İçinde ÜĞÜM geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "üğüm" olan, toplam 28 tane kelime bulunuyor. İçerisinde üğüm bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu üğüm ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında üğüm olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

DÜĞÜMLEYEBİLMEK

14 harfli kelimeler

DÜĞÜMLEYEBİLME

11 harfli kelimeler

DÜĞÜMLENMEK, DÜĞÜMÇÖZMEK, DÜĞÜMÇÖZÜCÜ

10 harfli kelimeler

TÜĞÜMLEMEK, DÜĞÜMLEMEK, DÜĞÜMLENME

9 harfli kelimeler

DÜĞÜMLEME, ŞIRTDÜĞÜM, ŞIRKDÜĞÜM, GÜĞÜMBAŞI

8 harfli kelimeler

DÜĞÜMCÜK, KÖRDÜĞÜM, DÜĞÜMLÜK, KÜTDÜĞÜM, SÜĞÜMSÜZ, DÜĞÜMSÜZ

7 harfli kelimeler

DÜĞÜMCÜ, GÜĞÜMEK, GÜĞÜMLÜ, DÜĞÜMLÜ

6 harfli kelimeler

ÜĞÜMCE

5 harfli kelimeler

GÜĞÜM, SÜĞÜM, DÜĞÜM, ÜĞÜMÜ

4 harfli kelimeler

ÜĞÜM

Bazı kelimelerin anlamları

ÜĞÜM

Fındık ağacı. Sık çalı kümesi, fundalık.

DÜĞÜMLEYEBİLMEK

Düğümleme imkânı veya olasılığı bulunmak.

DÜĞÜMLENMEK

Düğümle bağlanmak. Sıkışmak. Bütün sorunlar bir yerde toplanıp birleşmek.

DÜĞÜMLEYEBİLME

Düğümleyebilmek işi.

DÜĞÜMLÜK

Sabır, tahammül, kuvvet, kudret.

KÖRDÜĞÜM

Çözülemeyen, ilmiksiz düğüm. Çözülmesi hemen hemen imkânsız olan sorun.

GÜĞÜMBAŞI

Hazine koğuşu eskilerinden, padişahın özel işlerini yapmakla yükümlü bir saray görevlisi.

DÜĞÜMCÜK

Ufak düğüm, nodül. Küçük doku birikimini belirlemek için kullanılan genel terim.

ŞIRKDÜĞÜM

Kördüğüm.

ŞIRTDÜĞÜM

Kördüğüm.

TÜĞÜMLEMEK

Bağlamak, düğümlemek.

DÜĞÜMLEMEK

Düğüm yapmak. Düğüm yaparak bağlamak.

DÜĞÜMÇÖZÜCÜ

Düğümlenmiş verileri çözmeye yarayan aygıt ya da yordam.

DÜĞÜMLENME

Düğümlenmek durumu. (Söz sanatı terimi) Her hangi bir sebepten dolayı deyim bozukluğu, yadcıl deyim kullanma, şivesizlik gibi hallerden doğan anlaşılmazlık; bu halde bulunan ifadeye DÜĞÜMLÜ (Muakkat) denir. Anlatımdaki bir bozukluk yüzünden sözün kolayca anlaşılmaması.

DÜĞÜMÇÖZMEK

Veriye önceden uygulanmış bir düğümün etkisini kaldırmak üzere, veriyi ters yönde çevirmek.

DÜĞÜMLEME

Düğümlemek işi.

  -   -   -  

Anlamında ÜĞÜM bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÜĞÜM geçen kelimeler listesi verilmiştir.

CIMBIZLAMAK

Cımbızla yolmak. Dokumacılıkta kumaş yüzlerindeki düğüm, çöp vb. maddeleri cımbızla temizlemek. Kendi çıkarına uygun düşen noktaları asıl konu içinden özellikle ayırıp ön plana çıkarmak.

DÜĞMEK

Düğüm yapmak.

BAĞ

Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Meyve bahçesi. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. İlgi, ilişki, rabıta. Bağlam, deste, demet. Sargı.

BOĞAZ

Boynun ön bölümü ve bu bölümü oluşturan organlar, imik, kursak. Yiyeceği içeceği sağlanan kimse. İki kara arasındaki dar deniz. İki dağ arasında dar geçit. Yeme içme. Şişe, güğüm vb. kaplarda ağza yakın dar bölüm. Yedirip içirme yükümü, iaşe.

BAĞLAMAK

Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak. Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak. Düğümlemek. Uyulması zorunlu olmak. Eklemek, bir araya getirmek, birleştirmek. Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak. Anlaşma yapmak. Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak. Gönlünü kazanmak. Geçişi engellemek. Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek. Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek. Yaraya ilaç koyup bezle sarmak. Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak. Denk yapmak, paket yapmak.

İLMEK

Çözülmesi kolay düğüm, eğreti düğüm, ilmik. Değmek, dokunmak. Halı dokurken düğümleri bağlamak. Hafif bir düğüm yaparak bağlamak.

DÜĞÜMLÜ

Düğümlenmiş olan. Sorunlu, karışık. Budaklı.

ÇATIŞMA

Çatışmak işi. Savaş maksadıyla düşmana karşı ilerleyen bir birliğin karşı tarafın keşif ve güvenlik kollarıyla arasındaki ilk silahlı vuruşma. Türlü yönlerden uzanan kıvrımlı dağ sıralarının, bir yerde dar bir açı ile birbirine yaklaşıp kaynaşması veya düğümlenmesi. Silahlı büyük kavga, arbede.

BAĞDAMAK

Birkaç şeyi birbirine geçirerek bağlamak. İçinden çıkılmayacak bir duruma getirmek, kördüğüm etmek.

İLMİKLİ

Kolay çözülür biçimde düğümlenmiş. Herhangi bir sayıda düğümü, ilmiği olan.

BOYUN

Gövdenin başla omuz arasında kalan bölgesi. Testi, şişe, güğüm gibi kaplarda dar olan üst kısım. Dağ sırtlarında geçmeye elverişli alçak yer.

DÜĞMÜK

Düğüm.

ÇIKIN

Bir beze sarılarak düğümlenmiş küçük bohça, çıkı.

GEZ

Okun, kirişe geçen ucundaki kertik. Yapı işlerinde kullanılan çekül. Yer ölçmeye yarar düğümlü ip. Tüfek, tabanca vb. ateşli silahlarda namlunun gerisinde bulunan ve nişan alırken arpacıkla birlikte göz ile hedef arasında aynı doğru üzerine getirilen kertik.

FİLE

Yün, pamuk vb. ipliklerden düğümlerle oluşmuş ağ. Alışverişte öteberi taşımak için kullanılan, ilmeklerden oluşan ağ torba. Saçların dağılmaması için kullanılan ağ biçiminde örgü. Ağ.

CIMBIZ

Kıl vb. ince şeyleri tutmak veya çekmek için kullanılan küçük maşa. Özellikle dokumacılıkta kumaş yüzlerindeki düğüm, çöp vb. maddeleri temizlemekte kullanılan el aracı.

DEBBE

Kulplu ve ağzı kapaklı bakırdan su kabı, güğüm.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

ÇÖZMEK

Düğümlü, bağlı veya sarılı bir şeyi açmak. Çözgü ipini tezgâha yerleştirmek. Bir problemde aranan sonucu, belli ögeler yardımıyla ortaya çıkarmak, halletmek. Bulmaca, sorun vb.nin bilinmeyen, gizli noktasını bulup açıklamak, sonuca bağlamak. Bir maddeyi çözücüyle çözündürmek, onun çözeltisini yapmak. Saçı açmak. Düğmeyi iliğinden açmak.

DÜĞÜMSÜZ

Düğümü olmayan.