Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ila" olan, toplam 34 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ila ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında ila olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ila olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
SEYREKFANİLA
DROSOPHİLA
DROZOFİLA
STROBİLA, PİOPHİLA
SEFTİLA, MAKSİLA
GATİLA, SİFİLA, PAPİLA, MİSİLA, MANİLA, KOTİLA, İNCİLA, GAVİLA, BADİLA, FANİLA, İPTİLA, İSTİLA, TEKİLA, DİMİLA, CİRİLA
ABİLA, İTİLA
KİLA, BİLA, ÇİLA, MİLA, HİLA, DİLA, CİLA, SİLA, FİLA
İLA
Belirtilen sayıların da dâhil edildiği aralığı anlatan söz.
MAKSİLA
ve çeşitli görevlere göre çeşitli biçimler almış olan ekstremiteler.
PAPİLA
Bir horon çeşidi.
KOTİLA
Çanak, kase, tas.
GAVİLA
Teli örgü haline getirmekte kullanılan demir araç. (Gerze Sinop).
DROSOPHİLA
Meyve sineği.
GATİLA
Ensedeki hafif çukurluk: Gatilası derin olan zayıf olur.
SİFİLA
Yaprak.
İNCİLA
Parlaklık, ışık. Parlama, aydınlanma. Görünme, ortaya çıkma.
PİOPHİLA
Peynir sineği.
DROZOFİLA
Böcekler (Insecta) sınıfının, iki kanatlılar (Diptera) takımından, bazı türleri genetik çalışmalarında çok kullanılan meyve sinekleri. Meyve sineği (D.melanogaster) en çok bilinen türüdür.
MİSİLA
Mesela.
MANİLA
Kaldıraç. Boyu 8 m kadar olan otsu bir bitki. Halat yapımına elverişli, boyu bir metreye kadar uzanabilen bitkisel lif.
STROBİLA
Sestotlarda boyundan sonra gelen, sestodun üremesinden sorumlu, türlere göre değişen sayıda halkadan oluşan genç veya olgun kısım. Sestodlarda boyundan sonra gelen, sestodun üremesinden sorumlu, türlere göre değişen sayıda halkadan (genç, olgun ve gebe) oluşan kısım.
SEFTİLA
Kırmızı renkli şeker pancarı.
SEYREKFANİLA
Bir erkek çorabı motifi. (Yenikent Aksaray Niğde).
Bu bölümde tanımı içerisinde İLA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ANTİALERJİK
Alerjilerin önlenmesinde veya tedavisinde kullanılan ilaç. Alerjiye neden olmayan.
AHAR
Hattatların kâğıt cilalamak için kullandıkları nişasta ve yumurta akından yapılmış olan özel bir karışım.
APRE
Kumaş ya da derinin cilalanması, perdahlanması. Dokumacılıkta, boyacılıkta cila olarak kullanılan madde.
AKILLICA
Akla yakın, doğru, makul. (akıllı'ca) Akla yakın, doğru bir biçimde, akıllıcasına, akilane.
APRELEMEK
Kumaş veya deriyi cilalamak, perdahlamak.
AMPUL
İçinde, elektrik akımı ile akkor durumuna gelerek ışık verebilen bir iletkeni bulunan, havası boşaltılmış cam şişe. İçinde sıvı durumda ilaç bulunan, kapalı cam tüp.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
ANLATMA
Anlatmak işi, ifham, ilam, tefhim.
ARAMİCE
Sami dillerinin batı lehçelerini içine alan ve milattan önceki dönemlerde kullanılmış olan ölü bir dil. Bu dille yazılmış olan.
ARPACIK
Göz kapağının kenarında çıkan küçük çıban, it dirseği. Tüfek, tabanca vb. ateşli silahlarda namlunun en ileri bölümünde bulunan ve nişan alırken gezle birlikte göz ile hedef arasında aynı çizgi üzerine getirilen küçük çıkıntı.
ARKEBÜZ
XV. yüzyılda Fransa'da kullanılmaya başlanan, taşınabilir ateşli silah.
ALERJİ
Birtakım yiyecek, ilaç, toz, koku vb.ne hastalık derecesinde gösterilen aşırı tepki. Bir kimseye veya bir şeye karşı olumsuz yönde duyulan aşırı duyarlılık.
ASEPSİ
Özellikle tıpta kullanılan araç gereçleri ilaç kullanmadan yalnız ısı yardımı ile mikroptan arındırma işi.
ARAÇSIZ
Doğrudan doğruya yapılmış olan veya olan, vasıtasız, bilavasıta. Araç olmaksızın, vasıtasız bir biçimde, bilavasıta, doğrudan doğruya.
APRELİ
Apresi yapılmış, perdahlanmış veya cilalanmış.
ANLAŞMA
Anlaşmak durumu. Devletler arası siyasal, ekonomik, kültürel vb. alanlarda yapılmış olan uzlaşma ve bu uzlaşmanın tespit edildiği belge, uyuşma, itilaf, antant, konvansiyon. Sözleşme.
ASKI
Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.
ARDIÇ
Servigillerden, güzel kokulu yapraklarını kışın da dökmeyen, yuvarlak kara yemişleri ilaç olarak kullanılan bir ağaççık (Juniperus).
ANLAŞMAZLIK
İki veya daha çok tarafın düşünce ve amaçları arasında ayrılık, uyuşmazlık, ihtilaf, ikilik, maraza, sürtüşme.
APRESİZ
Apresi yapılmamış, perdahlanmamış veya cilalanmamış.