İçinde IKIŞ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "ıkış" olan, toplam 78 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ıkış bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu ıkış ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ıkış olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

TIKIŞTIRABİLMEK, ÇIKIŞTIRABİLMEK, SIKIŞTIRABİLMEK

14 harfli kelimeler

ÇIKIŞTIRABİLME, TIKIŞTIRABİLME, SIKIŞTIRABİLME

13 harfli kelimeler

AŞAĞIKIŞLACIK, TIKIŞTIRILMAK, SIKIŞTIRILMAK

12 harfli kelimeler

SAVCILIKIŞLA, YUKARIKIŞLAK, ÇIKIŞABİLMEK, TIKIŞTIRILMA, KIYIKIŞLACIK, SIKIŞABİLMEK, SIKIŞIVERMEK, SIKIŞTIRILMA

11 harfli kelimeler

SIKIŞIVERME, SIKIŞTIRMAÇ, DIKIŞTIRMAK, ÇIKIŞTIRMAK, ÇIKIŞABİLME, AŞAĞIKIŞLAK, SIKIŞMAZLIK, TIKIŞTIRMAK, SIKIŞTIRMAK, SIKIŞABİLME, SIKIŞTIRICI

10 harfli kelimeler

KADIKIŞLAK, SIKIŞIRLIK, NAMLIKIŞLA, NARLIKIŞLA, ŞANLIKIŞLA, TIKIŞLAMAK, HALIKIŞLAK, HACIKIŞLAK, ÇIKIŞTIRMA, SIKIŞTIRAÇ, SIKIŞTIRIŞ, TIKIŞIKLIK, TIKIŞTIRMA, YASSIKIŞLA, SIKIŞTIRMA, SIKIŞIKLIK

9 harfli kelimeler

IKIŞLAMAK, HACIKIŞLA, ILIŞTIKIŞ, IMGILIKIŞ, YAZIKIŞLA, KIYIKIŞLA, ÇIKIŞTAĞI

8 harfli kelimeler

ÇIKIŞMAK, SIKIŞMAK, TIKIŞMAK, BIKIŞMAK, YIKIŞMAK, ÇIKIŞLIK, ÇIKIŞMAH, DIKIŞMAK

7 harfli kelimeler

TIKIŞMA, TIKIŞIK, IKIŞMAK, YIKIŞMA, SIKIŞMA, ÇIKIŞÇI, SIKIŞIK, ÇIKIŞMA, ÇIKIŞLI, BIKIŞMA

6 harfli kelimeler

ACIKIŞ

5 harfli kelimeler

DIKIŞ, TIKIŞ, SIKIŞ, HIKIŞ, YIKIŞ, ÇIKIŞ, BIKIŞ

4 harfli kelimeler

IKIŞ

Bazı kelimelerin anlamları

IKIŞ

Ağır canlı, vurdum duymaz. Şişmanlık ve benzerleri nedenlerle zor yürüyen. Mide dolgunluğuna uğrayan: Ahmet ağa helvayı yiye yiye ıkış olmuş.

ÇIKIŞABİLMEK

Çıkışma imkânı veya olasılığı bulunmak.

YUKARIKIŞLAK

Bayburt kenti, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

TIKIŞTIRILMA

Tıkıştırılmak işi.

AŞAĞIKIŞLACIK

Trabzon ili, Of ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

TIKIŞTIRILMAK

Üst üste serilmek.

KIYIKIŞLACIK

Muğla kenti, Milâs ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

SIKIŞABİLMEK

Sıkışma imkânı veya olasılığı bulunmak. Sıkışma özelliği bulunmak.

ÇIKIŞTIRABİLME

Çıkıştırabilmek işi.

SIKIŞTIRABİLMEK

Sıkıştırma imkânı veya olasılığı bulunmak.

SAVCILIKIŞLA

Kırşehir kenti, Savcılı bucağına bağlı bir bölge.

SIKIŞTIRABİLME

Sıkıştırabilmek işi.

TIKIŞTIRABİLMEK

Tıkıştırma imkânı veya olasılığı bulunmak.

TIKIŞTIRABİLME

Tıkıştırabilmek işi.

ÇIKIŞTIRABİLMEK

Çıkıştırma imkânı veya olasılığı bulunmak.

SIKIŞTIRILMAK

Sıkıştırma işi yapılmak.

  -   -   -  

Anlamında IKIŞ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde IKIŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ÇARPMA

Çarpmak işi. Kuyu çengeli biçiminde beş kollu büyük olta iğnesi. Dört işlemden biri, çarpmak işlemi, darp. Alaturka müzikte temel notaların arasına sıkıştırılmış ve usulü bozmayan, tek perdelik küçük fazlalık.

BASTIRAK

Yol yapımında çakıl, kum, cüruf vb. maddeleri ezmeye ve sıkıştırmaya yarayan alet.

ASPİRATÖR

Havadaki duman, is, koku vb. yabancı maddeleri emerek dışarı atan aygıt, emmeç. Kendisine bağlanan bir kabın içindeki gazı seyreltmeye veya sıkıştırmaya yarayan, içinden bir sıvı geçirilerek çalıştırılan araç, emmeç.

ANAHTAR

Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Kurgu. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Herhangi bir olayda belirleyici olan. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Vesile, araç, vasıta.

BIKIŞMA

Bıkışmak işi.

AĞIŞ

Ağma işi. Su buharının ve başka gazların yerden havaya doğru çıkışı, yağış karşıtı.

ÇIKIŞMA

Çıkışmak işi.

ÇEKMEK

Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.

ARGÜMAN

Kanıt. Tez, iddia, sav. Bir çıkış kümesinin değişkeni. Bir denklem, bir eşitsizlik veya bir gök cisminin hareketine ait herhangi bir elemanın bağlı bulunduğu belli bir değer. Bir cetvelde diğer bir sayıyı bulmak için yararlanılan sayı.

CONTA

Geçirmezliği sağlamak için sıkıştırılmış iki yüzey arasına yerleştirilen, genel olarak kauçuk ve kurşundan yapılmış olan ince parça.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

BEHEY

Çıkışma bildirmek için kullanılan bir söz.

BÜZMEK

Buruşturarak, sıkıştırarak veya kıvrım yaparak bir şeyin alanını ve hacmini küçültmek. Kısmak.

ÇIKIŞ

Çıkma işi. Bir yerden çıkmak için kullanılan nokta. Güreşte cazgırın alana çıkardığı pehlivanların izleyicilere doğru yürüyerek çalım yapmaya başlaması. Yokuş. Verilen bir işaretle yarışa başlama, depar. Uçağın bir havaalanından başka bir havaalanına gitme süreci, sorti. Çıktı. Mezuniyet, okul bitirme. Beklenilmeyen bir sırada yapılmış olan sert konuşma. Kuşatılmış bir bölgedeki birliklerin yaptığı saldırı. Çıkış belgesi.

ÇENE

Canlılarda baş bölümünde yer alan, kemik veya kıkırdak ile desteklenen, altlı üstlü dişleri taşıyan ve ağzın kapanıp açılmasını sağlayan kasları üzerinde barındıran iki parçaya verilen ad. Baş bodoslamasının omurga ile birleştiği yer, çarık. Köşe. Mengene, kerpeten vb. araçların eşyayı sıkıştıran karşılıklı iki parçasından her biri. Çok konuşma huyu, gevezelik.

ANÜS

Sindirim sisteminin sonunda bulunan ve dışkının atılmasına yarayan çıkış deliği, makat, şerç, büzük, göt, sofra.

BİNMEK

Yüksek bir şeyin veya bir hayvanın üstüne çıkıp ayaklarını sallandırarak oturmak. Eklenmek, katılmak. Bisiklet, motosiklet, binek hayvanı kullanmak. Bir şey sıkışarak yanındakinin üstüne çıkmak. Bir yere gitmek için tren, vapur, uçak, otomobil vb. bir taşıtta yer almak. Fiyat artmak.

BASMAK

Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak. Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek. Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek. Sıkıştırarak yerleştirmek. Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. Bir kimse bir yaşa girmek. Örtmek, bürümek, kaplamak. Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak. Uygunsuz vaziyette yakalamak. Baskın yapmak. Bası işi yapmak, tabetmek. Küçük çocuklar ayakta durabilmek. Duman, sis vb. çevreyi kaplamak, çökmek. Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak.

CIVATA

Birbirine bağlanmak istenen ağaç veya demir parçalarının üzerinde hazırlanmış olan deliklerden geçirilerek ucuna somun takılıp sıkıştırılan iri başlı vida.

ADA

Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.