Kelimeler arşivinde; içinde "ıdık" olan, toplam 63 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ıdık bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu ıdık ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ıdık olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
SIDIKLIKÜÇÜKBOĞAZ
SIDIKLIBÜYÜKOBA, SIDIKLIDARBOĞAZ, SIDIKLIİKİZAĞIL, SIDIKLIKUMARKAÇ, SIDIKLIKÜÇÜKOBA
SIDIKLIORTAOBA
SIDIKYUMURTA
MIDIKLANMAK, KIDIKLANMAK, HIDIKSINMAK, GIDIKLANMAK
DIDIKLAMAK, GIDIKLANMA, GIDIKLAYIŞ, KIDIKLAMAK, HIDIKLEMEK, GILLIGIDIK, MIDIKLAMAK, TANIDIKLIK, SIDIKMAMMA, GIDIKLAMAK
İŞŞİBIDIK, BALIBIDIK, GIDIKLAMA
PITPIDIK, PIYPIDIK, HIKKIDIK, HIKGIDIK, TANGIDIK, GIDIKLIK, BITBIDIK
MIDIKLI, ŞIBIDIK, SIRIDIK, ŞIPIDIK, TANIDIK, BIDIDIK, BIDIKIM, BIGIDIK, BİGIDIK, CIBIDIK, GIPIDIK, CIDIDIK, CIMIDIK, DIBIDIK, KIBIDIK, DIDIKLI, ILGIDIK, DIDIKÇI
BIDIKI, IDIKUT, ABIDIK
BIDIK, CIDIK, ŞIDIK, FIDIK, GIDIK, DIDIK, SIDIK, KIDIK, MIDIK
IDIK
IDIK
Çok az, biraz. Gömlek. Kutsal, mübarek.
KIDIKLANMAK
Gıdıklanmak.
SIDIKLIİKİZAĞIL
Kırşehir şehrinde, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
MIDIKLANMAK
Küsmek, gücenmek. Küsmek. Sinirlenmek.
SIDIKLIKÜÇÜKBOĞAZ
Kırşehir ili, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.
GIDIKLANMAK
Gıdıklama işi yapılmak.
SIDIKYUMURTA
Yerli yersiz ağlayan, sulu gözlü.
SIDIKLIORTAOBA
Kırşehir şehri, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
GIDIKLANMA
Gıdıklanmak işi.
SIDIKLIBÜYÜKOBA
Kırşehir şehri, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
DIDIKLAMAK
Bir şeyi gereğinden çok incelemek: Yeter artık dıdıklama.
GIDIKLAYIŞ
Gıdıklama işi.
SIDIKLIKÜÇÜKOBA
Kırşehir şehri, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
SIDIKLIKUMARKAÇ
Kırşehir kenti, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
SIDIKLIDARBOĞAZ
Kırşehir ilinde, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
HIDIKSINMAK
Alışmak, huy edinmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde IDIK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
SANDIK
İçine çeşitli şeyler konulan, tahtadan yapılmış, kapaklı ev eşyası. Kamu kesiminde çalışan personelin kendi durumunda düşük faiz ve taksitler hâlinde geri ödemek üzere borç para aldığı birim. Meyve, sebze koymaya yarayan, tahta veya plastikten yapılmış, dört köşe kap. Mahalle tulumbacılarının omuzda taşıdıkları sandık biçimi tulumba. Bir kurumda para alınıp verilen yer. Kamu kesiminde çalışan personelin sosyal güvenlik işlerini yürüten kuruluş. Yapılarda kum, çakıl vb. şeyleri ölçmek için kullanılan, üstü ve altı açık, dört köşeli tahtadan ölçü aleti. Seçimlerde oy pusulalarının atıldığı kutu.
BAKYAZ
Yeni ev edinenlerin tanıdıklarına verdikleri ziyafet. Şerbetlik, bahşiş.
TEBER
Balta. Meşin kesmek için kullanılan araç. Bazı dervişlerin taşıdıkları sapı uzun, keskisi ayça biçiminde, küçük ve hafif balta.
BİLÜŞ
Tanıdık.
CIDIK
Karlı günlerde kuş yakalamak için çubuktan yapılmış bir çeşit tuzak. At kılından yapılmış kuş tuzağı. Kavgacı: Tıktıkı ile alış veriş, cıdık ile iş görme. Çok olgun: Domatesler cıdık, ele almıya gelmez. Kâğıt kenarı süsü. Azıcık, bir parça. Av hayvanlarına kurulan bir tür tuzak.
KATILMAK
Katma işi yapılmak. Bir topluluğa girmek, iştirak etmek, iltihak etmek. Hak vermek. Aşırı derecede gülme, ağlama, gıdıklanma, korkma vb. tepkiler sırasında, solunum kaslarının kasılmasından dolayı soluk kesilmek. Ortak olmak, benimsemek.
ASA
Bazı ülkelerde, hükümdarların, mareşallerin, din adamlarının güç sembolü olarak törenlerde taşıdıkları bir tür ağaç veya metalden değnek. İhtiyarların baston yerine kullandıkları uzun sopa.
AĞIRLIKLARINA
Bir ölçme aracını oluşturan sınar ya da ayrıçlara taşıdıkları ağırlığa göre değişik katsayı ya da sayılar verme.
BELLEŞ
Tanıdık, bildik: Burdakilerin hepsi belleş.
KIRBA
Sakaların içinde su taşıdıkları ağzı dar, altı geniş, deriden yapılmış kap, su kabı, matara. Çocuklarda karın şişmesiyle beliren bir hastalık. Çok su içen kimse.
CIMIKLAMAK
Gıdıklamak. Yoğurmak. Karıştırmak. Çimdiklemek.
BİLGİŞ
Çok bilen, bilgiç. Bilgiçlik taslayan. Tanıdık, bildik.
AŞİNA
Bildik, tanıdık. Bilinen.
POLARMA
Doğrudan doğruya kendi kaynağından çıkan bir ışığın, yansıdıktan veya kırıldıktan sonra gösterdiği özelliklerin tümü, polarizasyon. Kimyasal tepkimeler dolayısıyla bir pildeki gerilimin düşmesi.
AGAMUM
Arıların kovanlardaki aralıkları tıkamak için dışarıdan taşıdıkları maddeler.
TANIŞ
Tanıdık (kimse ya da yer).
BİLDİK
Tanıdık (kimse veya şey).
TANIDIKLIK
Tanıdık olma durumu.
GIDIKLAMA
Gıdıklamak işi.
BİLİŞ
Canlının, bir nesne veya olayın varlığına ilişkin bilgili ve bilinçli duruma gelmesi, vukuf. Bildik, tanıdık.