazan.

REŞİDE

Doğru yolu tutan. İyi hareket eden, akıllı. Ergin.

ORŞİDEKTOMİ

Bir veya iki testisin ameliyatla çıkarılması.

KEŞİDECİ

Çek veya poliçe düzenleyen ve imzalayan kimse.

  -   -   -  

Anlamında ŞİDE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ŞİDE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

GÖNDERİM

Birtakım bilgileri içeren, kişiden kişiye veya kurumlar arası bilginin geçişini sağlayan belge.

YAN

Bir şeyin ön, arka, alt ve üst dışında kalan bölümü, profil. Birlikte, beraberinde olma. İkinci derece olan. Üst. Tali. Savaş düzenindeki ordunun iki kanadından her biri. Üstte, altta, arkada veya önde olmayan. Bir denklemde "=" işaretiyle ayrılmış olan iki anlatımdan her biri. Futbol veya hentbolda, topun, alanın yan çizgileri dışına çıkması, taç. Sağ ve solun ortak adı, yön, taraf, cihet. Yer. Bir tarafa yönelerek. İstekleri karşıt olan iki kişiden veya topluluktan biri.

AGENEZİS

Bir organın embriyolojik gelişim döneminde hiç gelişememesi, olmaması, tamamen biçimlenmemiş olması veya yokluğu, oluşmama. Erkekte spermatogenezis veya dişide oogenezisin yokluğu.

DÖRTLÜ

Dört parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden dört tane bulunan. Dört kişiden oluşan müzik topluluğu, kuartet. Taşıtlarda uyarı için dört sinyal lambasının aynı anda yanıp sönmesini sağlayan düzen, flaşör. İskambil, domino vb. oyunlarda üzerinde dört işareti bulunan kâğıt veya pul.

PSİKİYATRİ

Ruh ve sinir hastalıklarıyla, kişide görülen önemli uyumsuzlukları önleme, teşhis ve tedavi etmeyle uğraşan uzmanlık dalı.

TAVIR

Durum, vaziyet, hâl. Kişiden beklenen davranış biçimi. Bir olay, bir durum karşısında kişinin takındığı davranış.

İTİLME

İtilmek işi. İğrenç, ayıp veya elde edilemez görünen düşüncelerin kişide bilinçaltına sürülmesi.

TARAF

Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Bir şeyin belli bölümü, kısmı. Yöre, yer. Yön, yan, doğrultu. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi.

GÖÇÜRÜCÜ

Seferde padişah tuğlarının ikisini bir konak ileride taşıyan dört kişiden ikisine verilen unvan.

AFRODİZİOMANYA

Kişide cinsel ilişkiye aşırı düşkünlük durumu, aşırı cinsel arzu.

ÇİFT

Birbirini tamamlayan iki tekten oluşan (nesneler). Bir erkek ve bir dişiden oluşan iki eş. Toprağı sürmek için birlikte koşulan iki hayvan. Küçük maşa ya da cımbız.

YAŞANTI

Hayat tarzı, içinde yaşanılan şartların tümü, hayat. Yaşanılan bir an, hayatın bir bölümü. Yaşanılanlardan, görülenlerden, duyulanlardan, edinilenlerden sonra kişide kalan şey.

AKTARMAK

Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.

KİŞİLİK

Bir kimseye özgü belirgin özellik, manevi ve ruhsal niteliklerinin bütünü, şahsiyet. Bireyin toplumsal hayatı içinde edindiği alışkanlıkların ve davranışların bütünü. Herhangi bir kişi için, herhangi bir kişiye yetecek miktarda olan. Herhangi bir sayıda kişiden oluşan. Yabanlık. İnsanlara yakışacak durum ve davranış.

AKTARICI

Dam kiremitlerini aktarıp kırıkları yenileyen kimse. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyuran ve yayan kimse. Görüntüyü bir bölgeden başka bir bölgeye ileten araç.

İKİLİ

İki parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden iki tane bulunan. İskambil, domino vb. oyunlarda iki işareti bulunan (kâğıt veya pul). İki taraf arasında yapılmış. İki kişiden oluşmuş topluluk. İkili bahis. İki çalgı veya iki ses için düzenlenmiş müzik parçası, düet.

PRATİK

Kolaylıkla uygulanabilir, kullanışlı. Bir şeyi yapma yöntemi veya biçimi, teamül. Kişide bir işi kolaylıkla yapabilme, bir şeyi uygulayabilme deneyimi, becerisi veya eğilimi bulunma. Uygulama. Uygulamalı. Sorunlara kolay ve hızlı çözüm bulan.

ARENOBLASTOM

Yumurtalıklarda oluşan ve dişide erkeksi karakterlerin belirmesine neden olan bir tümör, yumurtalığın Sertoli-Leydig hücreli tümörü.

EYLEMEK

Bir kişiden veya bir şeyden yoksun bırakmak. Etmek, yapmak.

GÖRECE

Bir şeye göre olan, varlığı başka bir şeyin varlığına bağlı olan, kesin olmayıp kişiden kişiye, zamandan zamana, yerden yere değişebilen, bağıl.