Kelimeler arşivi içinde; başında "ıkız" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. ıkız ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ıkız ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ıkız olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
IKIZ
Eksik.
Bu bölümde tanımı içerisinde IKIZ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KIDALAK
Küçük adım. Kısa boylu, tıkız kişi.
KODALAK
Kaba, görgüsüz, beğenilmeyen kişi. Elle itilerek ya da çekilerek kullanılan ve ev gereçlerini taşımaya yarayan araba. İki yumruk büyüklüğünde somun. Kısa boylu, tıkız kişi. Kısa boylu, sarışın kişi. Erkek hindi. Boğazda olan şişkinlik, ur. Karpuz, nar gibi yuvarlak meyvaların büyümeyeni, ufak kalanı. Çam kozalağı.
TIKIZLAŞMAK
Tıkız duruma gelmek.
KODALA
Kısa boylu, tıkız kişi.
TIKIZLAŞMA
Tıkızlaşmak işi.
TIKIZLIK
Tıkız olma durumu.
BINGIL
Etli, yağlı, şişman, tıkız, dolgun.
DARDIKIZ
Darı darına, kıtı kıtına: Kumaş dardıkız yetişti.
DIKIZ
Çok sıkıştırılmış, bastırılmış, dolu, sıkı. Sıkışık, dar. Havasız basık yer. Suyu az gelerek iyi pişmemiş yemek, susuz ve katı olduğundan boğazda kalan yiyecek. Çok nemli toprak, sulu olmayan çamur, çamurlu tarla. Gelişigüzel, rasgele yapılmış iş: Ne kadar dıkız bir iş. Çelik çomak oyununda dokuzdan sonra söylenen ve on rakamının yerini tutan sözcük. Atın koşarken tıkanıp kalması. Kuru, boğazda kalan yiyecek. Tıknaz, yoğun.
DIKIS
Çok sıkıştırılmış, bastırılmış, dolu, sıkı: Bu çuvalı ne kadar dıkıs basmışlar. Sıkışık, dar: Yerimiz çok dıkıs. Havasız basık yer. İyi pişmemiş, kabarmamış ekmek. Suyu az gelerek iyi pişmemiş yemek, susuz ve katı olduğundan boğazda kalan yiyecek: Pilav aşı ne kadar dıkız olmuş. Sarı, yapışkan bir toprak. Çok nemli toprak, sulu olmayan çamur, çamurlu tarla.
HAŞUL
Tıkız (suyu az gelmiş yemekler için kullanılır). Suyu alınmış meyve posası. Ürünü alındıktan sonra, hayvanlara yedirilen sebze tevekleri.
DIHIZ
Üstüne basılmış sert toprak. Dar, sıkı, tıkız. Toplu, orta boylu, sağlam yapılı, ağır kimse, tıknaz. Suyu az gelerek iyi pişmemiş yemek, susuz ve katı olduğundan boğazda kalan yiyecek.
YUVALAMA
Yuvalamak işi. İnce bulgur, soğan ve yağsız kıymanın yoğrulup küçük köfteler durumuna getirildikten sonra et suyu ve nohut ile pişirilmesiyle hazırlanan bir yemek türü, analıkızlı, yuvarlama.
TIKNAZ
Şişmanca, toplu, kısa ve kalın yapılı, tıkız.
TIMTIKIZ
Çok tıkız.
AVGUN
Üstü açık sarnıç. Üstü kapalı veya açık su yolu, ark, bahçe duvarlarında açılan su deliği. Lâğım. Kanalla gelen suyun çeşmelere ayrılacağı yerde biriktiği küçük taş havuz. Sulak, bol sulu yer. Esas arktan ayrılan su yolunda açılıp, kapatılan yer, kapak. Birkaç kere sürülüp kabartılmamış tıkız tarla Avgun olan yerde ekin olmaz. Boğasak, boğa istiyen inek: Bizim inek avgun olmuş. Ayçiçeği. Avcılıkta kuşlara kurulan tuzak. Su kanalı (Çayağzı). Yer altındaki su yolu.
KIDA
İpekten para kesesi ve bel kemeri dokumaya yarayan küçük el gergefi. Kısa boylu, tıkız kişi.
KIDIR
Zayıf, iyi gelişmemiş. Kısa boylu, tıkız kişi.
SIKI
Dar. Güçlü ve çabuk, hızlı. Disiplin. İyice sıkıştırılmış, doldurulmuş, tıkız, gevşek olmayan. Dikkatli, titiz ve göz yummadan uygulanan. Zorlu, güçlü ve etkili. Cimri. Ağızdan dolma ateşli silahlarda, barut ve kurşunun üstünden namluya sokulup bastırılan bez ve kâğıt parçaları vb. şeylerin tümü. Zorlayıcı durum. Yoğun. İlkelerine çok bağlı, hoşgörüsü olmayan, katı. Sıkıca, iyice.
BIĞIŞ
Cılız, verimsiz bağ. Etli, yağlı, şişman, tıkız, dolgun.