Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ınga" olan, toplam 17 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ınga ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında ınga olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ınga olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ŞIRINGA, BADINGA, CILINGA, ÇILINGA, DIRINGA, NALINGA, KADINGA
AYINGA
ZINGA, TINGA, PINGA, LINGA, KINGA, GINGA, ÇINGA, CINGA
INGA
INGA
Küçük çocuk.
KADINGA
Yenge.
NALINGA
Takunya.
PINGA
Deriden yapılan, çakmak, tütün kesesi.
DIRINGA
Çok gergin: İp çok dırınga, kopacak.
ZINGA
Arka üstü yatırma, yere vurma. Birini arka üstü yatırıp sırtını yere vurma.
ÇINGA
Kıvırcık. Kıvılcım.
KINGA
Bütün çıkarılmış ceviz içi.
BADINGA
Taşçı çekici.
AYINGA
Kaçak tütün.
CILINGA
Odun yongası.
GINGA
Yeşil kabuğundan çıkarılmış ceviz.
TINGA
Şişmanlıktan karnı şişmiş (hayvan için). Çinko, teneke ya da bakırdan yapılmış leğen, kova ve benzerleri şeyler.
LINGA
Atın bozuk yürüyüşü, eşkin.
ÇILINGA
Kıvılcım.
ŞIRINGA
Havayı, sıvıları emmeye veya itmeye yarayan alet. Enjektör.
Bu bölümde tanımı içerisinde INGA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇIVMAK
Atlamak, sıçramak, zıplamak. Hızla giden bir şey bir yere çarpıp yön değiştirmek, sekmek, çavmak, sapmak, inhiraf etmek. Atlamak, sıçramak, fırlamak. Kaçmak. (hayvanlar). Hayvan yoldan çıkmak. Atılan mermi hedeften aşmak. Yıldız kaymak. Bir yere atılan taş düz olarak gitmek. Ağaç, filiz vermek. Sallanmak: İlkbaharda bahçelerde salıngaç yapıp çıvmak çok hoş olur. Dikine uzanmak.
ENJEKTÖR
Silindir ve pistondan oluşan ve ucuna iğne takılabilen, sıvı maddeleri vermek veya çekmek için kullanılan tıbbi araç, şırınga. Bir sıvıyı basınçla herhangi bir yere vermekte kullanılan aygıt.
ŞIRINGALAMAK
Şırınga etmek. Birtakım düşünce veya duyguları bir başkasına benimsetmek, telkin etmek.
CIZBÜZZÜK
Yaramaz, yerli yersiz ağlayan çocuk. Alıngan.
ESİRİKLİ
Kızgın, öfkeli, sinirli. Alıngan, çok küsen.
ANORLU
Onurlu, alıngan, haysiyetli.
CUSTULLU
Alıngan.
CINGATMAK
Tepmek, çifte atmak: Bu hayvan cıngatar hâl Yanına sokulma.
KAÇINGANLIK
Geri durma, isteksiz davranma. Kaçıngan olma durumu.
İHTİYATLI
Herhangi bir konuda ileriyi düşünerek ölçülü davranan, önlem alan, sakıngan, ihtiyatkâr.
AYINGACILIK
Ayıngacının yaptığı iş.
CINDIK
Küçük ve yuvarlak. Alıngan, kötü huylu. Bir iki litre hacmindeki küçük kap. İki tarafı sivri olan kayık. Çok küçük.
CULUM
Alıngan, küçük söz ve olayları büyüten.
GOCUNGAÇ
Alıngan kimse: Çoh gocungaç adamsın.
FIRTIK
Sümük. Oynak, hoppa. Alıngan kişi. Her şeye burnunu sokan kişi. Sonucu olmayan şey. Fingirdek, oynak.
LİMONİ
Limon rengi. Biraz bozuk, iyi olmayan (insan ilişkileri). Bu renkte olan. Alıngan, beklenmeyen bir zamanda öfkelenen.
SİTEM
Bir kimseye, yaptığı bir hareketin veya söylediği sözün üzüntü, alınganlık, kırgınlık vb. duygular uyandırdığını öfkelenmeden belirtme.
CINGAR
Kavga, gürültü: Eve gelelerdi cıngar çıkarırdım.
ŞIRINGALAMA
Şırıngalamak işi veya durumu.
ALINGANLIK
Alıngan olma durumu.