Kelimeler arşivinde; içinde "üşme" olan, toplam 111 tane kelime bulunuyor. İçerisinde üşme bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu üşme ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında üşme olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
DANLAYADÜŞMEK, GÜVLEYEDÜŞMEK
GÖRÜŞMECİLİK
KÜRDÜĞÜŞMEK, OTURUDÜŞMEK, YÜĞÜRDÜŞMEK, YÜZÜNDÜŞMEK
ÇAPADÜŞMEK, DÖKÜLÜŞMEK, GABADÜŞMEK, GÖREDÜŞMEK, GÖRÜŞMELİK, GÜLEDÜŞMEK, KOÇADÜŞMEK, ÖNÜRDÜŞMEK, SORADÜŞMEK, YASADÜŞMEK, YATADÜŞMEK, YOLADÜŞMEK
DÜRTÜŞMEK, GÖRÜŞMECİ, SÜRTÜŞMEK, BÖĞRÜŞMEK, DEHDÜŞMEK, DÖĞÜŞMEYH, KESDÜŞMEK, OLADÜŞMEK, SÖRPÜŞMEK, YÜĞRÜŞMEK
BÖLÜŞMEK, BÜZÜŞMEK, ÇÖKÜŞMEK, ÇÖZÜŞMEK, DÖNÜŞMEK, DÖVÜŞMEK, DÜRTÜŞME, GÖRÜŞMEK, GÜLÜŞMEK, KÜSÜŞMEK, ÖLÇÜŞMEK, ÖRTÜŞMEK, SÖVÜŞMEK, SÜRTÜŞME, BÜKÜŞMEK, BÜRÜŞMEK, ÇÖMÜŞMEK, ÇÜRÜŞMEK, DÖGÜŞMEK, DÖĞÜŞMEN, DÖRÜŞMEK, DÜGÜŞMEK, DÜĞÜŞMEN, DÜMÜŞMEK, DÜRÜŞMEK, DÜŞMEMEK, GORÜŞMEK, GULÜŞMEK, HÖRÜŞMEK, HÜRÜŞMEK, Devamını Oku »»
BÖLÜŞME, BÜZÜŞME, ÇÖKÜŞME, ÇÖZÜŞME, DÖNÜŞME, DÖVÜŞME, GÖÇÜŞME, GÖRÜŞME, GÜLÜŞME, KÜSÜŞME, ÖLÇÜŞME, ÖPÜŞMEK, ÖRTÜŞME, ÖTÜŞMEK, SÖVÜŞME, ÜRÜŞMEK, ÜŞÜŞMEK, DÖÜŞMEK, DÜRÜŞME, ÖCÜŞMEK, ÖĞÜŞMEK, ÖRÜŞMEK, ÖYÜŞMEK, SÜRÜŞME, ÜĞÜŞMEK, ÜKÜŞMEK, ÜTÜŞMEK, ÜYÜŞMEK, ÜZÜŞMEK
DÜŞMEK, ÖPÜŞME, ÖTÜŞME, ÜRÜŞME, ÜŞÜŞME, TÜŞMEK
DÜŞME, ÜŞMEK
ÜŞME
ÜŞME
Üşmek işi.
GÖRÜŞMELİK
Nişan töreni.
DANLAYADÜŞMEK
Çıkagelmek: Biz söyleşirken oradan danlayadüştü.
KÜRDÜĞÜŞMEK
El şakası yapmak.
GABADÜŞMEK
Hayvan, bağlı olduğu ipe dolanarak boğulmak.
GÜVLEYEDÜŞMEK
Bir şeyin üzerine aşırı bir istekle atılmak.
GÖREDÜŞMEK
Birdenbire görmek, nasılsa görmek, rasgele görmek.
YÜĞÜRDÜŞMEK
Koşuşmak, yarışmak.
OTURUDÜŞMEK
Kız, evlenmek için, nişan, düğün törenlerine gerek görmeden sevdiği erkeğin evine gitmek, kaçmak. Oturup kalmak.
KOÇADÜŞMEK
Kucaklayıvermek, sarılıvermek.
GÜLEDÜŞMEK
Heman gülmeğe başlamak.
ÇAPADÜŞMEK
Yağma etmeğe başlamak.
YÜZÜNDÜŞMEK
Değerinden düşmek, önemini yitirmek.
ÖNÜRDÜŞMEK
Yarışmak, yarış etmek.
DÖKÜLÜŞMEK
Üşüşmek, toplu olarak gitmek: Hep kırlara dökülüştük.
GÖRÜŞMECİLİK
Görüşmeci olma durumu.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÜŞME geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BOĞUŞMAK
Birbirinin boğazına sarılmak, dövüşmek. Çabalamak, altından kalkmaya çalışmak, uğraşmak. Mücadele etmek.
BOĞAZLAŞMAK
Birbirini boğazlamak. Kıyasıya dövüşmek.
BAGET
Bateri çalmaya yarayan ince, kısa çubuk. Tavuk, piliç vb. kanatlılarda but ile paça arasında kalan etli bölüm. Çorabı gergin tutmak ve düşmesini engellemek için kullanılan sert lastik. Tıraşlanmış, dikdörtgen biçiminde değerli taş. Düşük gramajlı ince, uzun ekmek.
BAĞIRDAK
Beşikteki çocuğun düşmemesi için beşiğe sarılıp bağlanan, kumaştan yapılmış enli bağ, bağıldak. Kadınların âdet zamanında bağladıkları bez, bağıldak. Yaklaşık 30 santimetre eninde bir metre boyunda, uçlarında birer metre kaytanı olan, astarlı, ipek ve sırma işlemeli kumaş, bağıldak.
ASKI
Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.
BENZEŞME
Benzeşmek işi, analoji. Kelime içinde, yan yana düşen iki sesten birinci sesin ikincisinin etkisiyle değişmesi, dönüşme, asimilasyon: yurt-daş yurttaş, çarşanba çarşamba, o + bir öbür gibi.
ARANMAK
Arama işine konu olmak. Kendi kendine bir şeyler aramak. İsteklisi bulunmak. Olumsuz, kötü davranışlarda bulunarak zor duruma düşmek. Eksikliği duyulmak. Şart koşulmak. Kendisine eş ya da sevgili aramak.
BOĞMAK
Boğum yeri. Bir durumu başka bir durum yaratarak örtmeye çalışmak. Tamamıyla kaplamak, sarmak. Peş peşe yapmak, bir kimseyi bir şeyin fazlasına eriştirmek veya uğratmak. Silik bir duruma getirmek, bastırmak. Motorlu taşıtlarda fazla yakıt, motoru çalışmaz duruma getirmek. Gelişmesine engel olmak. Bunaltmak. Renkler uygun düşmemek. El, ip vb. ile bir şeyi çepeçevre sıkmak. Bir canlıyı, soluk almasına engel olarak öldürmek.
ABANDONE
Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.
ANLAŞMAZLIK
İki veya daha çok tarafın düşünce ve amaçları arasında ayrılık, uyuşmazlık, ihtilaf, ikilik, maraza, sürtüşme.
AŞAĞILAŞMAK
Aşağılık duruma düşmek.
BASTIRMAK
Basma işini yaptırmak. Gidermek. Zararlı bir olayı önlemek. Hemen söylemek. Baskı yapmak, üzerine iyice düşmek. Durdurmak. Üstünlüğünü göstermek. Bir kumaşın kenarını kıvırıp dikmek. Birdenbire gerçekleşmek ve pek çok etki göstermek. Kümes hayvanlarını kuluçkaya yatırmak. Ansızın birinin yanına gitmek.
AYRILIK
Ayrı olma durumu. Evlilik birliğinin yargıç kararı ile geçici bir süre için kaldırılması. Düşünce, görüş veya duygu arasındaki uymazlık, mübayenet. Birinden uzak düşme, firak, firkat.
ATLATMAK
Atlama işini yaptırmak. Görüşmek, konuşmaktan kaçmak. Aldatmak. Kötü bir durumu geçiştirmek, savmak. Savsaklamak. Basında başka ilgililerden önce bir haberin yayımlanmasını sağlamak.
ASINTI
Bir işi hemen yapmayıp bekleterek geri bırakma, tehir, tavik. Sırnaşan, tebelleş olan kimse. Birini tedirgin edecek kadar üzerine düşme.
BOŞALMA
Boşalmak işi. Elektrik yükünün başka bir iletkene geçişi veya sıfıra düşmesi, deşarj. Derdini birine açarak ferahlama, rahatlama, deşarj.
BEDDUA
Birinin kötü duruma düşmesini gönülden isteme, ilenme, ilenç, kargış.
BAŞKALAŞMAK
Başka bir varlığa, niteliğe dönüşmek, değişmek, farklılık kazanmak. Biçim değiştirmek, istihale etmek. Kötüleşmek, bozulmak.
BAZOFOBİ
Sinirsel veya ruhsal bozukluktan ileri gelen yürüyememe hastalığı. Yürürken düşme korkusu.
ARAMAK
Birini veya bir şeyi bulmaya çalışmak. Önem verip istemek. Ziyarete, hatır sormaya gitmek. Bir şeyin yokluğunu duyarak geri gelmesini istemek, özlemek. Şart koşmak. Bir kişiyle görüşmek üzere telefon etmek. Araştırmak, yoklamak.