Sonu IDIK ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ıdık" olan, toplam 34 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ıdık ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında ıdık olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ıdık olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

GILLIGIDIK

9 harfli kelimeler

İŞŞİBIDIK, BALIBIDIK

8 harfli kelimeler

TANGIDIK, PIYPIDIK, PITPIDIK, HIKKIDIK, HIKGIDIK, BITBIDIK

7 harfli kelimeler

GIPIDIK, ŞIPIDIK, KIBIDIK, TANIDIK, ILGIDIK, SIRIDIK, BIDIDIK, BIGIDIK, ŞIBIDIK, DIBIDIK, CIMIDIK, CIDIDIK, CIBIDIK, BİGIDIK

6 harfli kelimeler

ABIDIK

5 harfli kelimeler

BIDIK, ŞIDIK, SIDIK, GIDIK, MIDIK, KIDIK, FIDIK, DIDIK, CIDIK

Bazı kelimelerin anlamları

IDIK

Çok az, biraz. Gömlek. Kutsal, mübarek.

BITBIDIK

Tavuğun öterken çıkardığı ses. Bıldırcın.

KIBIDIK

Çocukların hayvan tırnağı dikip, taşla vurarak oynadıkları bir çeşit kaydırak oyunu.

TANGIDIK

Geveze, boşboğaz.

HIKGIDIK

Hıçkırık.

ILGIDIK

Beşik. Beşik. (Zeyve Söğüt Bilecik).

GIPIDIK

Sık sık gözünü kırpan kimse: Şu adam ne kadar gıpıdık.

TANIDIK

Tanışılıp konuşulan (kimse), bildik, tanış. Daha önceden bilinen, görülen, aşina.

İŞŞİBIDIK

Azıcık. Kentteş.

HIKKIDIK

Hıçkırık.

BALIBIDIK

Çankırı şehrinde, Yapraklı ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.

ŞIPIDIK

Ökçesiz ve arkalıksız terlik veya pabuç, şıpşıp.

PITPIDIK

Tarlakuşu.

GILLIGIDIK

Ekşimik. Kız çocuğu.

PIYPIDIK

Beceriksiz, uyuşuk.

SIRIDIK

Çok gülen, sırıtan.

  -   -   -  

Anlamında IDIK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde IDIK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

CIDIK

Karlı günlerde kuş yakalamak için çubuktan yapılmış bir çeşit tuzak. At kılından yapılmış kuş tuzağı. Kavgacı: Tıktıkı ile alış veriş, cıdık ile iş görme. Çok olgun: Domatesler cıdık, ele almıya gelmez. Kâğıt kenarı süsü. Azıcık, bir parça. Av hayvanlarına kurulan bir tür tuzak.

ASA

Bazı ülkelerde, hükümdarların, mareşallerin, din adamlarının güç sembolü olarak törenlerde taşıdıkları bir tür ağaç veya metalden değnek. İhtiyarların baston yerine kullandıkları uzun sopa.

BİLÜŞ

Tanıdık.

BAKYAZ

Yeni ev edinenlerin tanıdıklarına verdikleri ziyafet. Şerbetlik, bahşiş.

AĞIRLIKLARINA

Bir ölçme aracını oluşturan sınar ya da ayrıçlara taşıdıkları ağırlığa göre değişik katsayı ya da sayılar verme.

SANDIK

İçine çeşitli şeyler konulan, tahtadan yapılmış, kapaklı ev eşyası. Kamu kesiminde çalışan personelin kendi durumunda düşük faiz ve taksitler hâlinde geri ödemek üzere borç para aldığı birim. Meyve, sebze koymaya yarayan, tahta veya plastikten yapılmış, dört köşe kap. Mahalle tulumbacılarının omuzda taşıdıkları sandık biçimi tulumba. Bir kurumda para alınıp verilen yer. Kamu kesiminde çalışan personelin sosyal güvenlik işlerini yürüten kuruluş. Yapılarda kum, çakıl vb. şeyleri ölçmek için kullanılan, üstü ve altı açık, dört köşeli tahtadan ölçü aleti. Seçimlerde oy pusulalarının atıldığı kutu.

POLARMA

Doğrudan doğruya kendi kaynağından çıkan bir ışığın, yansıdıktan veya kırıldıktan sonra gösterdiği özelliklerin tümü, polarizasyon. Kimyasal tepkimeler dolayısıyla bir pildeki gerilimin düşmesi.

AŞİNA

Bildik, tanıdık. Bilinen.

KATILMAK

Katma işi yapılmak. Bir topluluğa girmek, iştirak etmek, iltihak etmek. Hak vermek. Aşırı derecede gülme, ağlama, gıdıklanma, korkma vb. tepkiler sırasında, solunum kaslarının kasılmasından dolayı soluk kesilmek. Ortak olmak, benimsemek.

GIDIKLAMA

Gıdıklamak işi.

TANIDIKLIK

Tanıdık olma durumu.

BİLGİŞ

Çok bilen, bilgiç. Bilgiçlik taslayan. Tanıdık, bildik.

GIDIKLANMAK

Gıdıklama işi yapılmak.

TEBER

Balta. Meşin kesmek için kullanılan araç. Bazı dervişlerin taşıdıkları sapı uzun, keskisi ayça biçiminde, küçük ve hafif balta.

AGAMUM

Arıların kovanlardaki aralıkları tıkamak için dışarıdan taşıdıkları maddeler.

BELLEŞ

Tanıdık, bildik: Burdakilerin hepsi belleş.

KIRBA

Sakaların içinde su taşıdıkları ağzı dar, altı geniş, deriden yapılmış kap, su kabı, matara. Çocuklarda karın şişmesiyle beliren bir hastalık. Çok su içen kimse.

TANIŞ

Tanıdık (kimse ya da yer).

BİLDİK

Tanıdık (kimse veya şey).

BİLİŞ

Canlının, bir nesne veya olayın varlığına ilişkin bilgili ve bilinçli duruma gelmesi, vukuf. Bildik, tanıdık.