Kelimeler arşivi içinde; başında "ıdık" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. ıdık ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ıdık ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ıdık olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
IDIK
Çok az, biraz. Gömlek. Kutsal, mübarek.
IDIKUT
Eski Türklerde bir san. Devlet yönetme gücü.
Bu bölümde tanımı içerisinde IDIK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KATILMAK
Katma işi yapılmak. Bir topluluğa girmek, iştirak etmek, iltihak etmek. Hak vermek. Aşırı derecede gülme, ağlama, gıdıklanma, korkma vb. tepkiler sırasında, solunum kaslarının kasılmasından dolayı soluk kesilmek. Ortak olmak, benimsemek.
SANDIK
İçine çeşitli şeyler konulan, tahtadan yapılmış, kapaklı ev eşyası. Kamu kesiminde çalışan personelin kendi durumunda düşük faiz ve taksitler hâlinde geri ödemek üzere borç para aldığı birim. Meyve, sebze koymaya yarayan, tahta veya plastikten yapılmış, dört köşe kap. Mahalle tulumbacılarının omuzda taşıdıkları sandık biçimi tulumba. Bir kurumda para alınıp verilen yer. Kamu kesiminde çalışan personelin sosyal güvenlik işlerini yürüten kuruluş. Yapılarda kum, çakıl vb. şeyleri ölçmek için kullanılan, üstü ve altı açık, dört köşeli tahtadan ölçü aleti. Seçimlerde oy pusulalarının atıldığı kutu.
AGAMUM
Arıların kovanlardaki aralıkları tıkamak için dışarıdan taşıdıkları maddeler.
CIDIK
Karlı günlerde kuş yakalamak için çubuktan yapılmış bir çeşit tuzak. At kılından yapılmış kuş tuzağı. Kavgacı: Tıktıkı ile alış veriş, cıdık ile iş görme. Çok olgun: Domatesler cıdık, ele almıya gelmez. Kâğıt kenarı süsü. Azıcık, bir parça. Av hayvanlarına kurulan bir tür tuzak.
GIDIKLANMAK
Gıdıklama işi yapılmak.
AĞIRLIKLARINA
Bir ölçme aracını oluşturan sınar ya da ayrıçlara taşıdıkları ağırlığa göre değişik katsayı ya da sayılar verme.
AŞİNA
Bildik, tanıdık. Bilinen.
BAKYAZ
Yeni ev edinenlerin tanıdıklarına verdikleri ziyafet. Şerbetlik, bahşiş.
BİLGİŞ
Çok bilen, bilgiç. Bilgiçlik taslayan. Tanıdık, bildik.
BİLDİK
Tanıdık (kimse veya şey).
ASA
Bazı ülkelerde, hükümdarların, mareşallerin, din adamlarının güç sembolü olarak törenlerde taşıdıkları bir tür ağaç veya metalden değnek. İhtiyarların baston yerine kullandıkları uzun sopa.
TANIDIKLIK
Tanıdık olma durumu.
KIRBA
Sakaların içinde su taşıdıkları ağzı dar, altı geniş, deriden yapılmış kap, su kabı, matara. Çocuklarda karın şişmesiyle beliren bir hastalık. Çok su içen kimse.
BİLİŞ
Canlının, bir nesne veya olayın varlığına ilişkin bilgili ve bilinçli duruma gelmesi, vukuf. Bildik, tanıdık.
POLARMA
Doğrudan doğruya kendi kaynağından çıkan bir ışığın, yansıdıktan veya kırıldıktan sonra gösterdiği özelliklerin tümü, polarizasyon. Kimyasal tepkimeler dolayısıyla bir pildeki gerilimin düşmesi.
GIDIKLAMA
Gıdıklamak işi.
BİLÜŞ
Tanıdık.
BELLEŞ
Tanıdık, bildik: Burdakilerin hepsi belleş.
TEBER
Balta. Meşin kesmek için kullanılan araç. Bazı dervişlerin taşıdıkları sapı uzun, keskisi ayça biçiminde, küçük ve hafif balta.
TANIŞ
Tanıdık (kimse ya da yer).