Sonu ÜŞME ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "üşme" olan, toplam 23 adet kelime bulunmaktadır. Sonu üşme ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında üşme olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde üşme olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

8 harfli kelimeler

SÜRTÜŞME, DÜRTÜŞME

7 harfli kelimeler

KÜSÜŞME, SÜRÜŞME, DÜRÜŞME, SÖVÜŞME, ÖRTÜŞME, ÖLÇÜŞME, BÖLÜŞME, GÜLÜŞME, GÖRÜŞME, GÖÇÜŞME, DÖVÜŞME, DÖNÜŞME, ÇÖZÜŞME, ÇÖKÜŞME, BÜZÜŞME

6 harfli kelimeler

ÖPÜŞME, ÖTÜŞME, ÜRÜŞME, ÜŞÜŞME

5 harfli kelimeler

DÜŞME

4 harfli kelimeler

ÜŞME

Bazı kelimelerin anlamları

ÜŞME

Üşmek işi.

GÜLÜŞME

Gülüşmek işi.

ÖLÇÜŞME

Ölçüşmek işi.

DÖVÜŞME

Dövüşmek işi.

ÖRTÜŞME

Örtüşmek durumu veya biçimi.

GÖRÜŞME

Görüşmek işi, mülakat, müzakere.

KÜSÜŞME

Küsüşmek işi.

SÜRÜŞME

Yarışma, yarış.

ÇÖZÜŞME

Çözüşmek işi.

DÜRÜŞME

Sa'y, gayret.

DÖNÜŞME

Dönüşmek işi, tahavvül. Benzeşme.

DÜRTÜŞME

Dürtüşmek işi.

GÖÇÜŞME

Bir kelime içinde birbirini izleyen iki ünsüzün yer değiştirmesi, ünsüz göçüşmesi, yer değiştirme, metatez: çömlek çölmek, yalnız yanlız, kibrit kirbit vb.

BÖLÜŞME

Bölüşmek işi.

SÜRTÜŞME

Sürtüşmek işi. Anlaşmazlık, uyuşmazlık.

SÖVÜŞME

Sövüşmek işi.

  -   -   -  

Anlamında ÜŞME bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÜŞME geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ABANDONE

Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.

BOĞMAK

Boğum yeri. Bir durumu başka bir durum yaratarak örtmeye çalışmak. Tamamıyla kaplamak, sarmak. Peş peşe yapmak, bir kimseyi bir şeyin fazlasına eriştirmek veya uğratmak. Silik bir duruma getirmek, bastırmak. Motorlu taşıtlarda fazla yakıt, motoru çalışmaz duruma getirmek. Gelişmesine engel olmak. Bunaltmak. Renkler uygun düşmemek. El, ip vb. ile bir şeyi çepeçevre sıkmak. Bir canlıyı, soluk almasına engel olarak öldürmek.

ASKI

Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.

BEDDUA

Birinin kötü duruma düşmesini gönülden isteme, ilenme, ilenç, kargış.

AYRILIK

Ayrı olma durumu. Evlilik birliğinin yargıç kararı ile geçici bir süre için kaldırılması. Düşünce, görüş veya duygu arasındaki uymazlık, mübayenet. Birinden uzak düşme, firak, firkat.

ASINTI

Bir işi hemen yapmayıp bekleterek geri bırakma, tehir, tavik. Sırnaşan, tebelleş olan kimse. Birini tedirgin edecek kadar üzerine düşme.

BOĞUŞMAK

Birbirinin boğazına sarılmak, dövüşmek. Çabalamak, altından kalkmaya çalışmak, uğraşmak. Mücadele etmek.

BAŞKALAŞMAK

Başka bir varlığa, niteliğe dönüşmek, değişmek, farklılık kazanmak. Biçim değiştirmek, istihale etmek. Kötüleşmek, bozulmak.

BENZEŞME

Benzeşmek işi, analoji. Kelime içinde, yan yana düşen iki sesten birinci sesin ikincisinin etkisiyle değişmesi, dönüşme, asimilasyon: yurt-daş yurttaş, çarşanba çarşamba, o + bir öbür gibi.

ARANMAK

Arama işine konu olmak. Kendi kendine bir şeyler aramak. İsteklisi bulunmak. Olumsuz, kötü davranışlarda bulunarak zor duruma düşmek. Eksikliği duyulmak. Şart koşulmak. Kendisine eş ya da sevgili aramak.

BAZOFOBİ

Sinirsel veya ruhsal bozukluktan ileri gelen yürüyememe hastalığı. Yürürken düşme korkusu.

BAGET

Bateri çalmaya yarayan ince, kısa çubuk. Tavuk, piliç vb. kanatlılarda but ile paça arasında kalan etli bölüm. Çorabı gergin tutmak ve düşmesini engellemek için kullanılan sert lastik. Tıraşlanmış, dikdörtgen biçiminde değerli taş. Düşük gramajlı ince, uzun ekmek.

AŞAĞILAŞMAK

Aşağılık duruma düşmek.

ATLATMAK

Atlama işini yaptırmak. Görüşmek, konuşmaktan kaçmak. Aldatmak. Kötü bir durumu geçiştirmek, savmak. Savsaklamak. Basında başka ilgililerden önce bir haberin yayımlanmasını sağlamak.

BOŞALMA

Boşalmak işi. Elektrik yükünün başka bir iletkene geçişi veya sıfıra düşmesi, deşarj. Derdini birine açarak ferahlama, rahatlama, deşarj.

BOĞAZLAŞMAK

Birbirini boğazlamak. Kıyasıya dövüşmek.

BASTIRMAK

Basma işini yaptırmak. Gidermek. Zararlı bir olayı önlemek. Hemen söylemek. Baskı yapmak, üzerine iyice düşmek. Durdurmak. Üstünlüğünü göstermek. Bir kumaşın kenarını kıvırıp dikmek. Birdenbire gerçekleşmek ve pek çok etki göstermek. Kümes hayvanlarını kuluçkaya yatırmak. Ansızın birinin yanına gitmek.

ANLAŞMAZLIK

İki veya daha çok tarafın düşünce ve amaçları arasında ayrılık, uyuşmazlık, ihtilaf, ikilik, maraza, sürtüşme.

BAĞIRDAK

Beşikteki çocuğun düşmemesi için beşiğe sarılıp bağlanan, kumaştan yapılmış enli bağ, bağıldak. Kadınların âdet zamanında bağladıkları bez, bağıldak. Yaklaşık 30 santimetre eninde bir metre boyunda, uçlarında birer metre kaytanı olan, astarlı, ipek ve sırma işlemeli kumaş, bağıldak.

ARAMAK

Birini veya bir şeyi bulmaya çalışmak. Önem verip istemek. Ziyarete, hatır sormaya gitmek. Bir şeyin yokluğunu duyarak geri gelmesini istemek, özlemek. Şart koşmak. Bir kişiyle görüşmek üzere telefon etmek. Araştırmak, yoklamak.