Sonu IKIM ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ıkım" olan, toplam 12 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ıkım ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında ıkım olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ıkım olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

SOKUMTIKIM

8 harfli kelimeler

DARÇIKIM, TEKYIKIM

7 harfli kelimeler

BICIKIM, BIDIKIM, BİDIKIM

5 harfli kelimeler

SIKIM, TIKIM, YIKIM, DIKIM, ZIKIM

4 harfli kelimeler

IKIM

Bazı kelimelerin anlamları

IKIM

Çıkışma, azar.

BIDIKIM

Bir parça, azıcık, biraz.

BİDIKIM

Bir parça, azıcık, biraz.

DARÇIKIM

Metallerin, basınç altında, bir uçtan basılıp, kesitleri küçülmüş olarak öteki uçtan çıkmaları.

SIKIM

Sıkma işi. Ateşli silahlarda bir atış için yeterli olan miktar. Bir defada sıkılan miktar. Avucun sıkıldığında alabildiği miktar.

SOKUMTIKIM

Lokma.

DIKIM

Biraz, bir parça, azıcık. Lokma: Bir dıkım yemek yedim. Lokma.

ZIKIM

Zakkum.

TIKIM

Ağzın alabileceği büyüklükte lokma.

BICIKIM

Bir parça, azıcık, biraz.

YIKIM

Yıkma işi. Yok olmaya sebep olabilecek şey, büyük zarar, felaket. Yadımlama. İlaç veya metabolizma sonucu ortaya çıkan atık ürünün molekül düzeyinde beden sıvıları ile atılabilir duruma gelmesi. Vücuda verilen çeşitli ilaçların yol açtığı zarar.

TEKYIKIM

Düşük ölçünlü yerleşim alanlarında, tek tek yapıların ve göreceli olarak küçük yapı öbeklerinin yıkılıp geride kalanlara el sürülmemesini anlatan kentçilik uygulaması.

  -   -   -  

Anlamında IKIM bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde IKIM geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ABLASYON

Tümör hücrelerinin üreme yeteneğini artıran yani tümörün bağımlı olduğu hormonu salgılayan iç salgı bezinin ilaçlarla tahribi, cerrahi olarak çıkarılması veya radyasyonla yıkımlanması. Kesme, kesip atma.

TIKIMLANMA

Tıkımlanmak işi.

ASKARİSİDAL

Ascaris cinsi nematodları yıkımlayan.

EKTOPARAZİTİSİT

Ektoparazitleri yıkımlayan ajanlar.

FELAKET

Büyük zarar, üzüntü ve sıkıntılara yol açan olay veya durum, yıkım, bela. Çok kötü. Şaşırtıcı, hayrete düşürücü.

YIKMAK

Kurulu bir şeyi parçalayarak dağıtmak, bozmak, tahrip etmek. Yıkımına yol açmak, mahvına sebep olmak. İnsan, hayvan ya da ağaç devirmek. (-i, -e) mec. Herhangi bir suç, iş vb.ni birine yüklemek. Yük indirmek. Bir yana eğmek. Birine yüklemek.

AKROMELANİZM

Tüy örtüsü renginin yüksek sıcaklıkta açılması, düşük sıcaklıkta ise koyulaşmasıyla belirgin, Siyam ve Himalaya kedileriyle tavşanlarda görülen genetik bozukluk. Melanin üretiminde rol oynayan enzimlerin yüksek sıcaklıkta yıkımlanmasından kaynaklanır.

DARÇIKARIR

Üzerinde darçıkım işi yapılan aygıt.

AMİNOKSİDAZLAR

Plazmada ve çok sayıda dokunun mitokondrionunda bulunan, substratlarına göre sınıflandırılan, çoğu bakır ve piridoksal fosfat içeren, aminlerin yıkımından sorumlu enzimler.

YAKMAK

Kına, yakı vb.ni koymak, sürmek. Yanmasını sağlamak veya yanmasına yol açmak, tutuşturmak. Tedavi etmek amacıyla doku, damar vb. dağlamak. Güçlü sevgi uyandırmak. Kurutmak, zarar vermek. Çok sıcak olmak. Keskin, sert ve ısırıcı bir duyum vermek. Çok üşütmek. Karartmak. Işık vermesini sağlamak. Ateşle yok etmek. Silahla vurmak. Yıkıma, zarara yol açmak, büyük bir zarara uğratmak, mahvetmek. Yanıyormuş gibi bir etki yapmak. Zamanında kullanılmadığından hükmünü yitirmek. Isı etkisiyle zarar vermek. Türkü, ağıt vb. düzenlemek, bestelemek.

DARBELEMEK

Vurmak, çarpmak. Bir işi engellemek. Yıkıma uğratmak.

DARÇIKIK

Darçıkım uygulanmış olan.

YADIMLAMA

Canlı protoplazmayı yapan büyük ve karmaşık yapılı moleküllerin enerji çıkararak yanması, yıkım, katabolizma, özümleme karşıtı.

YIKIMCILIK

Yıkımcı olma durumu.

AFET

Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım. Çok kötü. Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk. Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın. Kıran.

DESTRUKSİYON

Yıkımlanma, zedelenme.

BAŞ

İnsan ve hayvanlarda beyin, göz, kulak, burun, ağız ve benzerleri organları kapsayan, vücudun üst veya önünde bulunan bölüm, kafa, ser. Bir topluluğu yöneten kimse. Başlangıç. Temel, esas. Arazide en yüksek nokta. Bir şeyin genellikle toparlakça ucu. Bir şeyin uçlarından biri. Kasaplık hayvanlarda ve bazı yiyeceklerde adet. Para değiştirirken verilen veya alınan üstelik, sarrafiye. 1. Bir şeyin yakını veya çevresi. "Önem veya yönetim bakımından ileride olan, en önemli, en üstün" anlamlarında birleşik kelimeler yapan bir söz. Güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş derecenin en yükseği. Çıban. Reis. Tane. Dilim: Bi baş pendir ver. İyi, güzel: Benim toklularım hep baştır. Pazartesi. Ölçüde, tartıda tahminin üstünde çıkan kısım. Çıban, yara. Derilere tatbik edilen bir işlem (tabaklıkta). Köselecilikte bir derinin baş tarafı. Bulgur, buğday ve benzerleri kalburlandığı zaman kalburun üstünde kalan in kısım. Baş, başlangıç. Baş, reis. Baş. Üzeri, kendi. Tepe, zirve. Uç. sınır. Nezt, baş ucu. Ön taraf, ön yol. Bağış, hediye. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan en ön bölgesi. Herhangi bir hayvanın bu bölgeye karşılık olan yapısı. Sefal, kafa. 3.Bakteriyofajlarda ikozahedral şekilli, DNA içeren kısmı. 4.Miyozinin bir parçası. Fosfolipitlerin yağ asitleri içermeyen kısmı. Spermlerde haploit çekirdeğin bulunduğu kısmı. Beyni ve duyu organlarını taşıyan vücut parçası. Yağlı güreşte ve karakucakta en büyük boy. reis (bk. başkan.). Dövme ya da darçıkım işleminde, dövme ya da itme işini gören kolun ucu. İlkel topluluklarda görülen, çok az kurumlaşmış olan ve gücü kimi kez aşırı bir başına -buyruk- yönetimin gücü biçimini alan önder tipi. İnsan vücudunun üst, hayvan vücudunun ön ucu, sefalika. Deyiş'in konu ve uyağının ne olduğunu belirten, "doğuş" un halk edebiyatındaki adı. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan üst bölgesi; herhangi bir hayvanın bu kesime karşıt oları bölgesi. Başkan, topluluğu yöneten, komutan. (İnsan ve hayvan sayımında) Tane. Başak. Yara.

YIKINTI

Yıkılma, yıkım, mahvolma. Ruhsal bakımdan yıkılma, yıkım, mahvolma. Yıkılan bir şeyin parçaları, kalıntıları, enkaz. Virane.

AĞAÇKURDU

Ağaç gövdesini besin olarak kullanıp, içten yıkımlayan kurtçuklara verilen genel ad.

ASKARİSİT

Ascaris cinsi nematodları yıkımlayan ajan.