ÜTÜ ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "ütü" olan, toplam 34 adet kelime bulunmaktadır. ütü ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu ütü ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ütü olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

ÜTÜLEYEBİLMEK

12 harfli kelimeler

ÜTÜLEYEBİLME

10 harfli kelimeler

ÜTÜZLENMEK, ÜTÜKLENMEK, ÜTÜZDÜRMEK, ÜTÜDDÜRMEK

9 harfli kelimeler

ÜTÜLLEMEK, ÜTÜKYURDU, ÜTÜZLEMEK, ÜTÜLENMEK, ÜTÜLETMEK

8 harfli kelimeler

ÜTÜCÜLÜK, ÜTÜLEMEK, ÜTÜLENME, ÜTÜLETME

7 harfli kelimeler

ÜTÜŞMEK, ÜTÜRMEK, ÜTÜLMEK, ÜTÜZMEK, ÜTÜLEME, ÜTÜKMEK, ÜTÜALTI

6 harfli kelimeler

ÜTÜLEK, ÜTÜLME, ÜTÜSÜZ, ÜTÜĞEN, ÜTÜGEN

5 harfli kelimeler

ÜTÜLÜ, ÜTÜCÜ

4 harfli kelimeler

ÜTÜK, ÜTÜH, ÜTÜT, ÜTÜZ

3 harfli kelimeler

ÜTÜ

Bazı kelimelerin anlamları

ÜTÜ

Genellikle giysilerin buruşukluklarını gidermek için bunların üzerinden geçirilen kızgın demir araç. Bu araçla yapılmış olan iş.

ÜTÜLLEMEK

Yüksekçe bir yerden atlamak.

ÜTÜZLEMEK

Gözetlemek, gizlice izlemek.

ÜTÜZLENMEK

Oyalanmak, işi ağırdan almak: işinin başına gel, orda yok yere ütüzlenme. Yapmak istenmeyen işi unutturmak için zaman geçirmek, oyalanmak.

ÜTÜKLENMEK

Soğuğa dayanamamak. Ürkmek, korkmak. Alışmak, dadanmak. Kuşkulanmak. Birdenbire üşüyüp ürpermek, tüyleri diken diken olmak.

ÜTÜZDÜRMEK

Kumarda oyunu kaybetmesine sebep olmak.

ÜTÜLENMEK

Ütüleme işine konu olmak.

ÜTÜLEYEBİLME

Ütüleyebilmek işi.

ÜTÜLETMEK

Ütülü duruma getirtmek.

ÜTÜDDÜRMEK

Ortalığı yıkıp dökmek.

ÜTÜLEMEK

Ütü ile buruşukluklarını gidermek. Alevde tüylerini veya kabuğunu yakıp gidermek.

ÜTÜLENME

Ütülenmek işi.

ÜTÜCÜLÜK

Ütücü olma durumu.

ÜTÜLEYEBİLMEK

Ütüleme imkânı veya olasılığı bulunmak. Ütülemeyi becermek.

ÜTÜLETME

Ütületmek işi.

ÜTÜKYURDU

Sivas ilinde, Zara ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

  -   -   -  

Anlamında ÜTÜ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÜTÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AKKELEBEK

Hemen bütün meyve ağaçları için tomurcuk düşmanı sayılan, iri ak kanatları kalın, kara damarlı bir kelebek (Aporia crataegi).

ALİZE

Tropikal bölgelerdeki denizlerde bütün yıl süresince düzenli esen rüzgâr.

AKTİNOLOJİ

Güneş ışınlarının hem insan hem de bütün canlılar üzerinde etkisini inceleyen bilim dalı.

AKIŞMA

Akışmak işi. Bir sıraya gelen ses, hece veya kelimelerin birbirleriyle uyuşarak kulağa hoş ve dile kolay gelen bir bütün oluşturması.

AKPAS

Lahana, turp, şalgam, karnabahar vb. bitkilerin kök dışındaki bütün bölgelerine yerleşebilen, özellikle semizotugillerde karşılaşılan yosunumsu mantar (Albugo candida).

AİLECE

Bütün aile ile, ailecek.

AKŞAMLAMAK

Bütün günü bir yerde veya bir işte geçirerek akşama erişmek, akşamı bulmak. Ay dolunay durumundan sonra geç doğmak. Akşamı bir yerde geçirmek.

AMPÜTASYON

Kol, bacak, kulak gibi organların tedavi amacıyla kısmen veya tamamen kesilip çıkartılması. Herhangi bir bütünden bir parça kesme veya koparma.

AİLE

Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Eş, karı. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.

AKSESUAR

Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya.

AKILCILIK

Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm.

ALTIK

Konusu ile yüklemi aynı olan, biri tümel olumlu, biri tikel olumlu; biri tümel olumsuz, biri tikel olumsuz iki önerme arasındaki bağlantı durumu: "Kimi insanlar fânidir" önermesi "Bütün insanlar fânidir" önermesinin altığı olur.

ALACALIK

Alaca olma durumu. Renkli ve renksiz kılların bütün vücutta düzenli bir biçimde dağılmayarak büyük ve küçük parçalar hâlinde birleşmesiyle meydana gelen bir at donu.

AHİLİK

Cömertlik. Kökleri eski Türk törelerine dayanan ve Anadolu'da yüksek bir gelişim gösteren esnaf, zanaatçı, çiftçi vb. bütün çalışma kollarını içine alan ocak.

AKTAR

Baharat veya güzel kokular satan kimse veya dükkân. İğne, iplik, baharat, zarf, kâğıt, tütün vb. satılan dükkân.

ALGI

Bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma, idrak. Kazanç, alacak. Rüşvet. Vergi. Haşhaş sütünü toplamakta kullanılan kaşık.

ALAN

Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.

ALFABE

Bir dilin seslerini gösteren, belirli bir sıraya göre dizilmiş belli sayıda harfin bütünü, abece, yazı. Bir işin başlangıcı. Bir dilin harflerini tanıtarak okuma öğrenmeyi sağlayan kitap.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.