Kelimeler arşivi içinde; sonunda "üye" olan, toplam 15 adet kelime bulunmaktadır. Sonu üye ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında üye olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde üye olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
BÜLKÜYE, KENDÜYE, SÖNGÜYE, SÜNGÜYE, ZÜLFÜYE
SÜMÜYE, ÜLKÜYE
ÖRÜYE, ÜRÜYE
BÜYE, DÜYE, GÜYE, KÜYE, TÜYE
ÜYE
ÜYE
Herhangi bir topluluğu oluşturan bireylerden her biri, aza. Omurgalılarda, kol ve bacaklar, uzuv.
BÜYE
İri ve zehirli örümcek.
BÜLKÜYE
Şadırvanlarda su çıkan taş, fıskiye.
ÜLKÜYE
Ülkü adına yanlış olarak Arapça dişillik getirilerek elde edilmiş bir isim.
KENDÜYE
Kendisine.
SÜNGÜYE
Ucunda ıslak bez bulunan, fırındaki kızgın külleri süpürmeye yarayan sırık.
ÖRÜYE
Dişi tay.
TÜYE
Deve.
ÜRÜYE
Dişi tay.
KÜYE
Yanık, is.
GÜYE
Güve.
DÜYE
Boğaya gelmemiş iki üç yaşında dişi dana, düve. Yük çeken dişi deve.
SÖNGÜYE
Fırın süpürmeye yarayan, ucunda paçavra bulunan sırık. Fırın süpürmeye yarayan, ucunda ıslak bez bulunan sopa.
SÜMÜYE
Boşuna. Görmeden, bilmeden (karalama için): Sümüye iş dutma.
ZÜLFÜYE
Sevgilinin saçı.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÜYE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BİNİŞ
Binme işi. Üniversite öğretim üyelerinin giydikleri cübbe. Atlı alay. Yüksek aşamalı bilginlerin ve yeniçeri subaylarının giydikleri cübbe. Atlı alayda giyilen giysi.
CEBİRE
Kırık ve çıkık kemikleri yerinde tutmak için kullanılan tahta, mukavva veya tenekeden yapılmış, üzeri sargıyla kaplanan levha, süyek, koaptör. Rayları iki ucundan birbirine bağlamak için kullanılan delikli metal çubuk.
AJANS
Haber toplama, yayma ve üyelerine dağıtma işiyle uğraşan kuruluş. Bu iş kollarının çalıştığı büro. Radyoda haber bülteni.
CÜBBE
Hukukçuların, üniversite öğretim üyelerinin, din adamlarının, mezuniyet törenlerinde öğrencilerin elbise üstüne giydikleri uzun, yanları geniş, düğmesiz giysi.
ACILANMAK
Tadı acı olmak, acılaşmak. Acılı durumda olmak, üzüntüye kapılmak, üzülmek.
AĞITÇI
Ölüye ağıt söylemek için tutulan kimse, ağlayıcı, sagucu, mersiyehan.
ANATOMİCİ
Anatomi uzmanı. Anatomi dersi veren öğretim üyesi.
BURUK
Burulmuş olan. Alınarak küskünlük gösteren, gücenmiş (kimse). Uygun olmayan şartlar sonucu dönerek büyüyen ağacın kerestesi. Tadı kekre olan (meyve).
AYAKLANMAK
Çocuk yürümeye başlamak. Hasta iyileşip yürüyebilir duruma gelmek. Ayağa kalkıp gitmeye davranmak. Toplu bir biçimde zor ve şiddet kullanarak devlet güçlerine karşı gelmek, başkaldırmak, isyan etmek. Uyanmak, uyanıp kalkmak.
BİÇMEK
Belli bir biçim vererek kesmek. Dikilecek kumaşı belli bir ölçüye ve modele uygun olarak makasla kesmek. Değer, paha, fiyat belirlemek. Tahmin etmek, kestirmek. Yaylım ateşiyle öldürmek. Ekin, ot vb.ni orakla, tırpanla, makine ile kesmek.
CUNTACI
Cunta üyesi.
AİDAT
Dernek, kuruluş, kulüp üyelerinin belli sürelerde, belli miktarlarda ödedikleri para, ödenti. Bir hizmet karşılığı sürekli ve düzenli ödenen para. Kesenek.
BELEDİYE
İl, ilçe, kasaba, belde vb. yerleşim merkezlerinde temizlik, aydınlatma, su, toplu taşıma ve esnafın denetimi gibi kamu hizmetlerine bakan, başkanı ve üyeleri halk tarafından seçilen, tüzel kişiliği olan örgüt, şehremaneti. Bu örgütün bulunduğu bina.
APIŞAK
Bacaklarını açarak yürüyen, ayrık bacaklı.
BAZOFOBİ
Sinirsel veya ruhsal bozukluktan ileri gelen yürüyememe hastalığı. Yürürken düşme korkusu.
AYI
Memelilerin etobur takımından, beş parmaklı, tabanlarına basarak yürüyen, yurdumuzda boz türü bulunan, iri gövdeli hayvan, kocaoğlan (Ursus arctos). Kaba saba olan insanlar için kullanılan bir seslenme sözü.
AZA
Üye. Vücut parçası, organ.
ANAYASACI
Anayasayı savunan, anayasadan yana olan (kimse). Anayasa dersi veren öğretim üyesi.
CİZVİT
İsa Derneği denilen bir Hristiyan derneğinin üyesi.
APIŞTIRMAK
Hayvanı çok yorarak yürüyecek güç bırakmamak. Çifte demir atarak döndükçe geminin bir alan içinde kalmasını sağlamak.