Kelimeler arşivi içinde; başında "üğme" olan, toplam 3 adet kelime bulunmaktadır. üğme ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu üğme ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde üğme olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ÜĞME
Çok dolu, tepeleme, yığılı.
ÜĞMEK
Uyumak: Üğmekten gözlerim şişti. Yığmak.
ÜĞMEÇ
Labada, pazı gibi yaprağından dolma yapılan bir bitki. Arpa tarlasına öbek öbek dökülen kül.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÜĞME geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KALKAN
Ok, kılıç vb.nden korunmak için savaşçıların kullandığı korunmalık. Toplum olaylarında güvenlik görevlilerinin çeşitli saldırı araçlarından kendilerini ve başkalarını korumak için kullandıkları, özel olarak yapılmış korumalık. Koruyucu. Yan yüzergillerden, büyük, yassı, derisi düğme veya çivi denilen birtakım sivri kemiklerle örtülü, beyaz etli balık, kalkan balığı (Scophtalmus maximus).
KİLİT
Anahtar, düğme gibi takılıp çıkarılabilen bir parça yardımıyla çalışan kapatma aleti. Bir yanı değirmi, öbür yanına demir çubuk geçirilmiş olan yarım halka. Atların alnından alt çenesine uzanan beyazlık.
CÜBBE
Hukukçuların, üniversite öğretim üyelerinin, din adamlarının, mezuniyet törenlerinde öğrencilerin elbise üstüne giydikleri uzun, yanları geniş, düğmesiz giysi.
CEKET
Erkeklerin ve kadınların giydiği, genellikle önden düğmeli, kalçayı örten, kollu üst giysisi.
DÜĞMELENMEK
Düğmeleme işine konu olmak veya düğmeleme işi yapılmak, iliklenmek.
DEKLANŞÖR
Bir devre kesicinin işleyişini etkileyerek açılmasını önleyen düzen. Fotoğraf makinesinin fotoğraf çekilirken basılan düğmesi.
DÜĞMESİZ
Düğmesi olmayan. Düğme ile tutturulamayan.
ÇÖZMEK
Düğümlü, bağlı veya sarılı bir şeyi açmak. Çözgü ipini tezgâha yerleştirmek. Bir problemde aranan sonucu, belli ögeler yardımıyla ortaya çıkarmak, halletmek. Bulmaca, sorun vb.nin bilinmeyen, gizli noktasını bulup açıklamak, sonuca bağlamak. Bir maddeyi çözücüyle çözündürmek, onun çözeltisini yapmak. Saçı açmak. Düğmeyi iliğinden açmak.
DÜĞME
Giyecek, yorgan vb.nin bazı yerlerine ilikleyici veya süs olarak dikilen kemik, metal, sedef gibi sert maddelerden yapılmış küçük tutturma aracı. Çevrilmek veya üzerine basılmak yoluyla bir elektrik akımını açan, kapayan, herhangi bir makineyi işleten veya durduran parça. Üst deri altındaki kıkırdak ve yağdan oluşmuş düğme biçimindeki çıkıntı.
CAMADAN
Çapraz düğmeli, ipek veya sırma işlemeli bir tür kısa yelek. Dört köşe yelkenleri boğarak yüzeylerini küçültme işi.
MANDAL
Kapı vb. şeyleri kapalı tutmaya yarayan, döner tahta veya metal parça. Ut, kanun, keman vb. çalgıların tellerini geren düğme. Evlek. İpe serilen çamaşırı tutturmak için kullanılan yaylı kıskaç.
AKORDİYON
Üstündeki düğmelere veya tuşlara basarak metal dilcikleri titretme yolu ile çalınan körüklü, elde taşınabilir bir çalgı, akordeon, armonika. Kumaşlarda makine ile yapılmış kırma.
İLİKLEMEK
Bir şeyin düğmesini iliğine geçirmek.
DÜĞMECİ
Düğme, fermuar, boncuk vb. yapan veya satan kimse.
DÜĞMELEMEK
Bir şeyin düğmesini iliğine geçirmek, iliklemek.
DÜĞMELEME
Düğmelemek işi.
ÇİVİ
İki şeyi birbirine tutturmak, bir nesneyi bir yere sabitlemek için çakılan, ucu sivri, başlı, metal veya ağaçtan yapılmış ufak çubuk, mıh. Kalkan balığının üzerindeki düğmeye benzer kemiksi oluşum.
ÇAPRAZ
Eğik olarak birbiriyle kesişen. Eğik bir biçimde. Karşı tarafın yanı. İki taraflı, karşılıklı. Güreşte rakibin koltuk altından kol geçirip sarma oyunu. Kopça, düğme. Bir tür olta iğnesi.
BUTON
Bazı aletleri çalıştırmaya yarayan düğme.
DÜĞMELİ
Düğmesi olan. Düğme ile tutturulan.